Seninle yaşamak istiyorum (11. bölüm)
- BÖLÜM: KİLİSE NEDİR?
Bir yabancı Yunanistan’a gelip bir kiliseye girerse, aşağılayıcı bir şekilde Kilise’nin yaşlıların toplandığı bir yer olduğunu söyleyecek ve hatta çoğunun ne duyduklarını ve ne yaptıklarını anlamadığını iddia edecektir. Herhangi bir gazeteciye sorarsanız, size Kilise’nin anma törenleri, düğünler ve vaftizler için bir yer olduğunu söyleyecektir.
Ama Kilise bu mudur? Elbette hayır. Kilise sadece Allah’a ibadet eden bir grup inanan da değildir. Kilise sadece gördüğümüz şey değildir. Çok daha fazlasıdır, görmediğimiz şeydir. Bu yüzden Kilise Babaları ona anlaşılmaz bir gizem derler.
Kimse Kilise’nin ne olduğunu söyleyemez. Bir tanımı yoktur. Ekümenik konsiller bize Kilise’nin bir tanımını vermedi. Aziz Yustin Popoviç, Kilise’nin “Allah’ın en kutsal ve sevgili gizemi, gizemlerin gizemi” olduğunu söyler. Aziz Porfirios, “Kilise, Hiçbir yere sığmayanın diyarıdır” der. Yani, benzersiz Allah’ın yaşadığı diyar.
Ancak Kilise, yalnızca Allah’ın kendini açığa vurduğu ve insanla birleştiği yer ve yol değil, aynı zamanda Allah ve insanın birliğinin ta kendisidir. Bir “teosis topluluğu”dur. Yalnızca Allah’ın akıl sahibi varlıklara doğru hareketi ve varlıkların Allah’a doğru hareketi değil, aynı zamanda Allah’ın akıl sahibi varlıklarla birleşmesidir. Çağlar boyunca bizimle olan Mesih’in kendisidir. Ve kutsal Gizemler aracılığıyla Kilise, tüm akıl sahibi varlıkları Kendisiyle ve birbirleriyle birleştirir.
Kilise, kutsallığın bir atölyesi, ilahi hayatı yaşamak isteyen günahkâr insanları kabul eden ve onları lütufla ilahileştiren bir Allah-insan atölyesidir. Yeryüzündeki Allah’ın hükümranlığı, semavi hükümranlığın bir parçasıdır.
Peki Kilise nedir?
Kilise Ne Zaman Var Olmaya Başladı?
Kilise’nin bir başlangıcı yoktur; Var olmuştur ve her zaman var olacaktır. Ezeli ve ebedidir. Kilise, evren yaratılmadan önce de vardı. Melekler yaratılmadan önce de.
- Üçlü Birliğin Kilisesi
İlk Kilise, gerçek Kilise, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olmak üzere üç kişiden oluşuyordu; Birbirlerini mükemmel bir şekilde seven üç kişi. Allah’ın bir Kilise yaratmak için başka yaratıklara ihtiyacı yoktu. Kutsal Üçlü’nün bu ilk Kilisesi her zaman var oldu ve semavidir.
- Allah ve Meleklerin Kilisesi
Sonra Kilise zamana girer. Çünkü Üçlü Birlik Kilisesi’ne melekler, milyarlarca aziz Melek ve Başmelek eklenir. Peki Allah neden Kilise’sine melekleri dahil eder? Onlardan bir şey almak için değil, onlara kendi mükemmelliğini ve sevgisini aşılamak için. Özünde, melekleri benimser ki melekler de kendi hayatına ve mutluluğuna katılabilsinler. Onlar da mükemmel bir sevgi, mükemmel bir birlik, mükemmel bir toplum yaşarlar.
- Allah’ın Kilisesi, Melekler ve İnsanlar
- a) Cennet Bahçesi’nde: Allah, Kilise ailesine başka yaratıklar, yani insanlar ekler. Ancak bu üçüncü aşama hemen tamamlanmayacaktı. Çünkü bir noktada ilk iki insan, Adem ve Havva, Allah’tan yüz çevirmişlerdir. Ve onlarla birlikte tüm insanlık sürgünde, Allah’tan mahrum bir şekilde yaşamaktadır.
- b) Pentikost’ta: Allah yeryüzüne iner, bizi tekrar kendisiyle birleştirmek için insan olur. Kendisini inkâr eden bizleri tekrar Kilisesi’ne dahil etmek için. Bu anlamda Pentikost, Kilise’nin doğum günü olarak adlandırılır. Çünkü o günden itibaren biz insanlar bir kez daha Allah’ın kilisesine dahil oluruz. Ve bu birleşmemiz, her birimizde kişisel olarak Kutsal Vaftiz Gizemi aracılığıyla gerçekleştirilir.
Böylece Rabbimiz’in tek Kilisesi, Ortodoks kilisesi, Havariler zamanından itibaren kesintisiz bir tarihi süreklilik ve havarisel silsile ile çağların sonuna kadar ilerlemektedir. Ve biz, her çağın müminleri, onunla, başlangıcı havarilerde olan belirli bir kilise hiyerarşisiyle, çözülmez bir birlik içinde birleşmiş durumdayız. Hepimiz ilk Kilise’nin aynı inancına ve deneyimine, Havarilerin ve aziz pederlerin inancına ve geleneğine, aynı gizemlere sahibiz.
Bu aynı inanç, aynı havari geleneği ve kilise deneyimi yalnızca Ortodoks Kilisesi içinde mevcuttur.
Peki Kilise’nin Sırları Nelerdir?
Sırlar, Ortodoks Kilisesi’nin ilahi olarak tesis edilmiş ayinleridir; bizi arındıran, yenileyen, nurlandıran, takdis eden ve Allah ile birleştiren Allah’ın Lütfunu aldığımız kanallardır. Aziz Nikolaos Kavasilas, sırların, doğruluk güneşinin geçip içimize girdiği pencereler olduğunu söyler.
Bunlara sır denir çünkü insana ilettikleri ilahi lütuf gizlidir, görünmezdir. İnsan hem görünmez bir ruhtan, hem de görünür bir bedenden oluştuğu için, kutsal sırlar da görünmez ve görünür unsurlara sahiptir. İlahi Lütuf görünmezdir ve insanın gördüğü veya hissettiği işaretler görünürdür: örneğin, vaftizdeki su, krizmasyondaki kutsal mür, hastalara yağ sürmedeki yağ vb. Dolayısıyla, görünür ve hissedilir şeylerin ardında görünmez olan, arındıran, yenileyen, aydınlatan, kutsayan, ilahileştiren ve kurtaran Lütuf gizlidir. Ancak Gizemler, insan üzerinde sihirli bir etki yaratmaz. Aksine, insanın hür ve yürekten katılımını varsayarlar.
Seninle yaşamak istiyorum (11. bölüm)


