/ Pazar Vaazlarι / Samariyeli kadın Pazarı

Samariyeli kadın Pazarı

  1. MESİH SUSUZ

Rabbimiz, öğlenin tam ortasında, yorgun argın, Samiriye şehri Syhar’ın yakınına ulaşır. Yakup’un kuyusunun yanı başına tek başına oturur. Az sonra oraya, su almak için testisiyle bir Samariyeli kadın yaklaşır. Ne var ki Rabbin; bir Yahudi olarak kendisinden, bir Samariyeli kadından, içmek üzere biraz su istemesini duyunca tam anlamıyla şaşırıp kalır.

Peki Rab neden ondan su ister? Kuşkusuz Rab, tam ve kâmil bir insan da olduğu için, bu denli yolculuktan sonra susayacak olması son derece normal. Ancak Rab aynı zamanda bu doğal susuzluk duygusunu, Samariyeli kadınla söyleşiye girmek için bir fırsat olarak değerlendirir. Böylece Rab, son derece doğal bir şeyden başlayarak sohbeti, büyük sırların açıklanmasına doğru adım adım yükseltir.

Rab özünde şunu bilir: Samariyeli kadın, farkında olmaksızın, kutsal, ruhsal ve dinmez bir susuzlukla susamaktadır. Buna karşın Rab, bizzat susayan kişinin konumunu üstlenir ve doğal suyu ister — zira ona bundan çok daha üstün bir şey sunmak ister: ruhsal suyu, yani «Yaşam suyunu». Bir iletişim yolu açmak, onun kalbinin kilidini çözmek ve onu merhamete sarmak için bizzat kendisi alçalır. Rab bize böylece şunu öğretir: Biz de «Yaşam suyuna» susamış çevremizdeki insanlara yardım etmek istediğimizde alçakgönüllü olmalı, ortak iletişim noktaları bulmalı, öteki insanlara hizmet etmeli ve bu suretle onlara yaklaşıp onlara yarar sağlamalıyız.

  1. HAYAT SUYU

Bu son derece doğal diyalog içinde Rab, yalnızca kendisinin «diri suyu» sunabileceğini açıklar. Peki bu «Hayat suyu» nedir? Maddi bir su elbette değildir. «Hayat suyu», Kutsal Allah’ın lütfudur; bu lütuf canımızı doldurduğunda bize huşu sağlar. Bu lütuf, Allah’ın semavî tahtından akan tükenmez nehirdir. Kalbimizin bütün özlemlerini ve ihtiyaçlarını gideren hayat veren kudrettir. Kilisemizin kutsal sırları (sakramentleri) ve Allah’ın kelâmı aracılığıyla her birimize aktarılır. İlahî lütfun bu suyu bizi her günah kirinden arındırır; içimizdeki tutku alevini söndürür; canımızın kuruluğunu ve verimsizliğini tedavi eder. Canımızı doyurur, onun dizginlenemez ruhsal susuzluğunu görünmez ve sırlı bir biçimde doyurur.

  1. ÖNCE VICDAN

Rab, kadına hayat suyunu sunmadan önce kocasını çağırmasını ister. Zira kadına Allah’ın lütfunu sunmadan evvel onu günahkârlığının idrakine, pişmanlığa ve tövbeye yöneltmek istemektedir. Hayatının gizli yanlarını açığa çıkarır, kararsız dünyasının üzerindeki örtüyü kaldırır ki onu düzeltebilsin. Tövbesini kışkırtmak için vicdanının derinliklerini aralıklar. Önce vicdanının uyanması, günahın gizli çıbanının deşilmesi gerekiyordu. Ancak o zaman Samariyeli kadın, Allah’ın lütuf ilacını kavrayabilirdi. Demek ki lütfun sularını arayanlar şunu bilmelidir: bu suların ilk damlaları tövbe gözyaşlarıdır.

  1. HAKİKİ İBÂDET

Bütün bu söyleşi, Rab Allah’a ibadetle ilgili en yüce gerçekleri bizlere açıklaması için bir vesile olur. Rab der ki: Allah’a ibadet için özel ve biricik yerler yoktur. Allah’a «ruh ve hakikat içinde» ibadet etmek gerekir. Peki bu ne anlama gelir? Şu anlama gelir: Allah’a yalnızca dışarıdaki törenlere riayet ederek değil, her şeyden önce kalbimizin içten yanışıyla kulluk ederiz. Elbette Mesih, dışsal ibadeti de reddetmez. İnsan, ruh-beden bütünlüğünde bir varlık olduğu için hem ruhuyla hem de bedeniyle Allah’a kulluk eder; zira ibadet tüm tabiatımızı Allah’a sunmaktır. Dışsal ibadet tezahürleri de zorunludur. Ancak bunlar gösterişli ya da ikiyüzlü olmamalı; kalbimizin içsel alevinin bir yansıması olmalıdır. Kalbimizin gizli sunağında icra edilen sırlı kulluktan haber vermelidirler.

Yani Allah’a içsel sıcaklıkla, canımızın bütün güçlerinin katılımıyla ibadet etmeliyiz. Her şey Kutsal Allah’a ibadete adanmış olmalıdır: vicdanımız O’nun kutsiyeti önünde uyanmalı; aklımız O’nun ilahî gerçeklerine gömülmeli, hayal gücümüz O’nun ilahî güzelliğine büyülenmeli; kalbimiz O’nun sevgisine esir düşmeli, irademiz tam anlamıyla O’nun ilahî iradesine boyun eğmeli. O zaman Allah ibadetimizi «güzel kokulu buhur» olarak kabul edecek ve bizi yeryüzü melekleri, semavî insanlar ve ilahî tabiatın paydaşları olmaya layık kılacaktır.

 

Samariyeli kadın Pazarı