/ Kilise / Kilise ve hastalıklar

Kilise ve hastalıklar

Kilise ve hastalıklar

 

(28/3/2021)

Hastaların tedavisi ve şifa bulması gerek İlahî Litürji’de gerekse genel olarak imanlıların toplu ibadetlerinde önemli bir yere sahip. İlahî Litürji sırasında, Rab’bin Duası’ndan, “Göklerdeki Babamız”dan sonra, ayini icra eden papaz Rab’be şöyle yalvarır: “Ey Efendimiz, ruhların ve bedenlerin doktoru olan Sen, hasta olanları iyileştir”. Aynı zamanda çeşitli ayinlerde sık sık Hristiyanların “Kurtuluşu ve sağlığı” için yapılan yakarış duaları da yöneltilir.

Çeşitli Kutsal Ayinlerde bulunan kısa “sağlık için” yakarışlar dışında, özel olarak “Hastalar için Yakarış Duaları (Paraklisi)” da bulunmaktadır. Daha ciddi durumlarda ise Kilisemiz hasta kişilere yardımcı olmak için Kutsal Yağ Sakramentini icra etmektedir. Tanrıkardeşi Aziz Yakup şöyle tavsiye ediyor: “İçinizden biri hasta mı, kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın; Rab’bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler. İmanla edilen dua hastayı iyileştirecek ve Rab onu ayağa kaldıracaktır” (Yakup 5, 14-15). Ve bu gerçekten oluyor! Rab, nasıl ki kendisine imanla gelen hastaları iyileştiriyordu (tıpkı bugünkü İncil pasajında karşımıza çıkan felçli adam gibi), bugün de bu insanseverliğine Kutsal Yağ Sakramentiyle devam ediyor. Bunun temennisi ölümden dönmüş sayısız hastanın tanıklıklarıdır ve yine Kutsal Yağ aracılığıyla kurtulmuş biri olarak benim kişisel tecrübemdir.

Hastalandığımız zaman, doğal olarak, durumumuza uygun olan doktora gidiyoruz, bize söylediklerine uyup verdiği ilaçları alıyoruz, tıpkı Allah’ın sözünde de yazdığı gibi: “Hekime saygı duy… Çünkü onu da gönderen Allah’tır. Yücelerin Yücesi Allah, şifayı hekim aracılığıyla sağlar” (Sirah’ın Bilgeliği 38, 1-2).

Bazılarının savunduğu gibi “Benim doktora ihtiyacım yok; dua edeceğim ve iyi olacağım” düşünceleri geçerli değildir. Tehlikeli bir kibri ifşa etmektedir. Farkında olmadan kişi, kendini, doktora giden diğer insanlardan daha üstün görmektedir, bu yüzden de Allah’ın yalnızca seçilmiş olan onu, böylesine özel bir yöntemle tedavi edeceğine inanır! Ne yazık ki bu zihniyette olan bazı hastalar durumlarının daha da ciddileşmesine sebep oldular ve yaşadıkları saplantının farkına vardıklarında bazıları için artık çok geçti!

Tabii ki, hepimiz sağlığımız için dua edeceğiz. Başkalarından da bizim için dua etmelerini rica edeceğiz, yine tıpkı Aziz Yakup’un dediği gibi: “Bu nedenle şifa bulmak için birbiriniz için dua edin” (Yakup 5, 16). Fakat insanî taraftan da sağlığımız için elimizden gelenin en iyisini, doktorların ve ilaçların yardımıyla da yapmalıyız. Kendimiz hiç çaba göstermeden her şeyi Allah’tan hazır beklemek doğru değildir! Allah yalnızca insanın bütün imkânları son bulduğu zaman müdahele eder.

Özellikle ciddi hastalıklar durumunda, tıp biliminin araçları ve faaliyetleriyle beraber Aziz Yakup’un da önerdiği gibi ruhbanı evimize (ya da hastaneye, eğer mümkünse), Kutsal Yağ Sakramentini gerçekleştirmek üzere çağırmaktan çekinmeyelim. Ruhbanlar her durumda nasıl davranacaklarını iyi bilirler.

Belki bazılarımız şöyle de düşünebilir: Kutsal Yağ Sakrementi ve dua ile her hasta iyileşir mi? Önemli olan bizim elimizden gelen her şeyi yapmış olmamızdır. Sonuçları Allah’ın sevgisine bırakmalıyız. Zaten, ne zaman olduğunu bilmediğimiz bir gün, bu hayattan gideceğiz. Hayatımız Allah’ın ellerinde. O’nun isteğine itaat ediyoruz.

Tıpkı Elçi Pavlus’un yaptığı gibi yapmalıyız, o da, “bedende diken” benzetmesini yaptığı, çok acı veren bir hastalıktan muzdarip olduğu zamanlar, Allah’ın kendisine şifa vermesi için hararetli bir şekilde yakardı ve şu cevabı aldı: “Lütfum sana yeter…” (2. Korintliler 12, 7-9). İyileşmedi, fakat kendisinin de belirttiği gibi bu hastalık ona manevî yönden çok faydalı oldu.

Aynı şeyi çağımızın azizlerinden biri olan, ciddi hastalıklarla uğraşan ve 70 yaşında kanserden vefat eden Aziz Paisios da söylüyordu. Son zamanlarında ne diyordu? “Ettiğim duaların, tuttuğum oruçların, gece ayinlerinin ve hayatım boyunca yaptığım tüm manevî idmanların bana hastalıklarım kadar faydası dokunmadı”.

Göründüğü gibi, hastalığa ve acıya sabırla, Allah’ın inayetine güvenerek göğüs gerersek, O’nun lütfu bize bolca verilecektir. Rab böyle söyledi: “Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır” (Matta 10, 22).

Sevgili kardeşlerim, değerli Armağanların kutsanmasından sonra, Rabbimiz İsa Mesih’in varlığı, Kutsal Sunağın üzerinde duran Aziz Bedeni ve Kanı ile karşımızda cap canlı durmaktadır. İşte tam da bu an, o sırada kilisede bulunanların kendi yakınları, hasta olan tanıdıklarının şifa bulmaları ya da kendilerinin duasına ihtiyacı olan kişilere yönelik, onların isimlerini anarak dua etmeleri için en doğru andır. Bu yüzden ayini icra eden ruhban o sırada imanlıların çeşitli ihtiyaçları için dua ettikten sonra şöyle seslenir: “Ve her birinizin aklında bulunan herkes için”. Bu şekilde ruhban ettiği duaya, imanlıların o anda kendileri için dua ettiği tüm kişileri de dahil eder.

Gelin hepimiz tüm canımızla İlahî Litürji’de yapılanlara katılalım, öyle ki Litürji’den kazandığımız şeylere ruhsal ve bedensel sağlığı da ekleyebilelim. Amin.

Kilise ve hastalıklar