/ Pazarın Sesi / İnsan avcıları

İnsan avcıları

  1. ÇAĞRININ VAKTİ

Rab, Celile Gölü’nün kıyısında yürürken iki kardeşle, Petrus ve Andreas ile karşılaşır. Onlar balıkçıydılar ve ağlarını göle atıyorlardı. Rab onlara şöyle der:

“Ardımdan gelin, sizi insan avcıları yapacağım.”

Onları balık avcılığından insanları Tanrı’ya kazanan ruhsal avcılar olmaya çağırır.

Elbette bu çağrı birdenbire gerçekleşmedi. Rab onları ilk kez o gün görmüyordu. Daha önce de, ilk öğretmenleri olan Vaftizci Yahya henüz tutuklanmadan önce onlarla karşılaşmıştı. O zaman bu iki balıkçı Mesih’i tanımış, O’nunla konuşmuş ve ilk karşılaşmalarında büyük bir heyecan duymuşlardı.

Fakat bir süre sonra Rab yanlarından ayrıldı ve onlar O’nun izini kaybettiler. Daha sonra Vaftizci Yahya Hirodes tarafından hapsedilince iki balıkçı öğretmensiz kaldı. Bunun üzerine memleketlerine dönerek yeniden balıkçılık mesleğini sürdürmeye başladılar.

Bütün bunlardan sonra Rab tekrar onların yanına gelir. Onları terk edilmiş ve yardımsız bırakmaz. Yeniden gelip onları kutsal bir göreve, öğrencisi olmaya çağırır.

Onları bir süre yalnız bırakmıştı. Kim bilir bu süre içinde zihinlerinden ne kadar yüce ve göksel düşünceler geçmiş, kalplerinde ne kadar kutsal özlem ve arzular filizlenmişti! Rab ise her şeyi bilir. Onların Mesih’e ve O’nun Krallığına olan sevgilerini, O’na duydukları özlemi bilmektedir.

Fakat acele etmez. Tanrı’nın Egemenliğine duydukları arzunun ruhlarında iyice olgunlaşmasını bekler. İlk öğretmenleri hapsedildikten sonra tekrar gelir ve onlardan balık ağlarını bırakmalarını, Mesih’ten ruhsal ağları alarak insanların denizine açılmalarını ister.

Bu çağrı tam zamanında yapılmıştır. İlk karşılaşmadan beri geçen zaman, Rab’bin onlardan uzak kalışı, Öncü Yahya’nın hapsedilişi, yalnızlıkları ve özlemleri; bütün bunlar İlahi Hikmet tarafından ölçülüp biçilmişti. Bunlar ruhsal gelişimin, kutsal arzunun büyümesinin ve çağrıya hazırlanışın gerekli dönemleriydi.

Tanrı’nın planında her şey ne kadar hikmetle gerçekleşir! Bu hem öğrencilerin hayatında hem de bizim hayatımızda böyledir; hem büyük ve kutsal olaylarda hem de sıradan günlük işlerde.

 

  1. HER ŞEYİ  GERIYE BIRAKTILAR

Bu iki balıkçı Mesih’in çağrısına tam ve eksiksiz bir istekle karşılık verirler.

“Ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.”

Hemen itaat ettiler ve O’nun uğruna her şeyi terk ettiler. Ağlarını, mesleklerini ve yakınlarını bıraktılar. Kararlarını ertelemeden Mesih’in ardından gittiler.

Rab’be: “Önce evimize gidip bunu ailemizle konuşalım” demediler.

Hayır, her şeyi bırakıp O’nun öğrencileri oldular. Örnek bir fedakârlık ve tam bir sevgi gösterdiler.

Acaba bir mucize mi görmüşlerdi? Şaşırtıcı bir şifa, bir diriliş, doğanın O’nun emrine boyun eğdiğini mi görmüşlerdi?

Hayır. Bunların hiçbirini henüz görmemişlerdi. Bunları daha sonra göreceklerdi.

O anda yalnızca iki kişiyi tanıyorlardı:

İlk öğretmenleri, çölde yaşayan bedenlenmiş bir melek gibi olan Vaftizci Yahya’yı,

Ve ikinci öğretmenleri, beklenen Mesih olan İsa Mesih’i.

İlk öğretmenlerinin ikinci öğretmenleri hakkındaki tanıklığı ve kendi kişisel deneyimleri onlar için yeterliydi. Bu yüzden her şeyi terk ettiler. Kendilerini ve bütün hayatlarını Mesih’in ellerine teslim ettiler. Çünkü önce kalplerini ve sevgilerini O’na vermişlerdi.

Bu iki sade ve eğitimsiz balıkçı, ruhlarının gözleriyle, sayısız din bilgininin ve Ferisinin anlayamadığı sırrı kavramışlardı. İsa Mesih’in yalnızca İsrail’in bir öğretmeni değil, yüzyıllardır beklenen Mesih olduğunu anlamışlardı.

Bu nedenle O’nu tam bir bağlılık ve sevgiyle izlediler.

Bu iki öğrenci bize de öğretmektedir ki bizler de Öğretmenimize tam bir sevgi ve bağlılık göstermeliyiz. Üstelik bizler, onların çağrıldıkları anda bildiklerinden çok daha fazlasını biliyoruz.

Biz, Mesih’in bizi ne kadar sevdiğini ve hâlâ ne kadar sevdiğini biliyoruz.

Öyleyse biz de O’nu bütün kalbimizle sevelim.

Rab hepimizden “tekneleri ve ağları” bırakmamızı istemiyor; fakat tutkularımızı, günahlarımızı ve zayıflıklarımızı bırakmamızı istiyor. Kalplerimizi ve hayatımızı O’na sunarak O’nun ardından gitmemizi istiyor.

Âmin.

 

İnsan avcıları