/ Kilise / Mesih Kimdir? (3)

Mesih Kimdir? (3)

  1. Mesih’in hayatı nasıldı?

Mesih’in Hayatı

İsa Mesih insan olarak tarihin en büyük çöküş dönemlerinden birinde dünyaya geldi ve Filistin’in en kötü şöhretli şehirlerinden biri olan Nasıra’da büyüdü. İnsan olarak dünyanın en çok nefret edilen milletlerinden birine mensuptu. Onu koruyup büyüten Yusuf fakir bir marangozdu ve İsa Mesih onunla birlikte el emeğiyle çalışıyordu. Otuz yıl boyunca Celile’de, sıradanlık, yoksulluk ve sadelik içinde yaşadı. Ne okullarda eğitim gördü ne de yüksek seviyede öğrenimlerle meşgul oldu. Hemşehrileri bunu çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle daha sonra hayret ederek şöyle diyorlardı: “Bu adam hiçbir okulda öğrenim görmediği hâlde nasıl oluyor da bu kadar iyi biliyor?” Otuz yaşına kadar O, sade, tanınmayan ve yüksek bir eğitim almamış sıradan bir insan olarak yaşadı.

Ve yalnızca 3 yıl kamu önünde hizmet etti!

  • Diğer din kurucuları uzun yıllar boyunca vaaz ettiler ve sahip oldukları bütün dünyevî imkânları kullandılar: siyasî iktidar, para, ordu ve şiddet.
  • Mesih ise öğretisini yaymak için bunların hiçbirini kullanmadı.
  • Bütün dünyayı kazanıp fethetmekten söz ediyor, fakat yalnızca 3 yıl vaaz ediyordu.
  • Bu üç yıl içerisinde öğretilerinden hiçbir şeyi yazıya dökmedi.

Peki öğrencileri kimlerdi?

Bunlar bakanlar, hahamlar, filozoflar, devlet görevlileri veya kâtipler miydi? Bir avuç okuma yazma bilmeyen balıkçıydı. Ve onları öğretisini bütün dünyaya vaaz etmeleri için gönderiyordu.

Öyleyse öğretisi nasıl oldu da bu kadar hızlı yayıldı?

Hayatının mükemmelliği

Mesih yalnızca erdemli bir insan, insanlar arasında en iyi ve en mükemmel kişi değildir. O, mükemmel insan, mutlak surette günahsız olan insandır. Erdemi eşsizdir. O’nun şahsında insan mükemmel bir uyum görür. Hiç kimse O’nda en küçük bir eksiklik veya en ufak bir aşırılık bile bulamaz. Bütün erdemlere tam ve mükemmel derecede sahiptir.

O’nda ilâhî bir yücelik, fakat aynı zamanda sözlerinde ve yüzünde hayranlık uyandıran bir yumuşaklık vardır; içten, derin ve gerçek bir yumuşaklık. İnsanlarla tatlılık ve yücelik, vakar ve alçakgönüllülük içinde ilişki kurar. Bu kadar şaşırtıcı mucizeler gerçekleştirirken aynı zamanda herkese ulaşılabilir, sevilen ve herkese karşı alçakgönüllü, herkesin hizmetine hazırdır.

Ve yalnızca bir kez, tapınaktan tüccarları kovmak için eline kırbaç aldığında bile bunu öfke ve taşkınlıkla değil, Allah’ın Mabedi’nin kirletilmesine karşı sükûnet ve kutsal bir öfke ile yapar.

Sevgisi

Mesih’in bütün hayatı, mükemmel sevginin bir ifadesi olarak nitelendirilebilir. Mesih her insanı mükemmel bir şekilde sever ve herkesten O’nu dünyadaki her şeyden, hatta kendi hayatlarından bile daha çok sevmelerini ister.

Sıradan insanları, hor görülenleri, günahkârları, hatta kendisini çarmıha gerenleri bile sever. Günahkârlara iyilik ve merhametle konuşur. Onlarla birlikte olmaktan, evlerine gitmekten çekinmez. Halkının korumasız ve çobansız olduğunu görünce üzülür. Onların acılarına ve yoksulluklarına ortak olur; acı çeken herkesi bulmak, hastaları iyileştirmek, dertlileri teselli etmek ve sevgisini sunmak için koşar. Bu, ölüme kadar uzanan eyleme dönüşmüş bir sevgidir.

Alçakgönüllülüğü ve sabrı

İsa Mesih’in alçakgönüllülüğü eşsizdir. Diğer sahte “mesihlerin” ve din önderlerinin sahip olduğu fanatizmi ve kibri hiçbir zaman göstermedi. Aksine gizlilik ve yoksulluk içinde bir hayat yaşadı. Gösterişten ve halkın kendisine sunduğu onurlardan uzak durdu. Halk coşku içinde O’nu kral ilan etmek istediğinde ise Rab ıssız yerlere çekildi.

Fakat O’nun alçakgönüllülüğü özellikle hayatının son saatlerinde ışıl ışıl ortaya çıkar. Düşmanlarının, yöneticilerin ve başkâhinlerin karşısında ilâhî bir yücelik içinde durur. Düşmanları O’na küfreder, alay eder, O’nu döver, yüzüne tükürür, aşağılar ve çarmıha gererler; O ise susar ve onları bağışlar.

Korkunç işkenceyi bütün insanlığı hayrete düşüren bir yücelikle karşılar. O’nun bu sabrı fanatizmin veya duyarsızlığın sonucu değil, kutsallığın ve mükemmelliğin sonucuydu.

Günahsızlığı

İşte bu nedenle Mesih düşmanlarına herkesin önünde cesaretle şöyle sorabiliyordu: “Hanginiz beni bir tek günahımdan dolayı suçlayabilir?” (Yu. 8:46).

Bunu Kudüs’te etrafını yüzlerce Yahudi sarmışken söylüyordu. “Beni herhangi bir günahımdan, hatta tek bir günahımdan dolayı kim suçlayabilir?”

Eğer Mesih en küçük bir günah bile işlemiş olsaydı, Yahudiler bunu O’nun yüzüne söylemezler miydi? Hiç kimse tek bir söz bile söylemeye cesaret edemedi. Neden? Çünkü Mesih’in kusursuz ve masum olduğunu biliyorlardı.

Bunu anlıyorlardı; hatta O’nun düşmanları bile O’nun masumiyetini ve yüceliğini kabul ediyorlardı: Pilatus ve karısı, haydut, yüzbaşı, O’nu çarmıha gerenler, hatta Yahuda bile!…

Devamını okuyoruz…..

 

 

 

Mesih Kimdir? (3)