Ön kateşizm
AZİZ PEDERİMİZ
KUDÜS BAŞPİSKOPOSU CYRIL’İN
KATEŞİZM DERSLERİNE ÖN SÖZÜ
İlk Kilise döneminde Vaftize hazırlık belirli aşamalardan oluşuyordu. Hristiyanlığı öğrenmeye yeni başlayan ve Kilise’nin öğretilerini dinleyen kişilere “akroomenos” (ἀκροώμενος), yani “dinleyen” denirdi. Daha sonra düzenli olarak iman eğitimi alan kişiler “katikümen” (κατηχούμενος) olarak adlandırılırdı.
Vaftiz zamanı yaklaştığında, Vaftiz için seçilen ve son hazırlık dönemine giren katikümenlere “aydınlanmaya hazırlanan” veya “fotizomenos” (φωτιζόμενος) denirdi. Çünkü eski Kilise’de Vaftiz aynı zamanda “Aydınlanma” (Φωτισμός) olarak da adlandırılırdı.
Aziz Kudüslü Kirillos’un aşağıdaki Kateşizm Öncesi Konuşması, işte bu son hazırlık dönemine girmek üzere olan kişilere, yani Vaftize hazırlanan katikümenlere hitap etmektedir.
Α´ Artık hepiniz, Aydınmaya hazırlanan (φωτιζόμενοι) arasına katıldığınız için saadetin güzel kokusunu hissettiniz. Artık göksel çelenkler örmek için mânevî çiçekleri topluyorsunuz. Artık Kutsal Ruh’un hoş kokusu esmeye başladı. Artık Kraliyet Sarayı’nın avlusunda bulunuyorsunuz. Allah nasip etsin de, bizzat Kral’ın kendisi tarafından yönlendirilerek sarayın içine de giresiniz. Artık ağaçlar çiçek açtı; Allah nasip etsin ki, aynı zamanda meyveler de oluşsun ve olgunlaşsın. İsimleriniz zaten kaydedildi; sizler artık bu kutsal hizmet için görevlendirildiniz. Gelin odasına ve düğün törenine sizi eşlik edecek kandilleriniz de hazırlanmıştır. İçinizde göksel vatana duyulan güçlü bir arzu vardır. İyi ve samimi bir niyetiniz var; işte size umut veren de budur. “Allah’ı sevenlere her şey hayır için hizmet eder” (Rom. 8,28) diyen kişi asla yanılmamıştır. Allah, lütuf ve iyiliklerini bol bol verir; ancak her birimizin samimi ve içten yönelişini de bekler. İşte bu nedenle Havari Pavlus sözlerini şöyle tamamlamıştır: “Elbette, kendi iradeleri ve samimi yönelişleriyle ilâhî çağrıya layık ve onu kabul etmeye hazır hâle gelenleri kastediyorum.” Öyleyse, senin kendi niyetin ve yönelişin, samimi olduğu zaman, seni seçilmiş ve çağrılmış kılar. Elbette, Aydınmaya hazırlananlar (Φωτιζόμενοι) arasında bulunman, fakat buna uygun bir ruhî hazırlık ve yöneliş içinde olmaman, sana hiçbir şekilde fayda sağlamaz.
B´ Bir zamanlar Büyücü Simun da Kilise’ye geldi ve vaftiz edildi (bkz. Elçilerin İşleri 8,13). Gerçekten vaftiz edildi, fakat aydınlanmadı. Bedeni suya daldırıldı, fakat ruhu Kutsal Ruh tarafından aydınlatılmadı. Bedeni suya daldı ve yeniden sudan çıktı; fakat “ruhu Mesih’le birlikte gömülmedi ve yine O’nunla birlikte dirilmedi” (bkz. Rom. 6,4; Kol. 2,12).
Bak, sana başkalarının nasıl ve nerede düştüklerini gösteriyorum ki, sen de aynı yerlere düşmeyesin. Onların hataları bizim için birer örnek ve ibret olabilir. İşte tam da bu nedenle onların düşüşleri yazıya geçirilmiştir; böylece daha sonra, hatta bugün bile, Kilise’ye yaklaşmak ve vaftiz olmak isteyenlere yardımcı olsunlar (bkz. 1 Kor. 10,11). Öyleyse hiç kimse İlâhî Lütfu sınamaya kalkışmasın.
Uyanık olun ve dikkat edin; sakın içinizde günahın acı bir kökü veya herhangi bir yanılgı filizlenmesin ve bu, ruhsal ilerleyişiniz ve yeniden doğuşunuz sırasında sizin için bir tökezleme ve ayartılma sebebi olmasın (İbr. 12,15; ayrıca bkz. Tesniye 29,17).
Dikkat edin; içinizden biri, kendisine şöyle diyen bir düşünceye uyarak Kilise’ye girip onun bir üyesi hâline gelmesin: “Durup bakalım, imanlılar ne yapıyorlar. Ben de içeri gireyim, orada neler olup bittiğini göreyim ve öğreneyim.”
Bekliyorsun, ey insan, görmek istiyorsun, öyle mi? Seni de göreceklerini anlamıyor musun? Sen Kilise’de olup bitenleri en ince ayrıntısına kadar araştırıp inceleyebileceğini, fakat Allah’ın da senin kalbini araştırıp incelemediğini mi sanıyorsun?
Γ´Kutsal İncil’de anlatıldığı üzere, bir zamanlar bir adam düğün töreninde tam olarak neler olup bittiğini görmek ve öğrenmek istemişti. Bu nedenle, böyle bir törene uygun giysileri olmadığı hâlde, düğün yapılan bir eve girdi, sofraya oturdu ve yemek yemeye başladı. Damat onu fark etti, fakat ona herhangi bir şey söylemeden izin verdi. O hâlde davetsiz misafir, bütün davetlilerin beyaz giysiler giydiğini gördükten sonra, gidip kendisinin de aynı şekilde giyinmesi gerekirdi. Fakat bunu yapmadı. Aksine, herkes gibi yiyeceklerden yararlanıyor, fakat görünüşü ve niyeti bakımından herkes gibi olmuyordu. Damat ise her şeyi bolca hazırlamış ve herkese cömertçe ikram etmiş olmakla birlikte, orada tam olarak neler olup bittiğine karşı kayıtsız değildi.
Damat bütün bölümleri dolaşıp her bir davetliye baktığında —çünkü yalnızca davetlilerin ne kadar ve nasıl yiyecekleriyle değil, aynı zamanda ne kadar düzgün ve uygun bir görünüşe sahip olacaklarıyla da ilgileniyordu— gözü düğün elbisesi giymemiş olan bu yabancıya takıldı ve ona şöyle dedi: “Dostum, buraya nasıl girdin?” (Matta 22,12). Hangi giysilerle? Hangi vicdanla?
Diyelim ki kapıcı seni engellemedi; çünkü damat açık yürekli ve hoşgörülüdür. Diyelim ki ziyafete girerken ne giymen gerektiğini bilmiyordun ve olduğun hâlinle içeri girdin. Girdin, davetlilerin giysilerinin ışıl ışıl parladığını gördün. Peki, gördüklerinden ders alman gerekmez miydi? Yeniden dışarı çıkıp olması gerektiği gibi giyinerek tekrar içeri girmen gerekmez miydi?
Fakat şimdi, olmaman gereken şekilde içeri girdin ki, sana layık görülen şekilde dışarı çıkarılasın. Bunun üzerine damat hizmetkârlarına şöyle emreder: “Buraya bu kadar cüretkârca giren şu ayakları bağlayın. Böyle bayramlı ve sevinçli bir güne uygun giysilerle bedenini giydirmeyi öğrenmemiş olan şu elleri bağlayın. Ve onu dışarı, koyu karanlığa atın” (Matta 22,13). Çünkü o, gelinlik kandillerinin ışığıyla aydınlanmaya layık değildir.
Öyleyse sen de, ey Aydınlanmaya hazırlanan kardeşim, o davetsiz misafirin başına gelenleri gör ve aynı şeylerin senin de başına gelmemesi için kendini koru.
Δ´Bizler, Mesih’in hizmetkârları olarak, herkesin Kilise’ye yaklaşmasına izin verdik. Bir bakıma kapıcı görevini üstlendik ve dış kapıyı ardına kadar açık bıraktık. Böylece, ruhun tamamen kirlenmiş olsa bile, niyetin kötü ve kirli olsa bile içeri girme fırsatına sahip oldun. Sonunda layık görüldün ve Kilise’ye girdin. Vaftiz adaylarının listesine adın yazıldı.
Senden bir ricam var: Lütfen bu kutsal Kilise kurumunu dikkatle incele. Burada düzeni, ibadet usulünü, Kilise’nin imanını ve bilgisini gözlemliyorsun. Kutsal ve ilâhî metinlerin okunmasını, kendilerini Allah’a adamış ruhların varlığını, öğretme yöntemini görüyorsun. Öyleyse bu mekâna saygı göster ve burada gördüklerinden ders al. Eğer fikrini değiştirdiysen, sana henüz fırsat verilmişken şimdi ayrılabilirsin; başka bir zaman Kilise’ye çok daha iyi bir ruhsal hazırlıkla girebilirsin.
Eğer cimriliği üzerine bir giysi gibi geçirmişsen, onu çıkar ve başka bir giysi kuşanarak Kilise’ye gel. Üzerinde taşıdığın bu giysiyi çıkar; saklamaya ve örtbas etmeye çalışma. Lütfen zinanın ve her türlü ahlâksızlığın kirli giysisini üzerinden çıkar. Onun yerine iffetin parlak giysisini kuşan.
Seni şimdiden uyarıyorum; ruhlarımızın Güveyi İsa Mesih henüz buraya gelmeden ve üzerimizdeki giysilere bakmadan önce söylüyorum bunları. Önünde hâlâ çok zaman var. Tövbe etmek için kırk günün var. Sana bolca süre tanınmıştır. Şimdi üzerindeki eski giysiyi çıkarabilir, temizlenebilir ve yeniden, Kilise’ye yaraşır bir giysiyle temiz ve yeni bir şekilde buraya gelebilirsin.
Fakat kötü niyetinde ve tövbesiz hâlinde ısrar edersen, şimdi sana bunları söyleyen ben hiçbir sorumluluk taşımam; sen de İlâhî Lütfu almayı bekleme. Çünkü Vaftiz suyu seni kabul edecek olsa da, Kutsal Ruh seni kabul etmeyecektir.
Yarasının farkına varan kişi, üzerine şifa merhemini koysun. Günaha düşmüş olan ayağa kalksın. Hiçbiriniz Simun’a benzemesin; içinizde hiçbir ikiyüzlülük gizlenmesin ve kalbinizde hiçbir merak duygusu yuva kurmasın.
E´Bu kutsal mekâna başka bir bahaneyle gelmiş olman da mümkündür. Gerçekten de bir erkek, yalnızca eşini kazanmak amacıyla katikümen olabilir. Elbette aynı şeyi kadınlar için de söyleyebiliriz. Yine bazen bir köle, efendisini memnun etmek istediği için katikümen olmuştur. Bir başkası ise arkadaşını memnun etmek istediği için katikümen olmuştur.
Öyleyse seni bir yemle yakalanmış bir balık gibi buraya getiren bir şey olduğunu kabul ediyorum. Başlangıçta niyetin kötü olsa bile seni kabul etmeye razıyım; çünkü biliyorum ki, içinde kurtuluş umudunu beslersen kurtulabilirsin.
Belki nereye geldiğini ve seni içine alan ağın ne olduğunu henüz anlamadın (bkz. Matta 13,47). Kilisenin ağlarına yakalandın. Kendini bu ağların içinde tut. Sakın ayrılma. Seni kendisine çeken olta Mesih’in elindedir. O bunu seni öldürmek için tutmuyor. Dirilmen için ölmen gerekir.
Havari’nin ne söylediğini duydun: “Günah karşısında ölü, doğruluk için ise diri olun” (bkz. Rom. 6,11-13). Öyleyse günaha karşı ölü ol ve doğruluk için yaşa. Daha bugünden itibaren yaşa.
Ϛ´Dikkat et, lütfen gör: İsa sana ne kadar büyük bir değer ve onur kazandırıyor. Daha önce *katikümen* olarak anılıyordun ve anlamadığın şeyleri dinliyordun. Umuttan söz edildiğini duyuyordun, fakat umudun ne olduğunu bilmiyordun. Kutsal Gizemlerden söz edildiğini duyuyordun, fakat bu Gizemleri anlamıyordun. Kutsal Yazılardan ve okumalarından söz edildiğini duyuyordun, fakat onların derin anlamını bilmiyordun.
Artık yalnızca kelimeleri duymuyorsun; onların daha derin anlamına da giriyorsun. Çünkü bundan böyle senin içinde ikamet edecek olan Kutsal Ruh, zihnini ve anlayışını ilâhî bir mesken hâline getirecektir (bkz. Rom. 8,9). Kutsal Gizemlerle ilgili yazılmış olanları işittiğinde, bugüne kadar anlamadığın şeyleri anlayacaksın. Ve sakın aldığın şeyin küçük ve önemsiz olduğunu düşünme. Sen önemsiz bir insansın, fakat ilâhî bir ad kazanıyorsun.
Havari Pavlus’un bu konuda ne söylediğini dinle: “Allah güvenilirdir” (1 Kor. 1,9). Kutsal Yazıların başka ne söylediğini de dinle: “Allah vaat ettiklerinde güvenilirdir ve adildir” (1 Yu. 1,9; ayrıca bkz. Tesniye 32,4).
Mezmur yazarı da bunu önceden görerek ve bir bakıma Allah’ın adına konuşarak —çünkü insanlar İlâhî evlâtlığa kabul edileceklerdi— şöyle diyordu: “Ben dedim ki: Hepiniz ilâhlarsınız ve hepiniz Yüce Allah’ın çocuklarısınız” (Mezmur 81,6). Fakat dikkat et; sakın yalnızca imanlının adını taşıyıp imansızın niyetine sahip olma. Artık stadyuma girdin. Mücadele et. Bu fırsatı bir daha bulamayacaksın.
Eğer kendi düğününü yapacak olsaydın, her şeyi bırakıp düğün sofrasının yiyecek ve içeceklerini hazırlamak için koşmaz mıydın? Şimdi ise ruhunu göksel Güvey’e adamak üzereyken, ruhsal lütufları kabul etmek için bütün dünyevî kaygıları terk etmeyecek misin?
Ζ´İkinci veya üçüncü kez vaftiz olmana izin verilmez. Eğer bu mümkün olsaydı, o zaman şöyle diyebilirdin: “İlkinde başarısız oldum, ikincisinde başaracağım.” Bir kez başarısız olursan, bunu düzeltme imkânın olmaz; çünkü “Bir Rab, bir iman ve bir Vaftiz vardır” (Efes. 4,5). Yalnızca bazı heretikler yeniden vaftiz edilirler; çünkü daha önce aldıkları ilk vaftiz gerçek bir Vaftiz değildi.
Η´Allah bizden başka hiçbir şey istemez; yalnızca iyi ve samimi bir niyet ister. “Günahlarım nasıl silinecek?” deme. Sana cevabım şudur: İrade ve imanla. Bundan daha kısa ne olabilir? Fakat ağzın bunu istediğini söyler, kalbin ise gerçekten istemezse, seni yargılayacak olan Allah aldanmaz; çünkü O, kalpleri bilendir. Daha bugünden itibaren her türlü kötülükten ve günahtan uzaklaş. Ağzından edepsiz sözler çıkmasın. Gözlerin günahkâr şeylere bakmasın; faydasız ve zararlı görüntülere hayranlıkla bakmasın.
Θ´Ayakların, Kateşizm derslerinin yapıldığı yere aceleyle koşsun. Eksorsizmleri büyük bir dikkatle kabul et. Rahip yüzüne üflese ve senden kötü ruhları kovsa bile, bunun senin kurtuluşun için olduğunu bil. Diyelim ki elimizde bakır, kalay, demir ve kurşunla karışmış işlenmemiş altın var (bkz. Hezekiel 22,18) ve biz saf altın elde etmek istiyoruz. Altının bütün diğer maddelerden, ateşe sokulmadan temizlenmesi mümkün müdür?
Ruh için de aynı şey geçerlidir. Ruhun kötü ruhlardan, eksorsizmler olmadan temizlenmesi mümkün değildir. Eksorsizmler ilâhîdir ve Kutsal Yazılardan derlenmiştir.
Yüzün örtülür; böylece zihnin kötü düşüncelere yönelmesin. Ayrıca bir oraya bir buraya bakan gözlerin, yüreğinin dikkatini dağıtıp onu uygunsuz ve boş şeylere sürüklemesin. Gözler örtülü olduğunda ise kulakların kurtuluşa götüren sözleri işitmesine hiçbir engel yoktur.
Nasıl deneyimli kuyumcular, özel ve ince aletlerle ateşe üfleyerek potada bulunan altını karışımdaki diğer metallerden ayırırlarsa, aynı şekilde rahipler de Vaftiz adayı olan bir kimseye eksorsizmleri okurlar. Kutsal Ruh’un nefesiyle, potaya benzeyen beden aracılığıyla Allah korkusunu ruhun içine üflerler ve böylece ruhu başlangıçtaki tabiatına ve işleyişine geri döndürürler. Onun düşmanı olan şeytan kendisinden uzaklaşır; geriye ise kurtuluş ve sonsuz yaşam umudu kalır. Ruh da böylece günahlarından temizlendikten sonra kurtuluşa kavuşur.
Öyleyse kardeşlerim, umut içinde kalalım; kendimizi Allah’a teslim edelim ve umut edelim. Öyle ki, Her Şeye Gücü Yeten Allah, niyetimizi ve samimi yönelişimizi görerek bizi günahlarımızdan temizlesin, gerçekten bu yeni yaşama kavuşacağımıza dair bize güçlü bir umut versin ve bizi kurtuluşa götüren tövbeye layık kılsın.
Seni çağıran Allah’tır ve sen de O’nun çağrısına cevap veren kişisin.
Ι´Kateşizm derslerini sürekli takip et; her ne kadar sözümüzü uzatıp çok şey anlatsak da, zihninin doğru yoldan sapmasına izin verme. Burada düşmanınla savaşmak için silahlar kuşanıyorsun. Heretiklere, Yahudilere, Samiriyelilere ve putperestlere karşı kullanacağın silahlarla donatılıyorsun. Birçok düşmanın var. Öyleyse çok sayıda ok edin. Vurman gereken birçok hedef var; bu nedenle putperesti nasıl teşhir edeceğini, heretiğe, Yahudiye ve Samiriyeliye karşı nasıl mücadele edeceğini öğrenmelisin.
Silahlar hazırdır; dahası, Kutsal Ruh’un kılıcı daha da hazırdır (bkz. Efes. 6,17). İyi ve samimi niyetinin gücüyle sağ elini uzatmalı, Rab’bin ruhsal savaşında mücadele etmeli, karşıt güçleri yenmeli ve her türlü heretik faaliyet ve hile karşısında yenilmez olarak ortaya çıkmalısın.
ΙΑ´Sana ayrıca şu buyruğu veriyorum: Burada işittiğin şeyleri iyice öğren ve bütün hayatın boyunca bunlara bağlı kal. Burada söylenenlerin sıradan konuşmalara benzediğini sanma. Onlar da iyi ve güvenilir sözlerdir; fakat bugün ihmal etsen bile, onlarda söylenenleri daha sonra öğrenebilirsin. Fakat bugün bunları ihmal eder ve burada sürekli işitilen, yeniden doğuş yıkanmasıyla ilgili bu öğretileri zihnine ve kalbine yerleştirmezsen, bunu ne zaman başarabileceksin?
Diyelim ki ağaç dikmek için uygun bir mevsimdir. Eğer şimdi toprağı kazmaz ve derin çukurlar açmazsak, bugün kötü dikilecek bir ağacın daha sonra başarılı bir şekilde dikilmesi nasıl mümkün olabilir? Kateşizmi bir yapıya benzet. Eğer şimdi toprağı kazıp temelleri atmazsak, verdiğimiz bütün emekten hiçbir kazanç elde edemeyiz. Ayrıca daha sonra bütün yapıyı sağlam kuşaklarla birbirine bağlamazsak, herhangi bir zorluk karşısında yapının çökmesini önleyemeyiz.
Taşları taşlara, köşeleri köşelere sırayla bağlamalıyız. Gereksiz olanları da ortadan kaldırarak yapıyı sağlam ve eksiksiz bir şekilde yükseltmeliyiz. İşte burada da sana öğretileri taşlar gibi sunuyoruz.
Sen ise dikkat etmeli ve diri Allah hakkında, Yargı hakkında, Mesih hakkında, Diriliş hakkında ve bundan sonra söylenecek daha birçok konu hakkında öğretilenleri takip etmelisin. Şimdi burada dağınık ve vesile oldukça söz edilen şeyler, daha sonra bir araya getirilmiş ve belli bir düzen içinde sunulacaktır.
Fakat sen bunları birbirleriyle ilişkilendirmez, hem ilk söylenenleri hem de daha sonra söylenecekleri hatırlamazsan, öğreten kişi yapıyı inşa etmiş olacak; senin yapın ise temeli kötü atılmış ve yıkılmaya hazır bir bina hâline gelecektir.
ΙΒ´Kateşizm derslerine katıldığın zaman, biri sana “Kateşistler size ne anlattı?” diye sorarsa, bununla ilgisi olmayan hiç kimseye hiçbir şey anlatma. Çünkü sana bir sır ve gelecek çağın umudunu emanet ediyoruz. Seni bunun karşılığında ödüllendirecek O’nun hatırı için, bu sırrı kendi içinde gizli tut.
Hiç kimse sana, “Benim de bunu öğrenmemde ne sakınca var?” demesin. Hastalar da şarap isterler. Fakat onlara gerektiği gibi davranmadan şarap verirsek, akıllarını kaybetmelerine sebep oluruz. Böylece iki kötülük meydana gelir: Hem hasta mahvolur hem de hekim kötülenir.
Aynı şey katikümen için de geçerlidir. Eğer bir katikümen, imanlı birinden bazı şeyler işitirse, o da kendine hâkimiyetini kaybeder; çünkü bunları anlayabilecek durumda olmadığı için, kendisine bildirilenleri araştırır ve alaya alır. İmanlı ise sırrı açığa vuran bir hain olarak suçlanır.
Sen şimdi imanlılarla imansızlar arasındaki sınırda duruyorsun. Sakın ağzından tek bir söz kaçırma. Burada söylenenlerin değersiz veya önemsiz olduğu için değil; fakat onları işitecek kişinin, bunları kabul etmeye henüz layık olmadığı için.
Bir zamanlar sen de katikümendin; fakat o zaman sana şimdi söylediklerimi söylemedim. Öğrendiklerinin yüceliğini tecrübe ederek kavradığın zaman, katikümenlerin bunları işitmeye henüz layık olmadıklarını anlayacaksın.
ΙΓ´Vaftiz adayları listesine adınızı yazdıran sizler, tek bir annenin, yani Kilise’nin oğulları ve kızları oldunuz. Daha erkenden geldiğinizde ve eksorsizmlerin yapılacağı yerde beklediğinizde, her biriniz ruhen faydalı bir şeyler söylesin. İçinizden biri yoksa onu arayın. Bir ziyafete davet edilmiş olsaydın, diğer davetlileri de beklemez miydin? Bir kardeşin olsaydı, onun iyiliğiyle ilgilenmez miydin?
Faydasız başka şeylerle meşgul olma ve kendi kendine şöyle sorma: “Şehirde bir şey oldu mu? Mahallede bir şey oldu mu? Kral bir şey yaptı mı? Episkopos bir şey yaptı mı? Rahip bir şey yaptı mı?”
Gözlerini göklere çevir. Şu anda senin ihtiyacın olan şey şudur: “Sessiz olun, iç huzurunuza kavuşun ve bilin ki ben Allah’ım” (Mezmur 45,11).
İmanlıların hizmet ettiğini ve başka dünyevî kaygılarla meşgul olmadıklarını görürsen, doğru yolda olduklarını öğren. Onlar kendilerine verilen şeyin farkındadırlar; Lütuf’un içindedirler.
Sen ise hâlâ iki ihtimal arasında bulunuyorsun: Vaftizi kabul etmek veya etmemek. İmanın verdiği kaygısız ve huzurlu yaşamı seçmiş olanlardan yüz çevirme; aksine onların karşısında huşu ve saygıyla dur.
ΙΔ´Eksorsizm yapıldığı sırada, eksorsizmleri alacak olan herkes gelinceye kadar erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla birlikte bulunsun. Burada Nuh’un gemisine ihtiyaç vardır; Nuh oğullarıyla ayrı, eşi de gelinleriyle ayrı bulunsun (Yaratılış 7,7). Çünkü o zaman gemi tek bir gemiydi ve kapısı kapalıydı; fakat içeride düzen vardı.
Şimdi de aynı şekilde. Kilise kapalı olsa ve hepimiz onun içinde bulunsak bile, yine de her şey düzenli, sıralı ve birbirinden ayrılmış olmalıdır. Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla birlikte olsun. Kurtuluş amacı, helâke götüren bir bahaneye dönüşmesin. Elbette iyi ve uygun bir amaç söz konusuysa, erkeklerle kadınlar birbirlerine yakın oturabilirler; ancak tutkular uzakta dursun.
Ayrıca erkekler bir araya geldiklerinde, yanlarında ruhen faydalı bir kitap bulundursunlar ve içlerinden biri okusun, diğerleri de dinlesin. Uygun bir kitap yoksa, biri dua etsin, diğeri ise faydalı ve ruhen yapıcı bir şeyler söylesin.
Kızların topluluğu da aynı şekilde davransın. Faydalı bir konu hakkında konuşsun, ilâhiler söylesin veya alçak sesle okusun. Dudakları hareket etsin, fakat sesleri yanlarındaki kişiler tarafından duyulmasın. Çünkü kadınların Kilise’de konuşmalarına izin verilmez (bkz. 1 Kor. 14,34; 1 Tim. 2,12).
Evli Hristiyan kadınlar da aynı şekilde davransınlar. Sessizce, fısıltıyla dua etsinler ve sesleri duyulmasın (bkz. 1 Samuel 1,13). Böylece Allah duanı kabul edecek, sana Samuel’i bağışlayacak ve kısır ruhun kurtuluşu doğuracaktır. Çünkü Peygamber Samuel’in doğumunun simgesel anlamı tam olarak budur (bkz. 1 Samuel 1,20).
ΙΕ´ Her birinizin özenini ve gayretini görmek istiyorum. Dilerim Allah’a olan imanlı ve huşû dolu ibadete ateşli bir arzu ve gayretle yönelirsiniz. Ruhunuz tunç gibi sağlam olsun. İmansızlığın sertliğini çekiç darbeleriyle dövün; demirin dövülmesi sırasında üzerindeki bütün gereksiz unsurlardan arındırılması gibi, siz de bütün gereksiz şeyleri üzerinizden atın. Üzerinizde yalnızca temiz ve saf olan kalsın. Demirin pası dökülsün ve geriye temiz maden kalsın.
Öyle bir zaman gelecek ki Allah size, gündüz gibi aydınlık olacak o karanlığı gösterecek. Bunun hakkında şöyle denmiştir: “Karanlık bile Senin için karanlık değildir; gece gündüz gibi aydınlanır” (Mezmur 138,12).
O zaman her biriniz için, kadın ve erkek, Cennet’in kapısı açılacaktır. O zaman güzel kokulu ve Mesih’i taşıyan sulardan tadacaksınız. O zaman size “Hristiyanlar” denilecek ve Allah’ın insanın içinde nasıl etkin olduğunu gerçekten hissedeceksiniz.
Şimdiden açıkça tasavvur edebilir ve gökyüzünde kutsal Meleklerin topluluklarını görebilirsiniz. Her Şeye Gücü Yeten Allah’ı tahtında otururken, O’nun Biricik Oğlu’nu sağında ve Kutsal Ruh’u da Baba ve Oğul’la birlikte görebilirsiniz. Aynı zamanda Tahtlar ve Egemenlikler gibi melekî toplulukların litürjik hizmetlerini yerine getirdiklerini görebilirsiniz. Ve her biriniz kurtuluşun tadına varacaksınız.
Şimdiden kulaklarınızda, kurtuluşunuz gizemli bir şekilde tamamlandığında Meleklerin söyleyeceği sevinçli ilâhi yankılanabilir:
“Ne mutlu, günahları bağışlanan ve suçları örtülen kişiye!” (Mezmur 31,1). İşte o zaman, yıldızlar gibi, sevinçli ve ışıldayan bir yüzle ve aydınlık bir ruhla Kilise’nin içine yönlendirileceksiniz.
ΙϚ´Sizi bekleyen Vaftiz ne büyük bir nimettir! Esirler için fidyedir. Günahların bağışlanmasıdır. Günahın ölümüdür. Ruh için yeniden doğuştur. Işıklı bir giysidir. Kutsal ve silinmez bir mühürdür. İnsanı göğe götüren bir araçtır. Cennet’in saadetinin gerçek tadına varmaktır. Göklerin Egemenliği’ni ruhumuza yerleştirir. Evlatlığa kabul edilme lütfudur.
Fakat Vaftiz yolunda korkunç bir ejderha pusu kurmuş bekliyor. Dikkat et; seni ısırıp imansızlığın zehriyle zehirlemesin. O kadar çok insanın kurtulduğunu görüyor ve kimi yutacağını bulmak için etrafta dolaşıyor (bkz. 1 Petr. 5,8). Sen ruhların Babası’na doğru ilerliyorsun (bkz. İbr. 12,9); fakat yol üzerinde ejderhayla da karşılaşıyorsun. Öyleyse onunla nasıl mücadele edeceksin?
“Ayaklarına sana kolaylık sağlayacak sandallar giy. Nasıl savaşçı zırhlı ayakkabılar giyiyorsa, sen de esenlik Müjdesiyle donanmış olmalısın” (Efes. 6,15).
Ruhunda imanı sarsılmaz biçimde koru; onu son derece güçlü bir temel ve dayanak gibi sağlam tut. Böylece düşmanın tuzaklarından kurtulup Rab Mesih’e ulaşabilirsin. Yüreğini, Kutsal Gizemlerin öğretisini ve onlarla birleşmeyi sevinçle kabul etmeye hazırla.
Daha sık dua et ki Allah seni göksel ve ölümsüz Gizemleri tanımaya layık görsün. Ne bir anı, ne bir günü, ne de bir geceyi boşa geçir. Uykudan gözlerini açar açmaz zihnini duayla meşgul et.
Ruhunda herhangi bir çirkin düşüncenin yükseldiğini görürsen, kurtulmak için Yargı’yı hatırla. Zihninle gerçeğin derinliklerine in ki uygunsuz ve faydasız şeyleri unutabilesin.
Eğer biri sana şöyle derse: “Suya girip vaftiz mi oluyorsun? Şehirdeki hamamlar mı tükendi?” bil ki bunları sana deniz ejderhası (bkz. Yeşaya 27,1) kuruyor. Ejderhanın ağzına değil, Allah’ın işlerine dikkat et. Öyleyse ruhunu her şekilde koru ki esir alınmasın. Böylece umut içinde kalarak sonsuz kurtuluşun mirasçısı olmaya layık görülesin.
ΙΖ´Bizler, insanlar olarak, bunları size öğütlüyor ve öğretiyoruz. Siz ise dikkat edin; yapınız için size verdiğimiz bu malzemeleri saman, kamış ve kuru ot hâline dönüştürmeyin. Öyle ki, Kateşizminizin eseri Allah tarafından sınandığında, biz zarara uğramış olmayalım. Size verdiğimiz malzemeyi öyle değerlendirmeye çalışın ki, yargı günü geldiğinde altın, gümüş ve değerli taşlar kadar kıymetli olduğu ortaya çıksın (bkz. 1 Kor. 3,12-15).
Benim görevim öğretmektir; senin görevin ise iyi ve samimi bir niyet göstermektir; senin kurtuluş eserinin tamamlanması ise Allah’ın işidir.
Uyanalım. Ruhumuzu sağlamlaştıralım. Yüreğimizi hazırlayalım. Ruhumuz için koşuyoruz (bkz. Özdeyişler 7,23). Sonsuz nimetleri umut ediyoruz.
Allah kudretlidir. O, yüreklerinizi bilir ve içinizden kimin samimi, kimin ikiyüzlü olduğunu çok iyi bilir. Samimi olanı koruyabilir; ikiyüzlü olanı da samimi ve güvenilir hâle getirebilir. Çünkü Allah, imansız olanı bile imanlı hâle getirebilir; yeter ki imansız kişi kendi iradesini ve yüreğini Allah’a teslim etsin.
Dileriz Allah günahlarınızın el yazısıyla yazılmış senedini ortadan kaldırsın (bkz. Kol. 2,14). İlk günahlarınızı unutup sizi Kilise’ye diksin ve sizi Kendi ordusuna asker olarak kabul ederek doğruluğun silahlarıyla kuşandırsın (bkz. 2 Kor. 6,7).
Dileriz ayrıca Yeni Antlaşma’nın vaatlerinin gerçekleşmesini size bağışlasın ve sizi Kutsal Ruh’un silinmez mührüyle sonsuza dek mühürlesin.
Bütün bunlar, Rabbimiz İsa Mesih’in lütfuyla olsun. Ebedî yücelik O’na aittir. Âmin.


