/ Azizlerimizin hayat hikayeleri / Aynorozlu Aziz Peder Tihon

Aynorozlu Aziz Peder Tihon

(Papa-Tihon)

(1884 – †1968)

Papa-Tihon, 1884 yılında Rusya’da, Noviya Mihalovska’da doğdu. Anne Eleni ve babası Pavlos dindar insanlardı. Bu yüzden oğulları, dünyadaki adı Timothy olan Papa-Tihon, da küçük yaştan itibaren Allah’a sevgi ve bağlılık duyan, hayatını O’na adamak isteyen biriydi.

Anne babası, çocuklarının büyük manevi gayretini görüyorlardı; ancak hareketli bir yapısı olduğu için hemen manastıra gitmesine izin vermekte tereddüt ettiler. Önce düşünce olarak olgunlaşmasını, sonra kendi kararını vermesini istediler. Yine de 17 ile 20 yaşları arasında, üç yıl boyunca manastırları sadece ziyaret etmesine izin verdiler.

Bu dönemde Rusya’daki manastırlara gitmek için uzun ve yorucu yolculuklar yaptı; yaklaşık iki yüz manastır gezdi. Gittiği manastırlarda yol yorgunu ve bitkin olmasına rağmen, hem kendini terbiye etmek hem de başkalarına yük olmamak için misafirperverlikten nazikçe kaçınırdı.

Memleketindeki manastırları dolaştıktan sonra, Sina’daki Allah’ın Yürüdüğü Kutsal Dağa[1] hac yolculuğu yaptı ve orada iki ay kaldı. Oradan da Kutsal Topraklara geçti; Ürdün Nehri’nin yakınında bir süre inziva hayatı yaşadı.

Kutsal Topraklar ona manevi olarak fayda sağlıyordu, ancak zamanımızın huzursuz ve dünyevi ruhu yüzünden iç huzuru bulamıyordu. Bu yüzden Aynoroz’a gitti.

Aynoroz’da ilk olarak Burazeri İnzivahanesine yerleşti ve orada beş yıl kaldı. Ancak çok sayıda Rus hacı geldiği için burada aradığı sessizliği bulamadı. Bunun üzerine izin alarak Karulya’ya gitti ve orada on beş yıl boyunca inziva hayatı yaşadı.

Karulya’daki bütün zamanı zorlu manevi mücadelelerle/sınanmalarla geçti. Sadece dış görünüşüyle değil; iç dünyasında da bir melek gibi olabilmek için büyük bir gayret ve samimiyetle mücadele ediyordu.

Karulya’dan sonra Kapsala’nın ucunda, Stavronikita Manastırına bağlı bir hücreye geldi ve orada yaşlı bir keşişe baktı.

Yaşlı keşişin duasını aldı Yaşlı Keşiş’in vefatından sonra  kulübede tek başına kaldı. O zamandan sonra manevi mücadelesini sürdürmekle kalmadı, daha da artırdı. Samimiyetle ve büyük bir tevazuyla gayret ettiği için de Allah’ın lütfunu daha fazla hissetmeye başladı.

İlahi lütuf artık onu insanlara açıkça gösteriyordu. Bu yüzden birçok dertli insan ona koşuyor, hem öğüt almak hem de onun büyük sevgisiyle teselli bulmak istiyordu.

Bazıları da, günahların bağışlanmasını sağlayan Kutsal İtiraf Sakramenti ile insanlara daha etkili şekilde yardım edebilmesi için papaz olmasını rica ediyordu. Başkalarına yardım etme gereğini o da fark etti ve sonunda papaz olarak takdis edilmeyi kabul etti.

Peder kendisi için hiç kaygılanmaz, korkmazdı; çünkü onda derin bir Allah korkusu (ilahi saygı ve edep) ve büyük bir takva vardı. Büyük bir tevazuyla mücadele ettiği için manevi bir düşüş tehlikesi de yaşamıyordu.

Her işe “Allah’a şükürler olsun” diyerek başlar, yine “Allah’a şükürler olsun” diyerek bitirirdi. Artık Allah’la barışmış bir hâlde olduğu için,“Ya Rab İsa Mesih, bana merhamet et” duasından çok “Allah’a şükürler olsun” sözünü kullanırdı.

Gördüğümüz gibi ilahi bir atmosferde yaşıyordu; İlahi Ayin sırasında kutsal meleklerle birlikte göksel şükrana katıldığı söylenirdi.

1968 yılında artık ölümünü hissetmeye başlamıştı; çünkü sürekli ölümden söz ediyordu. Az olan bedensel gücü de onu terk etmişti.

15 Ağustos’taki Meryem Ana yortusundan sonra yatağa düştü ve içten yanıyormuş gibi hissettiği için sadece su içiyordu. Bu durumda olmasına rağmen, kesintisiz duasından dikkati dağılmasın diye yanında kimsenin kalmasını istemiyordu.

 

Peder Tihon ve Hırsız

Bir gün Amerika’dan biri ona bir çek göndermişti. Papa-Tihon çeki postaneden alırken, dünyadan biri onu gördü ve para hırsına kapıldı. Geceleyin, başka paralar da bulurum düşüncesiyle, Papa-Tihon’u soymak için hücresine gitti. Oysa bilmediği şey şuydu: Keşiş aldığı parayı daha o anda Todoris Bey’e vermiş, fakirler için ekmek almasını istemişti.

Hırsız, Papa-Tihon’a epey eziyet ettikten sonra gerçekten parası olmadığını anladı ve gitmeye hazırlandı. Bunun üzerine Papa-Tihon ona şöyle dedi:

Allah seni affetsin evladım.

Bu kötü niyetli adam aynı amaçla başka bir yaşlı keşişe de gitti; fakat orada polis tarafından yakalandı. Kendi kendine itiraf ederek Papa-Tihon’a da gittiğini söyledi. Bunun üzerine komiser bir jandarma gönderip, hırsızın davası görüleceği için Papa-Tihon’u ifadeye çağırdı.

Papa-Tihon buna çok üzüldü ve jandarmaya şöyle dedi:

Evladım, ben hırsızı bütün kalbimle affettim.

Fakat jandarma, üstten aldığı emri yerine getirdiği için Peder’in sözlerine aldırış etmedi. Sonunda komutan ona acıdı ve İerisso’dan hücresine geri dönmesine izin verdi.

 

Peder Tihon’un Duası

“Mesih’in Golgota’sına hamdolsun”

Ey Mesih’in kanıyla kutsanmış Kutsal Golgota!
Sana yalvarıyoruz, söyle bize: Mesih’in lütfuyla, tövbe ve gözyaşlarıyla kaç binlerce günahkârı temizledin ve Cennet’in gelin odasını doldurdun?

Ey tarif edilemez sevginle, Mesih Kral!
Lütfunla göksel sarayları tövbe eden günahkârlarla doldurdun.
Sen burada da herkese merhamet ediyor, herkesi kurtarıyorsun.
Seni layıkıyla kim şükrederek övebilir ki, melek aklına sahip olsa bile?

Ey günahkârlar, çabuk gelin!
Kutsal Golgota açıktır ve Mesih merhametlidir.
O’na kapanın ve kutsal ayaklarını öpün.
Yaralarınızı ancak O, merhametiyle iyileştirebilir!

Ah, ne mutlu bize ki, çok merhametli Mesih bizi büyük bir tevazu, Allah korkusu ve sıcak gözyaşlarıyla O’nun tertemiz ayaklarını yıkamaya ve sevgiyle öpmeye layık görsün! O zaman merhametli Mesih günahlarımızı yıkamayı uygun görecek ve bize Cennet’in kapılarını açacaktır. Orada büyük bir sevinçle, Başmelekler ve Meleklerle, Keruvlar ve Serafimlerle ve bütün Azizlerle birlikte, dünyanın Kurtarıcısı en tatlı İsa Mesih’i, Tanrı’nın Kuzusu’nu, Baba ve Kutsal Ruh’la birlikte, özde bir ve bölünmez Üçlü Birlik’i sonsuza dek yücelteceğiz.

 

Bir Aynorozlu Peder’i Papa-Tihon Hakkındaki Tanıklığı

(Konstamoniti Manastırı’ndan Peder Filaretos’un son manevi evladı tarafından anlatılmıştır)

Genç bir keşişken, Manevi Pederim Peder Filaretos’un izniyle Rus Papa-Tihon’a, yani Peder Paisios’un manevi pederine, günah itirafı yapmaya gittim. Bizi kabul ettikten sonra geliş sebebimizi söyledik ve ben itirafa başladım.

Başım öne eğik şekilde günahlarımı söylüyordum. Zaman geçtikçe ensemin ıslandığını hissettim. Ne olduğunu anlayamadım. İtirafımı bitirip başımı kaldırdığımda, Papa-Tihon’un çokça gözyaşı dökerek ağladığını gördüm. Günah itirafım boyunca gözyaşları başıma damlamıştı!

Papa-Tihon Rus’tu ve Yunancayı bozuk konuşurdu. Fakat günah itirafından sonra bize öğüt vermeye başladığında, biz onun sözlerini sanki eski, seçkin[2]  bir dilde -Aziz Altınağızlı Yuhanna’nın konuştuğu dile benzer bir üslupla (temiz ve aksansız)- duyuyorduk!

 

[1] Θεοβάδιστον Ὄρος τοῦ Σινᾶ “Tanrı’nın yürüdüğü Sina Dağı” anlamına gelir. “..Rab dağın üstüne ateş içinde inmişti” (Mısırdan Çıkış 19:18 ) ayetine atıftır.

[2] Bkz. Καθαρεύουσα

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynorozlu Aziz Peder Tihon