/ Manevi yaşam / Seninle yaşamak istiyorum (1. bölüm)

Seninle yaşamak istiyorum (1. bölüm)

  1. BÖLÜM: ALLAH’I NASIL TANIYACAĞIM?

BİR TARİHİ KİŞİYİ TANIMAK İSTEDİĞİMİZDE, örneğin Büyük İskender’i, Sokrates’i,  bir generali, tarihte eşi benzeri olmayan bir adamı tanımak istediğimizde, en iyi yol ona atıfta bulunan kitaplar okumaktır. Çoğunlukla kendi döneminden kitaplar. Hayranları onun hakkında ne demiş, eleştirmenleri onun hakkında ne demişler? Ve olumlu ve olumsuz unsurlar aracılığıyla bir sonuca varmaya çalışırız: Nasıl biriydi? Nasıl bir rol oynadı? Hayatı nasıldı, felsefesi, fikirleri, davranışları nasıldı?

Allah Arayışı

Ancak, bizim için insan sureti almış olan Allah’tan bahsettiğimizde, ona yalnızca gelip geçen tarihi bir kişi olarak yaklaşamayız. Çünkü tarihteki herhangi bir kişiyi gördüklerinize, okuduklarınıza veya duyduklarınıza ya da başkalarının onun hakkında gördüklerine, duyduklarına veya okuduklarına dayanarak tanırsınız. Bu tarihi şahsın sakladığı sırları çözmeye çalışmak: eğilimler, güdüler, niyetler… Ancak, insan doğasında gizlenen Allah’ı ​​tanımak istediğinizde, O’nu tanımanın yolu insani, tarihi ve araştırma yapmak şeklinde olamaz. İşte tam da bu yüzden Mesih’i derinlemesine tanımak çok zordur.

Mesih’i tanımak için yüksek entelektüel yeteneklere sahip olmak, eğitimli olmak gerekmez. O’nun hakkında her şeyi anlamış olmak da gerekmez. Mesih’e öncelikle entelektüel açıdan yaklaşılmaz.

Ne yazık ki, birçok Hristiyan, Mesih’i hayatının temel özelliklerini bildikleri için tanıdıklarını düşünür: ne zaman ve nerede doğduğu, nasıl yaşadığı, öğretilerinin temel unsurları, mucizeleri ve kişiliği…

Doğuştan Gelen En Büyük Arzu

Allah arayışı diğer tüm arayışlardan farklıdır, çünkü bu arayış birkaç “seçilmiş” kişi için değil, tüm insanlar içindir, tüm insanlarda doğuştan vardır. İnsanlığın en büyük arzusudur. Allah’ın bizzat içimize yerleştirdiği bir arzudur.

O, bizi O’ndan ayrı yaşayamayacak şekilde yaratmıştır. Havari Pavlos, Areopagos’ta Atinalılar’a tam olarak bunu açıklamıştı: Allah, dedi, bizi, kendisini arayıp bulmamız için yarattı. Zira, O’ndan ayrı yaşayamayız. İşte bu yüzden, Hristiyanlık öncesi dönem boyunca, gerçek Allah’ı ​​tanımayan insanlık, O’ndan uzakta acı çekmiş, boğulmuş ve yavaş yavaş ölmüşltür. Her yerde ilahlar aradı, putlar, sunaklar yaptı, hatta hayvanları ve insan tutkularını ilahileştirdi. Böylece Allah’ı ​​arama özlemini yanlış bir şekilde dile getirdi.

Allah’ın İnişi

Allah’ın insan olmasının ve aramızda yaşamasının nedeni budur: O’nu tanıyabilmemiz, sevebilmemiz, izleyebilmemiz ve O’nunla birleşebilmemiz için.

Yahudiler O’nu Anlamadılar

Ancak, Mesih insan olarak doğduğunda, insanlar O’nu anlamadılar. Mesih, hem O’ndan nefret edenler hem de O’na tapanlar için anlaşılmaz bir gizemdi. Bu yüzden bazı Yahudiler Rabbimize, “Bize eziyet etmeyi bırak! Bize kim olduğunu söyle…” dediler.

Bütün Yahudiler Mesih’i sabırsızlıkla beklediler, O’nun hakkındaki önbildiriler okudular; ancak Mesih geldiğinde O’nu tanıyamadılar. Ne ortak milliyetleri, ne Kutsal Yazıları incelemeleri, ne de yüreklerinde yanan beklenti onlara yardımcı oldu. Ve üç yıl boyunca inanılmaz mucizeler görmelerine rağmen, O’nun Mesih olduğunu anlayamadılar! “Gökten kendi ülkesine geldi, ancak kendi halkı olan Yahudiler O’nu reddetti.”

Öğrencileri Onu Anlamadılar

Onu Rab olarak kabul edenler, yani öğrenciler bile, üç yıl boyunca bu kadar sevdikleri ve kendilerini adadıkları kişinin kim olduğunu anlamadılar. Hatta Petros bile, Mesih’e “Sen Allah’ın Oğlusun” dediğinde, ne dediğini tam olarak anlamadı. Elbette, Mesih’in öğrencileri haklıydılar çünkü Kutsal Ruh’un nurunu henüz almamışlardı. Üç yıl boyunca kim olduğuna dair hiçbir şey anlamamış olmalarına rağmen Pentikost gününden sonra yanlarında kimin olduğunu derinlemesine anladılar. 

Ancak bugün, Mesih’i gerçekten nasıl tanıyabiliriz?

Mesih’i Nasıl Tanıyabiliriz?

Allah’ın Kelamını İnceleyerek

Kutsal Yazılar aracılığıyla Mesih’in yüzünü insanlara gösterdiği doğrudur. Orada insan Allah’ı ​​gerçekten tanıyabilir! Evet… ama belirli koşullarla. Kutsal Yazılar’ı incelemek, Mesih’i tanımanın ilk yoludur. Ancak tek bir yol değildir.

Çünkü Yeni Ahit’i okuyan birçok Hristiyan var, ancak Mesih’in gerçekte kim olduğu hakkında hiçbir fikirleri yok. Kutsal Yazılar’ı üstünkörü ve koşulsuz bir şekilde okumak, tek başına Mesih’i tanımamıza yardımcı olamaz. Ancak Kutsal Yazılar’ı iyi niyetli bir şekilde incelemek bile tek başına yeterli değildir. Neden?

Çünkü Mesih’i sadece zihnimizle, yalnızca O’nun hakkında okuduğumuz kitaplarla tanıyamayız. Elbette bunlar faydalıdır. Her şeyden önce Kutsal Yazılar vahyedilmiştir ancak bunlar tek başına Mesih’in kim olduğunu derinlemesine anlamamıza yardımcı olmaz.

Peki “İsa Mesih” denen gizemin derinliklerine inebilmek için başka neye ihtiyacımız var?

Kilisede Yaşayarak

Mesih’i ancak Kilise’nin üyeleri olarak derinlemesine tanıyabiliriz! Neden?

Öncelikle, Kilise’nin üyesi olmanın ne anlama geldiğine bakalım: Kilise’nin üyesi olmak, Kutsal Vaftiz ve Kutsal Krizma gizemleri yoluyla Kilise’nin bedenine dahil olduğumuz anlamına gelir. Kutsal kateşizm(din eğitimi) yoluyla Kilise’nin inancını kabul ettik. Ve onu yaşıyoruz: Kilise’nin dua ettiği gibi dua ediyoruz. Kilise’nin ibadet ettiği gibi Allah’a ibadet ediyoruz. Kilise’nin kutsal gizemlerini deneyim ediyoruz.

Peki, Kilise’nin üyesi olmayan biri neden Mesih’i tanıyamaz?

Çünkü hiç kimse, Allah kendisine vahyedilmedikçe kendi başına Allah’ı ​​tanıyamaz. Ve Allah’ın size vahyedilmesi için, O’nu tanıma koşullarına sahip olmanız gerekir. Allah’ın lütfuna ve nuruna sahip olmanız gerekir. Bu nedenle Allah, Kilise’nin üyesi olan veya Kilise’ye girme eğilimi olan kişilere vahyedilir. Dolayısıyla, Allah bilgisi yüksek entelektüel seviye veya bilimsel çalışma meselesi değildir. Okuma yazma bilmeyen biri bile Mesih’i tanıyabilir. Neden? Çünkü Allah’ın Lütfu’na sahiptir. Ancak Kilise’nin üyeleri olmamız, kendi başına Allah bilgisini garanti etmez çünkü onun üyeleri olabilir ve her şeyi mekanik ve adetleri yerine getirircesene yapabiliriz. Vaftiz edilmiş, krizma almış olabiliriz ve formaliteden günah itirafı yapıyor ve alışkanlıktan komünyon alıyor da olabiliriz. İşte bu yüzden de Mesih’i tanımıyoruz!

Özetle, Mesih’i tanımak için vaftiz edilmemiz, krizma almamız, günah çıkarmamız ve komünyon almamız yeterli değildir. Kutsal Kitap’ı ve diğer manevi kitapları okusak bile, hepimizin Allah’ı ​​tanıyacağı kesin değildir. Birincisi, hepimiz Allah’ın Lütfu’na aynı derecede sahip değiliz. İkincisi, başka koşullara da sahip olmamız gerekir:

O’nun Emirlerini uygulayarak

İncil Yazarı Yuhanna, yalnızca Mesih’in emirlerini tutmaya çalışanların Mesih’i tanıyabileceğini, yani O’nu derinlemesine tanıyabileceğini vurgular. Bunun aksi olarak ise, Mesih’i tanıdığını iddia eden ancak emirlerini tutmayan herkesin yalancı olduğunu söyler.

Peki emirleri tutmak neden Allah’ı ​​tanımanın ön koşuludur?

Çünkü Allah’ın emirlerini tutarak saf manevi duyular ediniriz. Onlar olmadan Mesih’i tanıyamayız. Mesih bize şöyle demişti: “Ne mutlu yüreği temiz olanlara, çünkü Allah’ı ​​görecekler.” Aziz Yuhanna Hrisostomos bunu, “Yüreği temiz olanlar, yalnızca ruh ve beden temizliğine sahip olanlar değil, tüm erdemlere sahip olanlardır.” diye açıklar. Yani, Allah’ın isteğine göre yaşamaya çalışanlar. İnsan doğasının elverdiği ölçüde, Allah’ı ​​manevi gözleriyle tanıyabilirler.

Mesih’in Hayatını Deneyimleyerek

Ancak, Mesih’i tanımak için yalnızca net manevi duyulara sahip olmamız veya hayatını bilmemiz değil, aynı zamanda onu mümkün olduğunca kendimiz de yaşamamız gerekir. Hayatındaki olayları kendi içimizde deneyimlemek. Ancak, eylemlerini dışarıdan taklit ederek değil, hayatını içsel olarak, “manevi” ve “gizemli” bir şekilde deneyimleyerek.

Daha pratik manada:

Mesih hayat yollarımızda yürüdü. Biz de onun hayatının manevi yollarında yürümeliyiz.

Mesih tüm erdemlere mükemmel bir şekilde sahipti.

Biz de Mesih’in erdemlerini kendi içimizde olabildiğince geliştirmeliyiz.

Mesih herkesi sevdi, onlara şefkat gösterdi ve acı çeken her insanı rahatlatmak için koştu. Biz de herkesi Allah’ın sureti olarak sevelim ve kendimizi onun için feda edelim.

Ancak, özellikle Mesih hayatını, sevginin zirvesinde, çarmıhtaki fedakarlığında deneyimlemeliyiz. İşte bu yüzden İsa şöyle demiştir: “Beni çarmıha gerdiğinde, gerçekte kim olduğumu anlayacaksın”. Çünkü Rabbimiz, çarmıhta bize kutsallığının büyüklüğünü gösterir. Bizi ne kadar sevdiğini, günahlarımız için ne kadar acı çektiğini gösterir.

Bu yüzden, Mesih’imizin bu fedakâr sevgisini deneyimlemezsek, kendi çarmıhımızı sabırla taşımayı öğrenmezsek, Mesih’imizi gerçekten tanıyamayız. Çünkü bu acı deneyimi bizi manevi olarak o kadar yükseltir ki, canımızın gözlerini açar ve başkalarının hayal dahi edemeyeceği şeyleri görebiliriz.

Azizlerin sürekli yaşadığı fedakârlık deneyimi işte tam olarak budur. Şehitler için kanın, İncil vaizleri için terin ve çileciler için gözyaşının şehitliği daha fazladır. Böylece Mesih’i zihinleriyle değil, deneyimleriyle tanırlar.

Mesih’i İçimizde Bulundurarak

Ancak, Mesih’i tanımanın en önemli yolu, O’nu mistik bir şekilde içimizde bulundurmak, O’nunla bilinçli bir şekilde iletişim kurmak, O’nu sürekli olarak ruhumuzda ikamet ettirmektir. Bu şekilde, O, Kendisini bize giderek daha fazla gösterecektir; böylece O’nu giderek daha derinlemesine tanıyabilir ve içimizde, manevi olarak, kalbimizde ve aşkın bir şekilde giderek daha güçlü bir şekilde hissedebiliriz.

İlahiyatçı Aziz Grigorios, Kutsal Komünyon aracılığıyla “Allah bizimle birleşir ve kendisi bizleri tanıdığı ölçüde O’nu tanımamızı sağlar” diyerek vurguladığı şey tam olarak budur. Çünkü Allah, Kutsal Komünyon aracılığıyla yüzünü içimizde saflıkla açığa çıkarır. Ve O’nu, fani ve düşmüş insanın tanıyabileceği en mükemmel şekilde tanıyabiliriz.

Havari Pavlos, Mesih kalbimizde yaşadığında, O’nun merhametinin genişliğini, uzunluğunu, derinliğini ve yüksekliğini anlayabileceğimizi söyler. O’nun bizi nasıl sevdiğini ve insan bilgisinin her ölçüsünü ve sınırını aşan sevgisini deneyimle öğreniriz. Böylece O’nu sevecek ve O’na giderek daha fazla bağlı kalacağız.

Kilisemizin Azizlerinin bazı metinlerinden alıntı yapalım ki, O’nu içinde barındıran insanın Allah’ı ​​bilmesinin ne anlama geldiğini deneyimsel olarak anlayabilelim.

Şamlı Aziz Yuhanna şöyle açıklar:

“Mesih’i ve sevgisini gerçek anlamda bilmek, kişinin Mesih’in kendisini, içinde barındırmasını gerektirir.”

Aziz Antonios da karakteristik bir şekilde şöyle der: “Allah’tan sonsuza dek ayrılmaz olmayı arayan kişi Allah’ı ​​tanıyabilir.”

Benzer şekilde, Kafsokalivyalı Aziz Porfirios şöyle diyor:

“Esas olan Mesih’le birlikte olmaktır. Ruh uyanmalı ve Mesih’i sevmeli, kutsal olmalıdır. İlahi sevgiye teslim edilmelidir. Böylece O da bizi sevecektir. O zaman sevinç tükenmez olacaktır! Bu sevinçle Mesih’i tanırız. O bizi tanımadıkça biz de O’nu tanıyamayız.”

Birisi Aynorozlu Aziz Paisios’a sorar: – Yeronda, Allah’ı, zihnimizle hissetmek yerine kalbimizle nasıl hissedebiliriz ki O’nu tanıyabilelim? Ve Aziz Paisios şöyle cevap verir:

– Kalbimizi arındırarak. Kalp arınırsa, Allah ona gelir ve biz de O’nu tanırız. Başka bir deyişle, önce cömert gayretle (filotimo) mücadele ederiz ve ardından kalbe Allah duygusu gelir.

Ve Suriyeli Aziz İshak şöyle der: “İnsan Allah’ı ​​ilk tanıdığında, O’nun hakkında doğal bir bilgi edinir. Ancak Allah’a inandıktan ve O’nu daha derinlemesine tanımak istedikten sonra, ilahi hissiyata yol açan manevi bir bilgi edinir! Ve bu ilahi hissiyat,” diye açıklıyor, “ölümsüz hayatın ön tadıdır. Ölümsüz hayat, içimizde Allah sevgisine yol açan ilahi bir histir, çünkü kalbin hiçbir tatlılığı Allah bilgisinin tatlılığıyla karşılaştırılamaz.”

 

Mesih’i Tanımanın Adımları

Mesih’i tanımak için atmanız gereken bazı temel adımlardan bahsedelim:

  1. Yoksunluğunun Acısı

Mesih’i tanımanın ilk adımı, O’ndan uzakta acı çektiğinizi, yokluğuna dayanamadığınızı hissetmektir. O’nsuzken kendinizi dayanılmaz hissetmiyorsanız, O’nu asla tanıyamazsınız. Dolayısıyla ilk adım, Allah’tan yoksun olduğunu hissetmektir. Çünkü O’nun “yokluğu” hissinden, O’nun varlığına duyulan arzu doğar. Şunu söylemelisiniz: Allah olmadan yaşayamam.

  1. Allah Arzusu

İkinci adımda, Allah’ı ​​özlemek gerekir. Ve O’na sürekli yalvarmak gerekir: “Allah’ım, bana acı ve özlemle Seni arayan bir yürek ver. Seni terk ettim, beni terk etme; gel ve seni ararken beni bul.” Bu kadarı yeterli mi? Hayır.

  1. Hayatımızdan Çıkış

Şimdi bir çıkış yapmaya çağrılıyorsunuz. Bir yabancıyı iyi tanımak için onunla yaşamalısınız. Mesih’i tanımak için hayatına girmeniz gerekir. Hayatına nasıl gireceksiniz? Önce kendi hayatınızdan çıktıktan sonra. Tutkularınızdan çıktıktan sonra. Sizi görünür ama önemsiz olana çekenlerden, görünmez ama önemli olan Rab’be geçmelisiniz. Ve geçiş için kahramanca bir çıkış yapmanız, yorulmanız, ter dökmeniz gerekir. Özlem duyduğunuz şeyleri bilirsiniz. Eğer sadece eğlence, müzik, yemek, arkadaşlık, şenlikle ilgileniyorsanız, yaşayacağınız şeyler bunlardır. Ama bu şekilde Allah’ı ​​asla tanıyamazsınız. Biçimsel, yüzeysel bir bilgiye sahip olursunuz ve tatmin olmazsınız.

  1. Tövbe

Bu kahramanca göçten sonra canınızın küçüklüğünü ve günahkârlığını hissedeceksiniz. Allah’a nasıl yaklaşacaksınız? Bu yüzden tövbe yolunu seçeceksiniz. Ve Kutsal İtiraf gizeminde ölecek ve yaşayacak, tövbe edecek ve dirileceksiniz. Böylece tutkular yavaş yavaş güçlerini kaybedecek. Ve özgür kalan can uçabilecektir. Allah ile yaşamayı, O’nunla birleşmeyi, yaşamayı özleyecektir.

  1. İlahi Hayata Giriş

Ancak, ilahi hayata giriş de gereklidir. Peki bu ne anlama gelir? İlahi hayata girmek için vaftiz edilmiş bir Hristiyan olmak, O’nu tüm kalbinizle sevmek, her gün Mesih’in isteğini yerine getirmek için çabalamak, tüm gücünüz ve eğiliminizle Mesih’i taklit etmek, O’nunla arzu ve özlemle bir olmak gerekir. O zaman Mesih içinizde yaşayacaktır. Böylece, sadece Mesih’le yaşamayacaksınız, Mesih’in kendisi içinizde yaşayacaktır. Ve Mesih’i entelektüel olarak değil, kalbinizde, içsel olarak, “gizemli bir şekilde” tanıyacaksınız. Çünkü Mesih içinize gelecek ve Kendisini size gösterecektir.

Ancak tüm bunları deneyimleyebilmemiz için, Allah’ın ışığı ve lütfu içinde manevi bir hayat sürmeliyiz. Peki manevi hayat nedir? Ve daha spesifik olarak, manevi hayata, Mesih’teki hayata nasıl başlanır?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seninle yaşamak istiyorum (1. bölüm)