Bugün Pazar!
Pazar günü diğer günler gibi sıradan bir gün değildir. Pazar’dan söz etmek, adeta Rab’bin kendisinden, Kilise’den, İncil’den ve İlahî Kurtuluş Tasarısı’nın sırrından söz etmek gibidir. Onun tarihi ve teolojisi, zamanın başlangıcından beri Allah’ın tarihiyle iç içe geçmiş olarak Kutsal Kitap’ın sayfalarında yer alır.
Eski Ahit bize Allah’ın, “Yedinci günde yaptığı bütün işlerden dinlendiğini” bildirir (Yaratılış 2:2). Yani yaratma işini tamamladı. Ancak dikkat edelim: Allah çalışmayı bırakmadı; dünyayı yönetmeye ve ayakta tutmaya devam etmektedir. Bu faaliyet de yaratma işinden daha aşağı değildir. Allah’ın yaratılmışlar üzerindeki kesintisiz inayeti ve ilgisi, O’nun için bir dinleniş ve huzurdur.
Allah, bu muhteşem evi, yani kâinatı yarattıktan ve bizi de var ettikten sonra, sevgisinin eserleri olan bizlerle ilgilenmekten hoşnut olur. Çünkü Allah her şeyi insan için yaratmış, insanı ise Kendisi için yaratmıştır. Bu yüzden O, kendisine ayırmamız için bir gün istemektedir; meşguliyetlerimizi bırakıp Allah ile buluşabileceğimiz bir gün.
Eski Ahit döneminde bu gün Şabat günüydü.
Ancak yaratılıştan sonra Allah ile olan ilişkimiz, O’nunla aramıza dikenler ve engeller diken günah yüzünden bozuldu. Fakat zaman dolduğunda Allah bize ikinci yaratılışı, yani Kilise’yi bağışladı. Bu yeni yaratılış, Mesih’in Dirilişi ile mühürlendi ve bize Allah ile yeni bir ilişki, Baba ile evlat arasındaki ilişkiyi kazandırdı.
Mesih’in dirildiği gün, insan tabiatı da O’nunla birlikte dirildi; ölüm yenildi, lanet ortadan kaldırıldı, günah silindi, Hades’in kapıları kırıldı, Allah ile insanlar barıştı ve güneş şu şaşırtıcı ve harikulade olaya tanıklık etti: insan ölümsüz oldu.
Bu gün, bütün insanlığın doğum günü olarak adlandırılabilecek gündür. Mesih’in dirildiği ve insan tabiatını dirilttiği bu kutlu gün, “Şabatların ilki” olan gün; aynı zamanda Pentikost günü Kilise’nin doğduğu gündür. İşte bu gün Pazardır.
Pazar aynı zamanda geleceğin de bir simgesidir. Haftanın ilk günü, yani “Şabatların ilki” olmakla birlikte, aynı zamanda sekizinci gündür; Rab’bin Dirilişi ile başlayan ve sonu olmayan ebediyet gününün işaretidir.
Bu nedenle imanlılar her Pazar günü hem Kilise’nin doğuşunu, hem insanlığın Mesih’te yeniden doğuşunu kutlar, hem de ebedî hayatın ve göksel yenilenmenin ön tadını alırlar.
Eski Şabat, emirlerle tesis edilmişti; çünkü Allah’ın yaratışını ve dinlenişini gözlerimizle görmedik. Fakat yeni gün olan Pazar, Diriliş’in tarihî gerçeği üzerine kurulmuştur. Eski Şabat Allah’a kurbanlar ve sunular sunmayı gerektirirdi. Yeni gün olan “Şabatların ilki” ise bize Rab’bin kurbanını sunar ve bizi onunla besler.
Bu, Rab’bin işaretlediği ve gökten bir armağan olarak bize verdiği gündür; O’nunla özel bir şekilde buluşabilmemiz için bağışlanmış bir fırsattır.
Bu yüzden Pazar gününü ruhsal bir saygıyla onurlandırmak gerekir. Eksik ve zayıf olan insanın, Allah ile buluşabilmek için günlük uğraşlarından bir süre uzaklaşmaya ihtiyacı vardır. Çünkü Allah ona sevgi ve yakınlık dolu bu ilişkiyi bağışlamaktadır.
Öyleyse bu buluşmanın şartlarını hazırlayalım; dünyevî kaygılarımızdan bir süre uzaklaşalım. Hatta daha da önemlisi, tutkularımızdan ve günahlarımızdan uzaklaşalım ki, asıl birinci görevimiz olması gereken şeye, yani Allah Baba ile dikkatimiz dağılmadan kuracağımız iletişime yönelebilelim.
(Prof. Stergios Sakkos’un “Pazar, Diriliş Günü” adlı eserinden uyarlanmıştır.)


