/ Pazar Vaazlarι / Rab İsa, bize merhamet et!

Rab İsa, bize merhamet et!

On cüzzamlı hastayı bir arada görmek ne kadar zor bir görüntü. O dönemde insanı trajik, yavaş ve acılı bir ölüme götüren bir hastalık olan cüzzamlının bedeni yaralarla dolar, kokar ve sıvılar akardı. Musa Yasası, cüzzamlıları ruhen kirli kabul ettiği için sağlıklı insanlarla iletişim kurmasını yasaklıyordu. Şehirlerden ve köylerden uzakta, unutulmuş ve toplumdan dışlanmış biçimde yaşıyorlardı. Hatta Levililer Kitabı’nda, yırtık elbiseler giymeleri, başlarını açık bırakmaları ve ağızlarını örtmeleri gerektiği yazmaktaydı. Sadece birisi yaklaştığında ağızlarındaki örtüyü çıkarırlardı ve o zaman da “kirli” diye bağırmaları gerekiyordu. Ölü gibi yaşıyorlardı.

Mesih bize geliyor

Bugünkü İncil pasajında okuduğumuz üzere Mesih onların yanına gider ve onlara eşsiz bir iyileşme şansı sunar. Bu yüzden, O’ndan ve O’nun şifalarından haberdar olanlar olanca güçleriyle “İsa, efendimiz, bize merhamet eyle” diye bağırıyorlardı. Efendi, bir şeyi denetleyen, yönlendiren kişidir, yani, bir öğretmenden daha fazlasıdır. O’na “Rab” demediler çünkü sahip olduğu güç ve otoriteyi bilmiyorlardı. Ancak uzaktan onlara rahiplere gitmelerini ve iyileşeceklerini söylediğinde bunu tanımış oldular. Mesih, basit bir sözü ve dokunuşuyla onları iyileştirebilirdi. Bunu yapmadı ve bunun bir sebebi vardı.

Musa Yasasının cüzzamlılar için emrettiklerini geçersiz kılmak istemiyordu. Yasaya göre rahipler cüzzam hastalığına tanı koyan ve hastaları ıssız bölgelere süren kişilerdi. Mesih bu yöntemle cüzzamlıları rahiplere gönderiyor, onlar yolda iyileşiyor. Bunu, iyileşmeye kendi gözleriyle tanık olan rahipler de Mesih’e inansın diye yapıyor. Onların yaralarından temizlenmiş olduğunu görüyorlar ve her şey onların iyileşmiş olduklarını ispatlıyor. Cüzamlılar sağlıklı ve mutlu bir şekilde yeniden yaşamlarına geri dönüyordu.

Tanrı’ya şükran ve minnettarlık

Ancak şimdi cüzamlılar  velinimetlerinin   huzuruna nasıl çıktıklarına bakalım. Onlardan yalnızca biri Mesih’e teşekkür etmek için geri döndü. Diğerleri ise iyileşmenin sevinci nedeniyle O’nu unuttular. Bir kişi ise koşarak geri döndü ve sadece sözle O’na teşekkür etmekle kalmayıp önünde diz çökerek, minnettarlık ve sevinç dolu bir kalple O’na tapındı.

Kalbimiz Tanrı’ya karşı minnettarlıkla dolu olduğunda tüm yaşamımız değişir, huzur ve sevinçle dolup taşar. Nankörlük günahtır. Bu, insanın kalbinin katılığıdır ve bu nedenle Tanrı’nın ve insanın yüzünü görmesine izin vermez.

 

Dokuz cüzzamlının tavrını düşünelim. Birinin gösterdiği minnettarlıkla yaşamayı öğrenelim. Mesih, yaşamımızdaki tüm iyiliklerin kaynağıdır. Biz hiçbir şey yapmaksızın bize yetenekler armağan etti. Bu nedenle Elçi Pavlus şunu beyan eder: “hiçbir şeyim yok ama her şeye sahibim” (1. Korintliler 13:1-3). Her birimiz tam bir yoksulluk içinde bile zengin olabilir. Mesela, Mesih’in bize bahşettiği sevgi, güç ve şan için şükran içinde zengin olabiliriz. Düşünelim ve Tanrı’ya, bizi hayata getirdiği ve bizim için çarmıha gerildiği için minnettarlığımız olarak sevgimizi, O’nunla birlikte yaşama arzumuzu sunalım.

 

Arhimandrit E. L. Foni Kiriou (Rab’bin Sesi) 3 no’lu broşüründen alıntılanarak tercüme edilmiştir. 21 Ocak 2024

 

 

 

 

 

 

 

Rab İsa, bize merhamet et!