21 Ocak İman ikrarcısı Aziz Maksimos’un Hayatı
Bu ayın 21’inde pek kıymetli Pederimiz İtirafçı Maksimos’un anısını yâd ederiz.
Mısra:
Ellerin ve dilin olmadan, bir el ve dil sunarak kutsandın,
Ve ruhunu, Maksimos, Allah’ın ellerine bıraktın.
Yirmi birinde Maksimos’un defni mukadder oldu.
Aziz, Pogonatoslu Konstantin’in babası ve Heraklios’un yeğeni Konstantin (641-668) hükümranlığı zamanında yaşadı. İmparatorlar ona büyük bir saygı duymaktaydı; bilgeliği ve etkileyici laflarıyla olduğu kadar tavırları, ahlakı, yıllar boyunca yol gösterici doğru öğütleri ve sahip olduğu ihtiyat nedeniyle siyasi idarede de işinin ehli olarak gözler önündeydi. Bu nedenler dolayısıyla başyazman makamına getirildi, imparator konseylerine de iştirak etti. O dönemde insanlar İsa Mesih’in iradesi hakkında aşağılık ve sapkın, İsa Mesih’in iki doğası olduğunu hiçe sayan, inancı akılsızca ve saygısızca savunuyor, bunu benimsiyorlardı. Hatta çarşı ve kiliselerde bu sapkınlığı destekleyici imparatorun fermanları, kararnameleri sergileniyordu. İşte bu dönemde yaşayan isminden hürmetle bahsedilen Maksimos (Latincede görkemli, heybetli anlamlarına gelir), bu küfür ve hürmetsizliğe karşı göz yumacak birisi değildi; imparatorluk onurlarına, dünyevi otoritesine sırtını çevirdi ve tıpkı Davud’un dediği gibi günahkârların çatısı altında yaşamaktansa, Allah’ın evinden kovulmayı tercih etti. Ardından, Hrisopolis’te, bugünkü adıyla Skoutari, bulunan bir manastıra girip saçlarını keserek bir keşiş oldu. Bir müddet sonra da aynı manastırın başkeşişi oldu.
İlahi bir şevkle yüreği yanınca kalkıp eski Roma’ya giderek mübarek Papa Martinus’u, monotelitlerin önderlerini kovması için yöresel bir sinod toplamaya ikna etti. Üç kez kutsanmış bu Aziz yalnızca bu görevi gözü pek bir şekilde tamamlamakla kalmadı, aynı zamanda sapkınları azarlayan söylevler ve mektuplar yazdı. İsa Mesih’in iki iradesine dair Ortodoks inancın doğruluğunu mantıksal deliller ve yazılı tanıklıklarla kanıtladı, bu eserlerini ekümenin çeşitli bölgelerine ve kiliselerine gönderdi.
Roma’dan İstanbul’a döndüğünde imparatorun sapkın düşünceleriyle aynı fikirde olan yöneticiler tarafından, Anastasios adlı iki öğrencisiyle birlikte suçlu bulundu ve mahkûm edildi. Aziz, karşısındakilerin imparator ile aynı fikirde olduklarını gördüğünden hem hepsine karşı direndi hem de kaleme aldığı bilgelikle dolu mektuplarıyla monotelitlere karşı tekrar düşünmeye ve onlara direnmek için diğerlerini de ikna etti. Bu nedenle Trakya’ya sürgün edildi. Ortodoks İmanı’nda sarsılmadan durduğu için elini ve dilini kestiler. Trakya’nın ardından bir başına üç yıl boyunca kalacağı Lazika bölgesine sürüldü, ömrünün sonuna dek de tüm ihtiyaçlarını kendi kendine karşılamayı da başardı. Pek geçmeden hastalandı ve ruhunu Allah’a teslim etti; birçok mucize gerçekleştireceği Aziz Arsenios Manastırı’nda defnedildi.
Mübarek dili kesilmesine rağmen Allah’ın onu iyileştirdiği ve ömrünün geri kalanında tekrar apaçık, anlaşılır bir şekilde konuşabildiği söylenmektedir. Anastasios adlı iki öğrencisinden yaşça büyük olanının da, tıpkı öğretmeni gibi, eli ve dili kesilmiş ve uzaklara sürgün edilmişti. Genç olanı ise Trakya’daki bir hisara sürgün edilmiş ve orada ruhunu teslim etmiştir.
*** Aziz Maksimos’un Mübarek Emanetleri’nin nakli 13 Ağustos günü anılır. 20 Eylül günü de Papa Martin ve iki Anastasios, Teodore ve Euprepios ile birlikte anılır. ***
Apolitikion, Üçüncü Makam
Senin aracılığınla Ruh, Kilise’nin öğretilerini yaydı; Allah’ın Kelamı’nın tenezzülünü izah ettin, imanın hakiki ikrarcı oldun ve ızdırabınla nurlandın; mübarek Peder Maksimos, Allahımız olan İsa Mesih’e bizlere merhamet etmesi için dua et.
Kontakion, Üçüncü Makam
Ey imanlılar olan bizler, Allah’ın ilhamı olan İsa Mesih’in iki tabiat, irade ve enerjide yüceltilmesi gerekliliğini öğreten, Üçlü Birlik’i seven büyük Makismos’u methedelim; ve ona haykıralım: Sevin, ey imanın müjdecisi!


