Yaşayan ben değil, içimde Mesih yaşıyor
- YASANIN LANETİ
Bugün, Kutsal ve Yaşam Veren Haç’ın evrensel Yüceltilişi Bayramı’ndan sonraki Pazar gününde, Apostolos okumasında (Havarilerin Mektuplarından alıntılanan okuma) Aziz Pavlus, Eski Ahit’in Yasası ile çarmıha gerilmiş Rabbin kurtarıcı kurbanından doğan Mesih’teki yeni yaşam arasında bir karşılaştırma yapmaktadır.
Öncelikle Havari Pavlus, kendisine birçok kişinin yönelttiği ciddi bir soruya cevap vermektedir. Şaşkınlıkla ona şöyle soruyorlardı: «Eski Ahit’in Yasası’nı neden terk ettin? Neden onun törensel hükümlerini yerine getirmiyorsun?» Mesih’in Havarisinin cevabı ise şöyleydi: «İnsan, Musa Yasası’nın törensel hükümlerini yerine getirmekle kurtulmaz; Mesih İsa’ya iman ile kurtulur.»
Peki, Mesih’in Havarisinin Musa Yasası’nın bu yetersizliğini gerekçelendirmesi nasıldır?
İlk olarak, bunu Mezmurlar kitabından aldığı bir delille açıklar. Orada, hiçbir insanın yalnızca Yasa’nın işlerini yerine getirmiş olması sebebiyle kurtulamayacağı belirtilmektedir. Ayrıca Aziz Pavlus, Yeni Ahit’i teslim eden Mesih’in kendisinin, bizi Yasayı bırakmaya yönelttiğini; insanın artık Yasa’nın törensel hükümlerini yerine getirerek değil, Mesih’in çarmıhtaki kurbanı aracılığıyla kurtulduğunu öğretmektedir.
Ancak Havari’nin temel düşüncesi şudur:
Eski Ahit Yasası, bütün buyruklarının hiçbir sapma olmaksızın yerine getirilmesini emretmekte ve hükümlerinin tamamını eksiksiz yerine getirmeyen kişiyi lanet ve ölümle cezalandırmaktadır. Fakat bütün bunları yerine getirebilecek tek bir insan var mıdır?
Öyleyse, hiç kimse Musa Yasası’nın bütün hükümlerini eksiksiz olarak yerine getiremeyeceğine göre, hepimiz Yasa’nın ölüm getiren laneti altında cezalandırılmış ve onun karşısında ölmüş bulunuyoruz. Dolayısıyla Yasa açısından artık kurtuluş umudunu kaybetmiş durumdayız.
Üstelik hepimiz ölü olduğumuza göre, ölüler olarak onun buyruklarına artık itaat edemeyiz. Ölüler olarak onun köleliğinden özgür kılınmış olduk.
Böylece Yasa, kurtuluşa götürmediği için hem uygulanamaz hem yetersiz hem de sonuçsuz kalmaktadır.
- MESİH’TEKİ YENİ YAŞAM
Kutsal Havari bundan sonra, Mesih’te çarmıha gerilmiş yeni yaşamın sırrını kendi kişisel tecrübesi aracılığıyla bize anlatmaktadır.
Artık yalnızca Yasa için değil, dünyaya ait olan her şey için de öldüğünü söylemektedir. Çünkü Mesih’in çarmıhtaki ölümüne ortak olmuştur.
Artık kendisi, yani içinde bulunan eski insan yaşamamaktadır; fakat onun içinde Mesih yaşamaktadır. Sürdürdüğü bu bedensel yaşamı ise, kendisini seven ve kurtuluşu için kendisini teslim eden Tanrı Oğlu’na iman tarafından yönetilerek yaşamaktadır.
Öyleyse biz de birkaç satır içerisinde, kutsal Havari’nin sözlerinde ortaya çıkan Mesih’teki bu yeni yaşamın sırrını mümkün olduğunca izlemeye çalışalım.
Mesih’teki yaşamı yaşamak isteyen her Hristiyan, kendi içinde bir ölüm ve bir diriliş yaşar.
Kutsal Vaftiz aracılığıyla eski insanı öldürür ki yeni insan yaşasın. Günaha ve dünyaya karşı ölür ki Mesih’in lütfu onu diriltsin. Tutkularını çarmıha gerer ki kutsallık ve Tanrı’ya adanmışlıkla yeni bir yaşam, yepyeni bir hayat yaşayabilsin.
Kendi nefsini ve kendi yaşamına ait olan her şeyi reddeder ki Mesih’teki gizemli yaşam kendi içinde yaşasın.
Artık Mesih onun ruhuna hükmeder ve onu Tanrı’nın ilahî iradesine doğru yönlendirir. Böylece imanlının kendi iradesi ölür; çünkü Mesih’in iradesi onun yaşamını yönetmektedir.
Böylece insan doğal yaşamdan Mesih’teki yaşama geçer.
Yaşar, fakat artık yaşayan kendisi değildir.
Kilisemizin Kutsal Gizemleri aracılığıyla Mesih’in lütfunun etkinliği içinde yaşar. Tanrı’nın sureti olarak, yavaş yavaş arınır ve «Tanrı’ya benzerliğe» yaklaşır. Artık aslına, yani bizzat Mesih’e benzeyen temiz bir suret hâline gelir.
İçinde yavaş yavaş Mesih şekillenir; Mesih onda biçim kazanır.
Ruhu Mesih’in bir meskenine dönüşür.
Artık imanlı yalnızca Mesih için veya Mesih ile birlikte yaşamaz; Havari Pavlus’un söylediği gibi, imanlının içinde bizzat Mesih yaşar.
Artık imanlı konuşmaz, kendisi düşünmez, kendisi hareket etmez; onun ruhunda Mesih yaşar ve etkin olur. Artık onun ruhunda her şeyi Mesih gerçekleştirmektedir.
İnsanın zihni, kalbi ve bütün varlığı sürekli olarak Tanrı’nın temaşasına, Mesih’in kendisini kurtuluşu için ölüme teslim ederek gösterdiği sevginin harikalarının farkındalığına yönelir.
Biz de bu akıl ve sözle kavranamaz Mesih’teki yaşamı arzulayalım.
Fakat yalnızca hayranlıkla veya arzuyla yetinmeyelim. Aksine, her gün süren bir yaşam ve ölüm mücadelesi verelim:
«Ta ki Mesih sizde biçim buluncaya kadar.»


