/ Manevi yaşam / Seninle yaşamak istiyorum (4. bölüm)

Seninle yaşamak istiyorum (4. bölüm)

4.BÖLÜM: NEDEN MANEVİ REHBERİM OLSUN?

Tıpkı fiziki hayatımızda olduğu gibi, hepimizin bizi dünyaya getiren bir babası olduğu gibi, Kilise’de de bizi manevi olarak yeniden doğuracak bir manevi pedere sahip olmalıyız. O bizi derin ve bilinçli bir imana yönlendirecek ve tutarlı ve empirik bir Hristiyan hayatına klavuzlayacaktır. Ayrıca düşüşlerimizden kalkmamıza ve manevi mücadelemizde istikrarlı bir şekilde ilerlememize yardımcı olacaktır. Öğütleriyle, dualarıyla, hayatıyla, örneğiyle bize rehberlik edecektir. Bizi Mesih’e götürecek, Mesih’i gösterecek ve bizi O’nunla birleştirecektir.

Bu nedenle Havari Pavlos Hristiyanlara şöyle demiştir: “Hayatınızda birçok öğretmeniniz olabilir, ancak çok sayıda babanız olmayabilir. Hayatınızda size baba oldum, gözyaşlarımla, öğütlerimle, dualarımla. Kilise deneyimi ve İncil’in öğretisiyle sizi doğurdum.” Başka bir yerde de şunu vurgular: “Unutmayın ki, uzun yıllardır her gün, sabah akşam, gündüz gece, sizi teker teker, ayrı ayrı uyarmaktan ve yönlendirmekten hiç vazgeçmedim.” Bu nedenle onlara yalnızca İncil’i değil, kendi maneviyatını da iletmek istediğini söyler. Ve Mesih’in suretinin içlerinde oluşması yönündeki derin arzusunu dile getirir.

Bu rol başlangıçta Havariler tarafından, daha sonra da onların öğrencileri, halefleri, Kilisemizin episkoposları ve rahipleri tarafından üstlenilir. Ve bugün Kilise’nin bu deneyimini takip etmekteyiz. Çünkü manevi hayatta tek başımıza yürüyemeyiz. Manevi pedere ve rehbere ihtiyacımız vardır.

Manevi Pederin Görevi Nedir?

Rehberimiz

Kilisedeki hayatımız, manevi hayatımız, bazen zorlu, tehlikeli ve çoğu zaman tuzaklar ve düşmanlar barındıran yokuş yukarı bir yoldur. İblis bizimle savaşır, kötü benliğimiz bizimle savaşır, dünya bizimle savaşır. Bu nedenle, tıpkı bir dağa tırmanırken bizi yönlendirecek bir rehbere, bizi destekleyecek bir desteğe ihtiyaç duyduğumuz gibi, manevi hayatımızda da manevi bir rehber olmadan ayakta kalamayız.

Çünkü yüksek bir dağa tırmanmayız, dünyanın en yüksek zirvesi için yürümeyiz, evrenin en yüksek noktasına tırmanırız. Hayata, Cennete giden dar ve hüzünlü yola tırmanırız; ve bize yolu gösterecek birine ihtiyacımız vardır. Bu yolu daha önce yürümüş, sırlarını, tehlikelerini, engebeli arazisini bilen birine. Ve eğer hata yaparsak, bizi doğru yolda düzeltecek birine. Ve eğer uçurumlarda tehlikedeysek, bizi güvenli yollara getirecek birine. Vahşi hayvanlar, olumsuz hava koşulları veya diğer zorluklar tarafından tehdit ediliyorsak, bu yükselişimizde manevi peder her türlü tehlikeden kaçmamıza büyük ölçüde yardımcı olacaktır.

Hepimizin, günahlarımızı bağışlama duasını okumakla kalmayıp aynı zamanda hayatımızı da yönlendiren bir manevi pedere ihtiyacımız var. Çünkü manevi hayatımızda, zorlu seçimlerimizde Mesih’in yanımıza gelip bize şunu mu yap, bunu mu yap demesini beklememeliyiz. Ancak O’nun, Kilise içinde bizi manevi olarak yönlendirme görevi, büyük sorumluluğu ve misyonu olan rahipleri, takdis edilmiş insanları vardır.

Bu nedenle, yaşam yolculuğumuzda manevi pederimiz bizim rehberimiz ve kaptanımızdır. Fırtınalarda, kasırgalarda ve her yerde, bizi doğru şekilde yönlendirebilecek bilgiye, deneyime, nura ve lütfa sahiptir.

Koçumuz

Kilise Babalarımızın, manevi bir pedere olan ihtiyacı anlamamıza yardımcı olmak için sunduğu ikinci bir imge, sporcu imgesidir. Bir sporcu, iyi spor yapmayı öğrenmek istediğinde stadyuma tek başına gitmez, yanında bir koçu vardır. Koç, günlük programında ona yardımcı olur. Ne yiyeceğini, neleri yiyip içmekten kaçınacağını, hangi egzersizleri hangi şekilde yapması gerektiğini, aşırıya kaçmadan, tembellik etmeden, özensiz davranmadan veya istismar etmeden nasıl spor yapacağını belirler. Bu nedenle koç, sporcuya nasıl yarışması gerektiğini gösterir. Ve koç ne kadar iyiyse, sporcu da isterse ve elbette yetenekleri varsa o kadar iyi olabilir.

Doktorumuz

Manevi pederimiz aynı zamanda şahsi doktorumuzdur. O, Rab’bin öğretilerine dayanarak büyük bir sevgiyle tutkularımızı iyileştiren ve Mesih’te sağlık kazanmamıza yardımcı olan canımızın hekimidir. Çünkü bedenimiz hastalandığı gibi canımız da hastalanır. Çeşitli hastalıklar, ortopedik, patolojik ve diğerleri yaşadığımız gibi, manevi yaşamda da canımız sık sık hastalanır ve çeşitli manevi tutkulardan muzdarip olur. Manevi pederimiz de bir doktor rolü üstlenir.

Ancak iyi bir doktor, önce doğru teşhisi koymadan herkese aynı ilacı vermez. Hastanın durumunu görür. Herkese ağrı kesici vermez. Ama kimine antibiyotik, kimine kortizon; kimine istirahat, kimine ameliyat önerir. Yani her kişiye farklı bir tedavi önerir, farklı talimatlar verir, farklı ilaç tedavileri uygular. Manevi peder de aynı şekilde önce doğru teşhisi koymalı ve ardından uygun tedaviyi önermelidir.

Manevi Peder Seçimi

Ancak bunun gerçekleşmesi için manevi pederin deneyimli ve uygun olması gerekir. Peki böyle bir manevi pederi nasıl buluruz? Örneğin, ciddi bir sağlık sorunumuz olduğunda, karşımızda gördüğümüz herhangi bir doktora gitmeyiz! “Bu doktor iyi bir insan, ona gidelim!” demeyiz. Bunun yerine en iyisini, belirli rahatsızlıkları nasıl tedavi edeceğini bilen uzman birini ararız. Dolayısıyla deneyimli bir manevi peder ararız.

Bu yüzden bize taviz verecek, tutkularımızı yatıştıracak, zayıflıklarımızı affettirecek birini aramayız… Bir doktora gidersek ve bize “Hiçbir şeyin yok, önemli değil, bir aspirin al” derse ve bizde çok ciddi bir şey varsa, ölürüz. Bu yüzden bize “Hiçbir şeyin yok, git buradan” diyecek rahat bir rehber aramayız. Bunun yerine, şefkatle yaramıza dokunup iyileştirmemize yardımcı olacak birini ararız.

Aynı anda iki veya üç manevi pederimiz de olamaz ki, birine bir şey, diğerine başka bir şey, üçüncüsüne başka bir şey söyleyebilelim. Bilinmeyene ciddi şeyler, uzaklara orta düzeyde şeyler ve yakınlarımıza gündelik şeyler söyleyelim. Manevi peder tek olmalı ve her şeyi bilmelidir. Aksi takdirde, ne doğru bir teşhis koyabilir ne de doğru bir tedavi uygulayabilir. Aziz Simeon şöyle yazar: “Ünleri olan rahipleri aramak için oraya buraya gitmeyin… Allah’ın lütfuyla bir manevi pederle karşılaştıysanız, meselelerinizi yalnızca ona anlatın.”

Manevi Pederim Hangi Özelliklere Sahip Olmalı?

Hayat Modeli

Manevi pederimiz bu nedenle hem ismen hem de hayatıyla manevi olmalıdır. Yani, Kutsal Ruh’un Lütfu’na sahip bir adam olmalıdır. Her inananı tedavi edip iyileştirmek için önce kendisi sağlıklı olmalı, iyi mücadelenin bir savaşçısı olmalıdır. Ayrıca başka bir iyi manevi pedere itirafta bulunmalıdır. Önce başkalarından istediklerini kendisi yaşamalıdır. Hristiyan hayatı sürmeli ve bir model olmalıdır. Bize sadece söyledikleriyle değil, yaşadıklarıyla da öğretmesi için uygun bir kişi olmalıdır. Hayatı, Rab’bin her emrinin etkin bir örneği olmalıdır.

Peki doğru, deneyimli ve kutsanmış manevi pederi nasıl bulacağız? Seçim kolay değil. Yargımız da her zaman bir şeylerden etkilenmemiş değildir. Bu nedenle, manevi peder bulma meselesini yalnızca kendi arayışımız olarak değil, aynı zamanda Allah’ın bir armağanı, dualarımıza bir cevap olarak görmeliyiz.

Basiret Sahibi

Bu nedenle, manevi pederin “basiret” adı verilen en büyük erdeme sahip olması gerekir. Ve bu erdem Allah’ın bir armağanıdır. Peki basiret ne anlama gelir? Manevi pederimizin bizi anlayabilmesi anlamına gelir. Ne zaman azarlayıp ne zaman teselli etmesi gerektiğini bilmesi demektir. Canımızın derinliklerini, eğilimlerimizi, motivasyonlarımızı ayırt etmesi demektir. Çünkü bazen manevi pedere gidip bir şey söyler, başka bir şey kasteder ve başka bir şey yapmış oluruz. Ancak manevi peder, bize uygun talimatları verebilmek için deneyimli olmalı ve Kutsal Ruh’un nurlanmasına ve Kutsal Ruh’un lütfuna sahip olmalıdır. “Manevi pederin basiret yeteneği, yani manevi çocuklarının kalplerini görebilecek manevi gözleri olmalıdır. Bu şekilde, her seferinde doğru bir teşhis koyabilir ve uygun tedaviyi uygulayabilir.” Daha da önemlisi, her bir düşüşün ardında neyin gizli olduğunu ayırt edebilmelidir. Örneğin, bir günah işleyebilir ve bunun bizi etkileyen ve üzen ana sebep olduğunu düşünebiliriz. Ancak manevi peder, bu günahın nedenini bulmaya çalışacaktır. Bencillik mi? Kıskançlık mı? Söylemediğimiz veya anlamadığımız gizli başka şeyler mi var? Tıpkı bir doktorun bir yara gördüğünde hemen kaba bir teşhis koymaması gibi… Ama sorunun nedenini bulmaya çalışır: Bu yara nereden geldi? Nereye ait? Cildinizde egzama, sivilce mi var… Kanser olabilir, hiçbir şey olmayabilir. Ateşiniz mi var! Neden? Soğuk algınlığınız mı var yoksa çok ciddi bir sorununuz mu var? Benzer şekilde, manevi pederimiz de anlattıklarımızdan ve gördüklerinden günahlarımızın tam nedenini anlayabilmelidir. Sadece dışarıdan görüneni değil, aynı zamanda doğru bir teşhis koymak için kalbimize de nüfuz etmelidir.

Manevi pederimiz, ona sunmak istediklerimizi değil, hakiki kişiliğimizi anlamalıdır. Bunu yapabilmek için sadece biraz psikoloji bilgisine değil, her şeyden önce Allahın nurlandırışına ve lütfuna ihtiyacı vardır. Ve Allah’ın nuruyla “basiret” kabiliyetine sahip olmak için, kutsallaştırılmalıdır. Dolayısıyla, “içinde Kutsal Ruh’un nuru olmayan manevi peder, kendi eylemlerini iyi göremez, başkalarına rehberlik edemez veya Allah’ın iradesini öğretemez ve başkalarının düşüncelerini kabul etmeye muktedir değildir.’’

Sevgi Dolu Bir Adam

Ruhani babamımızın da sevgiye sahip olması gerekir. Dünyevi ve duygusal değil, manevi sevgi. Manevi sevgi, Mesih’in sevgisinin bir yansımasıdır. Duygusallık değildir. Bizi esir alan ve hürriyetimizi elimizden alan bir sevgi değildir. Bizi azat eden, onurlandıran, daha büyük bir manevi mücadeleye iten bir sevgidir. Bu yüzden, böyle bir manevi sevgiye sahip olan manevi peder, bize saygı ve sorumlulukla yaklaşır. Ne bizi mahvedecek bir af ile, ne de katlanamayacağımız bir zulüm ile…

Sevgi aynı zamanda hayatımızın zor bir döneminde, bir düşüş yaşadığımızda veya bir sorun, bir hastalık, bir tehlikeyle karşılaştığımızda, manevi pederimizin bizimle birlikte acı çekmesi, bizimle birlikte ağlaması, bizimle birlikte empati yapması, sahip olduğumuz yükleri bizimle birlikte taşıması anlamına gelir. Bunu anlarız. Tıpkı küçük bir çocuğun kimin sevip kimin sevmediğini anlaması gibi.

Ben ve Manevi Pederim

Böyle bir manevi peder bulduğumuza göre, tavrımız ne olmalı?

Onu Sevelim

Her şeyden önce, manevi pederimize sevgi beslemeliyiz. Günah itirafına görev bilinciyle, sadece komünyon almak için gitmiyoruz. Zorunluluktan da gitmiyoruz. Öğrenmek için de gitmiyoruz. Babamızı bulmak için gidiyoruz.

Ancak bu, manevi pederimize sağlıksız bir bağlılık duyacağımız anlamına gelmez. Sürekli olarak “manevi pederim var…” diye övünmeyeceğiz. Çünkü çoğu zaman, gizlice, bu gönderme aracılığıyla örtülü bir egoizmi gizleyebiliriz. Yani, iyi bir manevi pederimiz olduğunda bunun bizi de nitelendirdiğini düşünürüz. Ancak aziz bir manevi pedere sahip olmak, bizim de aziz olduğumuz anlamına gelmez. Sinalı Aziz Yuhanna’nın dediği gibi: “Öğretmeninin başarılarıyla çevresindekilere övünen ve bu şekilde kendisinin de yüceltildiğini düşünen değersiz öğrenci, başkalarında daha fazla küçümseme uyandırır ve hakkında şöyle denir: Böylesine iyi bir ağaç nasıl böylesine verimsiz bir dal verdi?”

O’na Güvenelim

Manevi pederimize karşı gerçek bir sevgimiz varsa, O’na güvenmeliyizdir de. “Manevi bakımımızı üstlenen manevi pederimize şüphesiz güvenmeliyiz.” Kendimizi tamamen O’na emanet edelim. O’nu yolumuzda bir rehber, tutkularımızın bir hekimi, hayatımızın fırtınalarında bir kaptan, Babamız olarak tanıyalım.

İtirafta sadece günahlarımızı değil, düşüncelerimizi de itiraf edeceğiz. “Canımızın hiçbir gizli hareketini saklamamalıyız… kalbimizinse, her gizli eğilimini açığa vurmalıyız.” Ayrıca zorluklarımızdan ve hayatımızın bazı ciddi meselelerinden de bahsedeceğiz. Ancak burada bir uyarı da gereklidir: Manevi pederimiz, örneğin hangi arabayı alacağımız veya hangi mobilyayı alacağımız gibi, kendisini ilgilendirmeyen konularla meşgul etmemeliyiz. Manevi peder, bizi esas olarak manevi hayatın ciddi meselelerine yönlendirir ve O’ndan görevleri dışındaki şeylere müdahale etmesini istememeliyiz.

Bu nedenle, ciddi manevi meselelerde hayatımızı tamamen O’na emanet ederiz. Tıpkı bir doktora gittiğimizde olduğu gibi, önce O’na güvenmeliyiz. Ona güvenmezsek, bizi muayene etmesine, yaramızı açmasına, ameliyat etmesine izin vermeyiz. Benzer şekilde, manevi pederimize de güvenmeliyiz. Onun Mesih’imizin sesi olduğuna, söylediklerinin şahsi görüşü olmadığına ama Allah’ın yanıtı olduğuna inanmalıyız.

Onun Sözünü Dinleyelim

İşte tam da bu yüzden bize söylediklerine itaat etmeliyiz. Manevi pederimize, öz babamıza gider gibi, küçük bir çocuğun babasına gitmesi gibi, itaat ve güven ruhuyla gidelim. Ve son olarak, itiraf gizemi esnasında manevi peder bize talimatlar verdikten sonra biz de O’nun bize söylediği her şeye uymaya, verdiği talimatlara göre yaşamaya çalışmalıyız.

Yeni İlahiyatçı Aziz Simeon bu konuda şöyle öğüt verir: “Manevi pederimize, Allah’a itaat ediyormuş gibi itaat etmeliyiz. Ve bize tavsiye ettiği şeyleri, bize aykırı veya zararlı görünse bile, tereddüt etmeden uygulayalım.”

Değiştirmeyelim

Daha önce söylediklerimize istinaden manevi pederimizi değiştirmemeliyiz. Manevi pederimizi ancak uzak bir yere taşındığımızda değiştiririz. Ancak o zaman bile, gideceğimiz yerde bize başka bir manevi peder göstermesini isteriz.

Bir manevi pederi çok nadiren değiştiririz ve manevi peder Kilise’nin ahlak anlayışının dışında olduğunu veya öğrettiklerinde büyük doktrinsel sapmalar gösterdiğini; veya örneğinde, hayatında bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettiğimizde; hayatımızı başka bir manevi rehbere emanet etme, onu değiştirme yükümlülüğümüz vardır. Ancak o zaman bile kendi başımıza bir manevi peder bulmaya çalışmayız, bize birini tavsiye etmesi veya bize rehberlik etmesi için takdis edilmiş birine danışırız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seninle yaşamak istiyorum (4. bölüm)