/ Pazar Vaazlarι / On cüzamlının iyileştirmesi

On cüzamlının iyileştirmesi

 

 

  1. İTAAT YOLUNDA

 

Samiriye’de bir köyün dışında, diğer insanlardan uzak bir yerde, on cüzamlı yavaş yavaş ölüyordu. Bedenlerinde açıkça görülen çürüme, gözlerinde derin bir keder taşıyan on iskelet hâline gelmiş canlı ölü.

 

Ama bir gün, diğer günlerden farklı bir gün olur. Hayatlarında bir şey değişir. Rab, yakın bir köyü ziyaret etmek üzere onların bulundukları bölgeden geçmektedir. Onlar da O’nu uzaktan görünce umutla O’na doğru koşarlar. Elbette Yasa, sağlıklı insanlara yaklaşmalarını yasaklıyordu. Bu yüzden güvenli bir mesafede dururlar ve oradan Rab’be yalvarırcasına, ellerinde kalan son güçle bağırmaya başlarlar: “İsa, Efendimiz, bize merhamet et!” Öğretmen, bize acı, bizi ezen bu korkunç hastalığı iyileştir.

 

Rab ise sevgi ve şefkatle onlara şöyle der: “Gidin, kendinizi kâhinlere gösterin, iyileştiğinizi onaylasınlar.” On cüzamlı, Rab’bimizin bu çağrısına hiç tereddüt etmeden itaat ederek hemen koşmaya başlarlar. Ruhlarında daha önce hiç tatmadıkları bir güç, eşsiz bir umut vardır. Ve daha varacakları yere ulaşmadan, koşarlarken üzerlerinde sarsıcı bir şey hissederler. Bedenlerinde bir şey değişir, hayatlarında bir şey değişir: yaralar ve acılar yok olur, korkunç hastalıktan iyileşirler. Mucize gerçekleşmiştir. Rab’bin buyruğuna gösterdikleri sarsılmaz itaatle gerçekleşen mucize.

 

Gerçekten de on cüzamlının itaati hayranlık vericidir. Hiç tereddüt etmeden hemen itaat ederler. Daha bedenlerinde bir iyileşme görmeden O’nun sözlerini yerine getirirler. Ve kâhinlere varmadan önce iyileşirler. İtaat yolunda iyileşirler. Rab’be olan itaatleri, kurtuluşlarının yolu olur.

 

Bizim için de durum aynıdır. Tanrı’nın isteğine itaat, kendi kurtuluşumuzun, sonsuz yaşamın tek yoludur. İtaatsizlik ise bizi ruhsal ölüme sürükleyen aşağı doğru giden tek yönlü bir yoldur.

Elbette Tanrı’nın isteğini her zaman gönülden kabul etmek kolay değildir. Ruhani babamıza gideriz, bir vaaz dinleriz, Tanrı’nın sözünü okuruz. İncil’in bazı buyrukları bize zor, hatta imkânsız görünür. Mantıksız göründüğünde ve  bize bedel ödettiğinde, tam da o zaman itaatin bir karşılığı vardır. İşte o zaman, bugünkü İncil okumasında olduğu gibi Tanrı’nın bereketi gelir, işte o zaman mucize gerçekleşir.

 

 

  1. ŞÜKRAN YOLUNDA

 

Cüzamlılar iyileştiklerini fark eder etmez dağılıp gittiler. Sadece biri, üstelik Yahudi değil, bir Samiriyeli, kendisine iyilik edeni hatırladı. Geri döndü ve Rab’bi yeniden gördüğünde, şükranla yüzüstü yere kapandı. Rab’bimizin ayaklarının dibinde, bütün gücüyle O’na bu büyük mucize için şükretti. Rab o zaman Samiriyeliye şöyle sordu: “On kişi temizlenmedi mi? Öteki dokuzu nerede?” On cüzamlı da iyileştirilmedi mi? Geri kalan dokuzu nerede? Bu yabancı Samiriyeli’nin yaptığı gibi geri dönüp Tanrı’ya şükretmek bu kadar mı zordu?

Ve Rab, Samiriyeli’nin şükranını ödüllendirmek için ona şöyle der: “Kalk ve yoluna git. İmanın seni kurtardı.” Yalnızca bedeninin cüzamından değil, günahın ruhsal cüzamından da.

 

Gerçekten de olayların sonucu beklenmediktir. On kişiden yalnızca biri, yabancı olan, iyileştikten sonra evine, sevdiklerine koşmaz ama bütün ruh gücüyle Rab’be şükretmek için geri döner. Peki ya diğer dokuzu? Önceki acı dolu feryatlarını ne kadar çabuk unuttular! Hastalık üzerlerinden kalkar kalkmaz, kendilerine iyilik edeni hemen unuttular!

 

Ne yazık ki benzer bir durum sık sık bizim de başımıza gelir. Denemeler, sıkıntılar, hastalıklar ve problemler gibi hayatımızın zor anları bizi kuşattığında kaygıyla kiliselere koşar, içtenlikle dua eder, büyük mumlar yakar, Tanrı’nın merhametini isteriz. Ama Tanrı sorunumuza bir çözüm verdiği anda, mutluluğun ateşi içinde ruhsal bir hafıza kaybına uğrarız. Bizi bu korkunç durumdan yalnızca O’nun kurtardığını unuturuz. Cömert Tanrı’nın bizi her gün sayısız lütufla bereketlemeye devam ettiğini unuturuz.

 

Öyleyse gelin, biz de önceleri cüzamlı olan Samiriyeli ile beraber şükran yolunda, bizi Tanrı’ya geri götüren yolda birlikte koşalım. Bunu yalnızca biçimsel bir görev olarak değil, ruhumuzun derin bir ihtiyacına cevap vererek yapalım. Kalbimizin derinliklerinden, İyilik Edenimiz Mesih’e durmadan şükredelim. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm iyilikleri için, dünyanın kuruluşundan bugüne kadar bizim için ve uğrumuza yaptığı açık ve gizli tüm lütufları için.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

On cüzamlının iyileştirmesi