Aziz Kosmas ve Damianos Gӧnüllü Şifacıları Anma Günü
APOSTOLOS OKUMASI 1. Korintliler 12,27–13,8
- En değerli ruhsal armağan
Bugünkü Apostolos okuması, anısını kutladığımız Aziz Kosmas ve Damianos Anargiros’un onuruna okunmaktadır. Bu okuma, Elçi Pavlus’un Korintlilere Birinci Mektubu’nda kaleme aldığı muhteşem sevgi ilahisinin bir bölümünü içermektedir.
Tanrı esinli Elçi Pavlus, öncelikle Tanrı’nın imanlılara verdiği ve Kilise’nin bedenine hizmet etmelerini sağlayan çeşitli ruhsal armağanlardan söz eder. Peygamberlik, öğretme, güçsüzleri koruyup gözetme ve Kilise’yi yönetme bunlardan bazılarıdır. Pavlus bizi, gösterişli ve dikkat çekici armağanlara imrenmek ve bunların peşinden koşmak yerine, Kilise’ye ve imanlılara daha çok yarar sağlayan armağanları aramaya teşvik eder. Sonunda ise bütün armağanların en yücesine ve en değerlisine, yani sevgi armağanına dikkat çeker; ardından sevginin değerini ve özelliklerini açıklar.
İnsan, diğer bütün armağanlara en üstün ölçüde sahip olsa bile sevgiden yoksunsa bunların kendisine hiçbir yararı olmaz.
Öyleyse sevgi, erdemlerin kraliçesidir.
Belirttiğimiz gibi, bu Apostolos okuması Aziz Kosmas ve Damianos Anargiros’un anısına okunmaktadır. Çünkü onların en belirgin özelliği sevgiydi.
Bu seçkin ve saygın hekimler, Tanrı’dan, bilimin çaresiz kaldığı durumlarda bile her türlü hastalığı mucizevi biçimde iyileştirme özel armağanını almışlardı. Üstelik hastalara hiçbir ücret almadan hizmet ediyorlardı. Yalnızca tedavi karşılığında para almamakla kalmıyor, yoksul ve hasta insanlara maddi yardımda da bulunuyorlardı.
Kilisemiz bu nedenle onlara Anargiros (gӧnüllü şifacılar) unvanını vermiştir. Çünkü acı çeken insanlara karşılıksız hizmet ediyorlardı. Bu, sevgi uğruna kendilerini feda etmeleriydi.
Azizler, örnek yaşamlarıyla bize sevginin en yüce armağan ve en değerli erdem olduğunu öğretiyorlar.
Biz de içinde yaşadığımız çevrede bu erdemi geliştirmeye gayret etmeliyiz.
- Sabır, sevginin bir özelliğidir
Apostolos okumasının devamında Elçi Pavlus, gerçek ve içten sevginin özelliklerini anlatır. Bunlardan biri de sabırdır. Tanrı esinli Elçi şöyle yazar:
«Sevgi her şeye katlanır.»
Yani seven insan, başkalarının kusurları ve zayıflıkları karşısında sabırlı davranır.
Sabır gerçekten de vazgeçilmezdir. Çünkü hepimizin zayıf yönleri, eksiklikleri, kusurları ve kendine özgü huyları vardır. Hiç kimse kusursuz değildir. Örneğin, bir insan çabuk öfkelenir ve öfkesini ailesinden çıkarır. Bir başkası hiçbir şeyden memnun olmaz, her şeyden şikâyet eder. Bir diğeri karamsardır, her şeyi olumsuz görür. Bir başkası ise çok konuşur, bir türlü susmak bilmez.
Başkalarının bu tür kusurları bazen bizi zorlar, yorar ve üzer.
Zamanla bunlar gerginliklere ve anlaşmazlıklara, hatta insanların birbirlerinden iyice uzaklaşmalarına yol açabilir. Ne yazık ki günümüzde birçok aile, eşlerin birbirleriyle anlaşamaması yüzünden dağılıyor! Bazen kardeşlerin arası açılıyor ve birbirleriyle konuşmaz oluyorlar. Bazen de yıllar süren dostluklar, önemsiz nedenlerle sona eriyor. Bütün bunların temelinde çoğu zaman sabırsızlık yatıyor.
Oysa insanlarla uyum içinde yaşayabilmemiz için onlara karşı sabırlı olmamız gerekir. Elçi Pavlus başka bir yerde bizi şöyle teşvik eder: «Birbirinizin yükünü taşıyın» (Galatyalılar 6,2).
Yani birbirimizin kusurlarına ve eksikliklerine sabırla katlanmalıyız. Başkalarının zayıflıklarına anlayış ve şefkat göstermeli, onları yumuşak huylulukla karşılamalıyız.
Sabırlı olmalıyız; öfkeyle tepki vermemeli, sürekli şikâyet edip söylenmemeliyiz.
«Sevgi her şeye katlanır.» Bunu da bilinçli bir şekilde, yürekten ve metanetle yapar.
İşte o zaman evimizde barış, işimizde huzur, ailemizde birlik, ruhumuzda ise sevinç olur. Birbirimizin zayıflıklarına sabırla katlandığımızda ilişkilerimiz uyumlu, yüreklerimiz de birbirine bağlı olur.
Sabır, sevginin varlığını ortaya koyar. Çünkü gerçek ve içten sevginin ayırt edici özelliklerinden biri sabırdır. Başka bir deyişle, sabrın olmadığı yerde gerçek sevgiden söz etmek mümkün değildir. Yakınlarımızı gerçekten sevip sevmediğimizi anlamak için kendi davranışlarımıza da bu açıdan bakmalıyız.
Gӧnüllü Şifacıların şefaatleriyle, biz de yakınlarımızla birlikte çalışırken veya bir arada yaşarken karşılaştığımız güçlükler karşısında sabırlı olalım. Sonuna kadar sabredelim ki göğün dalgasız limanında, Tanrı’nın Egemenliği’nde Azizlerimizle buluşmaya layık görülelim. Çünkü Rab şöyle vaat eder: «Sonuna kadar dayanan kurtulacaktır» (Matta 24,13). Yani sonuna kadar sabreden kişi kurtuluşa erişecektir.


