/ Konuşmalar, aziz pederlerin sesi / Mür taşıyan kadınların Pazarı

Mür taşıyan kadınların Pazarı

Mür taşıyan kadınların Pazarı’nın anlamı budur. Bize, birkaç kişinin sevgi ve bağlılığının, umutsuz bir karanlığın ortasında nasıl parlak bir şekilde ışıldadığını hatırlatır. Bizi, bu dünyada sevgi ve bağlılığın yok olmamasını ve ölmemesini güvence altına almaya çağırır. Cesaret eksikliğimizi, korkularımızı ve bitmek bilmeyen, köle ruhlu akılcılığımızı yargılar. Gizemli Yusuf ve Nikodimos ile şafakta mezara giden bu kadınlar, İncil’de çok az yer kaplar. Ancak tam da burada, her birimizin ebedî kaderi belirlenmektedir.

Bugün, bu sevgi ve temel insani bağlılığı yeniden bulmaya özellikle ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Çünkü artık, insan kişiliği ve insan hayatına dair zararlı fikirlerin bu dünyada egemen olduğu bir çağa girmiş bulunuyoruz; öyle ki, bu değerler dahi karalanmaktadır. Yüzyıllar boyunca dünya, zayıf ama titrek ve ışık saçan o bağlılık, sevgi ve merhamet alevini taşımaya devam ediyordu; bu alev, herkes tarafından reddedilmiş olan İnsanın acıları içinde sessizce varlığını sürdürüyordu. Bu nedenle, sanki son bir ipliğe tutunur gibi, dünyamızda hâlâ bu sade, dünyevi ve insani sevginin sıcak ışığını barındıran her şeye sarılmalıyız. Sevgi, teorileri ve ideolojileri sorgulamaz; kalbe ve ruha hitap eder. İnsanlık tarihi gürültüyle akıp geçti; krallıklar yükseldi ve yıkıldı, medeniyetler kuruldu ve kanlı savaşlar yaşandı. Ancak yeryüzünde ve bu çalkantılı, trajik tarihte değişmeden kalan şey, kadının aydınlık suretidir. Bu suret, şefkatin, kendini adamanın, sevginin ve merhametin bir tasviridir. Bu varlık olmadan, bu ışık olmadan, dünyamız, başarıları ve kazanımları ne olursa olsun, bir korku dünyası olurdu. Abartı olmaksızın denebilir ki, insan soyunun insanlığı kadın tarafından korunmakta ve sürdürülmektedir; bu, sözler ve fikirlerle değil, onun seven ve gözeten sessiz varlığıyla gerçekleşmektedir. Ve eğer hayatın bu gizemli bayramı, dünyada egemen olan kötülüğe rağmen hâlâ sürüyorsa; eğer bu bayram, yoksul bir odada, sade bir masada, bir sarayda olduğu kadar sevinçle kutlanabiliyorsa, o zaman bu bayramın sevinci ve ışığı ona aittir: kadına, onun sönmeyen sevgi ve bağlılığına. “Şarap eksildiğinde…” (Yuhanna 2:3), fakat o burada olduğu sürece – anne, eş, gelin – herkes için yeterince şarap, yeterince sevgi ve yeterince ışık vardır…

Peder Aleksandros Şmeman – Yortoloji

Çeviren: r. Nektarios Gelbal

 

Mür taşıyan kadınların Pazarı