/ Azizler ve din adamlarımız hakkında tanıklıklar / Aziz Luka

Aziz Luka

  1. BİR HEKİMİN MESLEKİ KARİYERİ

Bugünkü Apostolik Okuma’da birçok insandan söz edilmektedir. Hatta en az on kişinin adı anılmaktadır. Ancak bu metinde bir hekimden de söz edilir. Öyle ki, bu hekimin hatırasına ithafen, söz konusu Kutsal Kitap bölümü okunagelmiştir. (Koloseliler 4, 5-11.14-18)

Bu hekim, Kilisemizin her yıl 18 Ekim’de anısını kutladığı Aziz Luka’dan başkası değildir.

Elçi Pavlus’un Koloselilere yazdığı mektupta şöyle okuyoruz: “Sevgili hekim Luka da size selam eder.” Büyük Elçi’nin bu sözünün sonundaki “sevgili” ifadesinde dile gelen derin sevgi, Aziz Luka’nın şahsına sunulabilecek en yüce övgüdür.

Belki Luka da kendi döneminde parlak bir hekimlik kariyeri yapmayı hayal ediyordu. Muhtemelen kazançlı mesleğini icra ederek servet sahibi olmayı, yüksek makamlara ulaşmayı, özgün tıp eserleri yazmayı arzuluyordu. Fakat…

Fakat bir gün hayat yolunda, yüreği iman ateşiyle yanan Elçi Pavlus’la karşılaştı. Onun ağzından Müjde’nin, yani İncil’in vaazını işitti; Mesih’i sevdi ve vaftiz oldu. O günden itibaren eski hayalleri küle dönüştü. Artık yalnızca tek bir ülkü, onun seçkin ruhunu bütünüyle kuşatıyordu: Allah’ın Krallığı’nın yayılması ülküsü.

Luka, hekimlik bilgisini Müjde’nin yayılması hizmetine adadı. Elçi Pavlus’un yolundan gitti ve onunla birlikte yolculuk etti. O dönemde yaşayanlar, bu kararını muhtemelen gençlikten kaynaklanan bir düşüncesizlik olarak değerlendirmişlerdi.

O günden bu yana yirmi yüzyıl geçti. Çağdaşlarının belki de mesleki kariyerini kaybettiğini düşündükleri bu hekim, eşine az rastlanır bir başarıya ve yüceliğe erişti; büyük Elçi Pavlus’un ve onun çalışma arkadaşlarının sevgili hekimi oldu.

Üstelik bundan çok daha yüce bir mertebeye ulaştı: Aziz, Elçi ve Incil Yazarı oldu. Yeni Ahit’in ölümsüz iki eserini kaleme aldı: Kendi adını taşıyan İncil’i ve ilk Kilise’nin tarihini anlatan, insanı derinden etkileyen Elçilerin İşleri kitabını.

Aziz, Elçi, Incil Yazarı ve Kilisemizin ilk ve en büyük tarihçisi! Bütün bunların yanı sıra, kendisine verilen ne yüce bir ayrıcalık: Ulusların Elçisi Pavlus’un sevgili yoldaşı ve hekimi olmak!

“Sevgili hekim Luka!”

Dileriz ki onun örneği bugün bizlere de, özellikle hekim, mühendis, fizikçi, sanatçı ve başka alanlarda parlak bir kariyer yapmayı hayal eden gençlere ilham versin.

Müjde’nin vaaz edilmesinin, Allah’ın Krallığı’nın yayılması gibi yüce bir ülkünün gerçekleştirilmesinin hepimizin sorumluluğu olduğunu anlayalım. Bu sorumluluk yalnızca din adamlarına ve ilahiyatçılara ait değildir.

Ve Allah’ın Krallığı’nın yayılması uğruna fedakârlıklarda bulunmaya değdiğini; gerektiğinde mesleki kariyerimizden, hatta hayatımızdan bile fedakârlık edebileceğimizi kavrayalım.

  1. “…VE DEMAS”

“Sevgili hekim Luka ve Demas da size selam eder.”

Elçi Pavlus’un iki yoldaşının adı yan yana anılıyor; ancak aralarında ne büyük bir fark var! Elçi, birinden büyük bir içtenlikle “sevgili hekim Luka” diye söz ederken, diğerinden yalnızca “ve Demas” diye bahsediyor. Acaba neden?

Kutsal Kitap yorumcuları, bunun tesadüf olmadığını söylüyorlar. Onlara göre Elçi Pavlus, Demas’ın hayatında bazı kaygı verici belirtiler görmeye başlamıştı. Öğrencisinin gayretinin giderek azaldığını, gözlerinin ısrarla dünyaya çevrildiğini ve Mesih’e duyduğu sevginin yavaş yavaş soğuduğunu fark ediyordu. İşte bu nedenle, Pavlus’un Luka için yüreğinden taşan bir sevgiyle yazdığı “sevgili” sözcüğünün hemen yanında Demas’ın adını oldukça resmî ve mesafeli bir biçimde anması anlam kazanıyor.

Demas’ın daha sonraki hayatı da bu yorumu doğrulamaktadır. Bilindiği üzere Demas, sonunda Elçi Pavlus’u terk etmiş ve dünyanın sunduğu rahatlıklara yönelmiştir. Elçi Pavlus, daha sonra öğrencisi Timoteos’a şöyle yazar: “Çünkü Demas, şimdiki çağı sevdiği için beni terk etti ve Selanik’e gitti.” Yani Demas, bu gelip geçici dünyayı sevdiği için beni terk etti ve Selanik’e gitti. Umut dolu bir başlangıcın ardından gelen hüzünlü bir son…

Demas gibi insanlar bugün de, her çağda olduğu gibi, çoktur. Müjde’nin yayılması ülküsünden heyecan duyan ve büyük bir coşkuyla yola çıkan insanlar… Fakat bu coşku uzun sürmez! Bir süre sonra vaaz etmenin zorlukları, çekilen sıkıntılar ve karşılaşılan güçlükler onları korkutmaya başlar. Gözleri dünyanın sunduğu rahatlıklara takılıp kalır. İlk heyecanları yavaş yavaş söner ve sonunda kendilerini bir başka Selanik’e doğru yola çıkmış bulurlar.

Ancak hepimiz dikkatli olmalıyız! Çünkü Allah’ın Krallığı’nı unutmak, dünyanın rahatlıklarına kapılmak ve kendimizi bir başka Selanik’e giden yolda bulmak tehlikesi hepimiz için gerçektir.

Öyleyse dikkatli olalım, ruhsal mücadelemizi sürdürelim ve alçakgönüllü olalım. Allah da bizi koruyacaktır.

 

 

 

Aziz Luka