Mesih’in ikinci gelişi
Genel Bakış
Hristiyan inancının en temel öğretilerinden biri Mesih’in yeryüzüne İkinci Gelişi’dir. Tanı esini Kutsal Kitap’a göre Mesih dünyaya yeniden gelecektir. Bu gelişinde ise kurtarıcı olarak değil, dünyanın yargıcı olarak gelecektir. İkinci Geliş ve Evrensel Yargı ile dünya tarihinin son sayfası yazılacaktır. Bundan sonra gelecek çağ olarak ifade ettiğimiz ebedi yaşam yani Cennet ve Cehennem gelecektir.
Bu büyük gerçeği, İman İkrarı’nda da şu şekilde beyan ederiz: “Şanla tekrar gelecek, ölüleri ve dirileri yargılayacaktır. O’nun Egemenliği son bulmayacaktır” ve “Ölülerin dirilişini ve sonsuz yaşamı bekliyorum.”
Birçok kişi ne Mesih’in İkinci Gelişine inanır, ne de Cennet ve Cehennem’in varlığına. Bunları efsane ve saçmalık sayarlar. Hristiyan olsalar bile bazıları ise güvensizlik duyar ve şüphe eder. Onlara ne diyebiliriz ki?
- A) İkinci Gelişi ve sonsuz yaşam hakkında konuşan, tek Gerçek olan Mesih’in söylediği her şey gerçekleşti, peygamberlik ettiği her şey yerine geldi. İki örnekle devam edecek olursak:
Yeruşalim’in fethedileceğini, Yahudilerin bir kısmının katliama uğrayacağını, bir kısmının ise esir alınıp bütün milletlerin arasına dağıtılacağını söyledi (Luka 21:20-24). Süleyman’ın Tapınağı yıkılacak, taş üstünde taş kalmayacaktı (Luka 21:5-6). Gerçekten de 40 yıl sonra (MS 70’te) Roma lejyonları Yeruşalim’i ele geçirdiğinde Mesih’in söylediği gibi Tapınakları yıktı, birçok kişiyi katletti ve çarmıha gerdi, hayatta kalanları ise bütün uluslara esir olarak sattı. Yaklaşık 1900 yıl sonra (1948’de) yurtlarına geri döndüklerinde yeniden devletlerini kurdular ama hiçbir zaman huzur bulamadılar.
Mesih’in bir başka peygamberliği de, kurduğu Kilise’nin sonsuza dek var olacağıdır. Hiçbir güç onu yenemeyecektir (Matta 16:18). Nitekim hiçbir inanç, insanlık tarihi ve dünya yaşamı boyunca Hristiyanlık kadar saldırıya uğramamıştır. Yalnızca ilk üç yüzyılda 11 milyon iman şehidimiz vardır ve Mesih imanlıları o dönemlerde nasıl zulüm gördüyse, bu günümüzde de devam etmektedir. Kilise varlığını 2000 yıldır sürdürmektedir. Oysa Kilise’ye zulmedenler tarih sahnesinden silinip gitmiştir.
Peygamberler de Mesih’in yeryüzüne İkinci Gelişi hakkında konuştular. Söyledikleri bütün peygamberlikler (Mesih hakkında, hayatı, mucizeleri, çarmıha gerilişi, Dirilişi vb.) gerçekleşti. Geriye yalnızca İkinci Gelişle ilgili olan kehanetin gerçekleşmesi kaldı. Diğerlerinin hepsi nasıl doğru çıktıysa, bu da yerine gelecektir.
- B) Cennet ve Cehennem’in varlığı da Tanrı’nın adaleti ile ilgilidir. Aziz Altın Ağızlı Yuhanna şöyle der: “Katil, haydut, hırsız ve dolandırıcıların cezasız kaldığını gördüğünüzde, ister istemez Cehennem’in var olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz çünkü Tanrı adaletsiz değildir ve ayrım yapmaz. Bu kadar çok günahkârı cezasız, bu kadar çok erdemliyi ise acı çekmiş halde bırakırsa eğer, o zaman gerçekten adaletsiz olurdu.”
Bu düşünce tarzı Mesih’ten önce de birçok filozof tarafından benimsemişti. Onlar sonsuz yaşamı ve kötülüklerin cezalandırılmasını sezinmişlerdi.
Mevcut yaşamın sonu
Bunlardan sonra, o zaman neler olacağını görmeye gelelim. Kutsal Yazı’ya göre bu mevcut yaşamın sonunda dört sarsıcı olay gerçekleşecektir: dünyanın sonu, Rab’bin İkinci Gelişi, ölülerin dirilişi ve Evrensel Yargı. Bunları ayrıntılı olarak inceleyelim.
DÜNYANIN SONU
Bilime ve Kutsal Kitaba göre dünyanın sonu
Dünyanın bir gün sonunun geleceği gerçeğini bilim de doğrulamaktadır. Modern kozmolojiye göre bize ışık ve ısı veren güneş bir gün yakıtını tüketecek, bir “beyaz cüce” hâline gelecek ve sönecektir. Aynı son gökyüzündeki tüm yıldızların da başına gelecektir. Ardından galaksilerin çözülmesi gerçekleşecektir. Tüm madde dağılacak ve sonunda sıcaklığı mutlak sıfıra, yani sıfırın altında 273 dereceye yaklaşan uçsuz bucaksız, soğuk ve karanlık bir Evren kalacaktır.
Bilime göre evrenin sonu görkemsiz ve trajik bir sonla, geride anlamsız bir tarih ve hiçbir umut barındırmayan bir gelecek bırakarak olacaktır.
Şimdi de dünyanın sonunu Tanrı’nın vahyine, yani Kutsal Yazı’ya göre görelim. Kutsal Yazı bize dünyanın bir başlangıcı ve bir sonu olduğunu söyler. Bilimin ancak 100 yıl önce keşfettiği şeyi Tanrı bize Mesih’ten 1000 yıl önce bildirmiştir.
Tanrı esinli peygamber Davut şöyle yazar: “Yaratılışın başlangıcında, Rab, yeri sen yarattın ve gökler senin ellerinin eseridir. Onlar bir gün yok olacak, ama sen değişmeden kalacaksın. Bütün dünya giydiğimiz bir giysi gibi eskiyecek ve bir örtü gibi onu sarıp değiştireceksin, yeni olacaktır” (Mezmur 101:26-27, Matta 24:35).
O hâlde dünyanın bir sonu olacaktır. Mesih’in sözlerine göre, O’nun İkinci Gelişi sırasında güneşte, ayda ve yıldızlarda olağanüstü ve benzeri görülmemiş olaylar meydana gelecektir (Luka 21:23). Özellikle, “Güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek ve yıldızlar gökten düşecektir” (Matta 24:29). Benzer peygamberlikler Eski Ahit’te de vardır (Yeşaya 13:10, Yoel 4:15).
Evrenin Yenilenmesi
Bilim, teorileriyle bize bu görkemli ve harika Evrenin trajik bir sonu olacağını, hiçliğe varacağını söyler. O hâlde hiçbir amacı ve varoluş sebebi yoktur. Ancak bu görüş insan ruhunu tatmin etmez. Ruhumuz, Evren denen bu şaheserin böyle bir sonla biteceğini kabul edemez. Bu dünya anlamsız olamaz ve trajik bir yok oluşa sürüklenemez.
Aksine, ilahi vahiy bizi umutla doldurur. Hristiyan inancı dünyayı buz gibi bir karanlıkta sönmeye terk etmez. Evren sona ve yıkıma doğru gider, fakat yok oluşa değil. Daha önce de belirttiğimiz gibi gök ve yer değişecek, dönüşecektir (Mezmur 101:26–27). Son, sonsuz derecede daha güzel, çürümez ve ebedî yeni bir dünyayı getirecektir. Havari Petrus’un dediği gibi: “Yeni gökler ve yeni bir yer bekliyoruz” (2. Petrus 3:13, Vahiy 21:1).
Gördüğümüz gibi, insan ilk (ataların günahı) günahtan sonra çürüme ve ölüme doğru bir yol izledi. Bu yolculukta bütün doğa da onu takip etti. O da insanla birlikte çürüme ve ölüme sürüklendi.
Mesih’in kurtarıcı eserinden sonra çürüme ve ölüm ortadan kaldırıldı, insan yeniden ilk yoluna döndü. Bu onarılışta doğa da onu yine takip etti. Yani insan gibi bozulan, yaşlanan ve ölen fiziksel dünya da, insanın diriltilmesinden sonra çürümez ve ölümsüz olacaktır (1. Korintliler 15:53, Romalılar 8:19-21). Ancak şimdilik “bütün yaratılış insanla birlikte inleyip acı çekmektedir” (Romalılar 8:22).
O zaman dünyanın nasıl olacağını kimse bilmiyor. Aklımızın bunu kavraması imkânsızdır. “Kurşun, parıldayan altından ne kadar farklıysa, o dünya da bugünkünden o kadar üstün olacaktır” (Aziz Altın Ağızlı Yuhanna ).
Dünyanın sonu sırasında gerçekleşecek bütün olaylar sarsıcı olacaktır. Rab’bin bizzat kendisinin de ifade ettiği gibi: “Güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak” (Luka 21:25-26).
Bunları inceleyelim ve sürekli aklımızda tutalım ki karşılaşacağımız bütün kötülüklerden kurtulmaya layık olalım ve İnsanoğlunun hüküm kürsüsü önünde korkusuzca durabilelim.
İsa Meshimizin yeryüzüne İkinci Gelişi’nden Önceki Dönem
Gökte ve yerde meydana gelecek sarsıcı doğal olaylardan sonra Rab’bin İkinci Gelişi gerçekleşecektir. “O zaman İnsanoğlunun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar (Mesih Tanrı’ya iman etmemiş halklar) ağlayıp dövünecek, İnsanoğlunun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler” (Matta 24:30).
Bilinmeyen gün
Öncelikle vurgulamamız gereken şey, Rab’bin İkinci Geliş gününün bilinmez olduğudur. Rab açıkça şöyle der: “O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir. Baba’dan başka kimse bilmez” (Matta 24:36). Bu günü bizden gizledi ki her zaman hazır olalım.
Önceden gösterilen belirtiler
Her ne kadar Rab bize İkinci Gelişinin kesin gününü ve saatini gizlemiş olsa da, yine de onun yaklaşmakta olduğunu anlayabilmemiz için, ondan önce gerçekleşecek bazı “işaretler”, bazı olaylar vermiştir. Bu işaretler çok önemlidir ve her Hristiyan’ın aldanmamak üzere onları bilmesi gerekir. Gelin bunların neler olduğuna bakalım.
- a) Öncelikle, İncil bütün dünyada vaaz edilecektir (Matta 24:14). Bu henüz gerçekleşmemiştir.
- b) İsrail halkının Mesih’e iman etmesi ve O’na yönelmesi
Ulusların Kilise’ye girişinden sonra, İsrail’in dönüşü de ardından gelecektir. Önce çağrılmış olan, Mesih’in Kilisesi’ne en son girecektir (Romalılar 11:25-26).
- c) Büyük sapma ve ahlâkî yozlaşma
Bunlardan sonra insanlık şeytan ve onun araçları tarafından ele geçirilecek ve dünya Tanrı’dan büyük bir sapmaya ve eşi görülmemiş bir ahlâkî yozlaşmaya sürüklenecektir. İnsanlar vahşi hayvanlar gibi olacaktır (2. Timoteos 3:1-5). Karanlık, ışığa karşı son savaşını verecektir.
- d) İnananların zulüm görmesi ve ihanetler
Toplumun ahlâkî çöküşüyle birlikte – Hristiyanlığın şimdiye kadar yaşadığı en büyük zulümler – Kilise’ye karşı zulümler başlatılacak. Dünya çapındaki sapma ve yozlaşmanın, ayrıca gerçekleşecek korkunç zulümlerin sonucu olarak birçok Hristiyan imanında sarsılacak ve onu inkâr edecektir (Matta 24:10, 12-13).
- e) Sahte peygamberlerin ve Mesih karşıtının ortaya çıkışı
Ayrıca birçok sahte peygamber ortaya çıkacak, sahte öğretilerle ve şeytandan gelen “mucizelerle”, zulümlere dayanacak olanları aldatmaya çalışacaklar (Matta 24:2-5, 24:23-24).
Son sahte peygamber Deccal/Mesih Karşıtı olacaktır: “gerçeğe karşı gelen ve kendini Tanrı’nın üstüne yükselten kişi” (2. Selanikliler 2:3-4). Vahiy kitabında, özellikle 13. bölümde sözü edilen “canavar” odur.
Tanrı’ya, meleklere ve azizlere küfredecek. Yeryüzündeki azizlere karşı savaş açacak ve onları yenecek, bütün dünya üzerinde egemen olacak ve adları Yaşam Kitabı’nda yazılı olmayan bütün insanlar ona tapacaklar (Vahiy 13:5-8).
Onun egemenliği ise uzun sürmeyecektir. Tanrı’nın hükmetmesi ve faaliyette bulunması için belirlediği süre dolduğunda, o zaman “Rab onu ağzının nefesiyle yok edecek ve görkemli gelişiyle ortadan kaldıracaktır” (2. Selanikliler 2:8).
- f) Çeşitli doğal ve diğer belirtiler
Rab’bin İkinci Gelişi’nden önce, savaşlar, büyük depremler, kıtlık, hastalıklar ve daha önce sözünü ettiğimiz o korkunç göksel olaylar gibi başka belirtiler de meydana gelecektir. Mesih bütün bunlar hakkında konuşmuştur (Matta 24:6–8, 29).
- RAB’BİN YERYÜZÜNE İKİNCİ GELİŞİ
Genel bakış
Kötülüğün en büyük doruğa ulaştığı o anda, günah adamı ve helâk oğlu Tanrı’nın Tapınağı’nda tahtını kurup Kutsal Sunak üzerinde eğlendiği anda, Kilise’nin kesin olarak yenilmiş görüneceği anda ve kıtlıklar, hastalıklar, depremler, tufanlar ile güneşin, ayın ve yıldızların kararması dünyanın sonunu haber verdiği anda, işte tam o anda, göklerde şimşek gibi İnsanoğlunun işareti, değerli Haç parlayacak. Büyük Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in gelişini önceden bildirecek ve O’na iman edenlere kurtuluş getirecektir (Matta 24:30).
Nasıl ki ilk gelişinde Mesih, kötülüğün dayanılmaz bir noktaya ulaştığı ve insanlığın bir kurtarıcı aradığı anda geldiyse, şimdi de kötülük daha da artmış olacağından, Rab şeytanın egemenliğine son vermek ve kendisine iman edenleri kurtarmak için gelecektir (Matta 24:28).
Rab’bin İkinci Gelişi Birincisinden farklıdır çünkü söylediğimiz gibi Birinci Gelişinde dünyanın Kurtarıcısı olarak gelmişti. İkinci gelişinde ise Yargıç olarak gelecektir. Geliş şekli bakımından da farklıdır. Birinci gelişinde alçakgönüllülükle gelmişken, İkincisinde “güç ve büyük görkemle” gelecektir (Matta 24:30). Bir başka fark ise, birinci gelişinde dünya O’nu fark etmeden, gizlice gelmişti. İkinci gelişinde ise “her göz O’nu görecek”, bütün dünya O’nu görecektir (Vahiy 1:7). Nasıl şimşek her yerde ve herkes tarafından görülürse, Rab’bin gelişi de öyle olacaktır (Matta 24:27). Bunu özellikle vurguluyoruz çünkü “Yehova Şahitleri” Mesih’in 1914 yılında “görünmez” olarak geldiğini söylüyorlar.
İkinci Geliş ile ilgili peygamberlikler
Rab’bin İkinci Gelişi hakkında hem Eski hem de Yeni Antlaşma’da çokça söz edilir. En belirgin peygamberlik, peygamber Daniel’inkidir. Yargıç’ın oturacağı korkunç tahttan, önünde akacak ateşten bir ırmaktan, insanların yaptıklarını içeren ve açılacak olan kitaplardan ve O’na eşlik edecek sayısız melekten söz eder (Daniel 7:9–14).
Fakat Rab’bin kendisi de İkinci Gelişi hakkında konuşmuştur. Başkalaşım’dan kısa süre önce şöyle dedi: “İnsanoğlu, Babasının görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir” (Matta 16:27). Özellikle ise, Çilesinden hemen önce Meşhur Son Yargı bölümünde bundan söz eder (Matta 25:31–46).
“Uyanık olun”
O zamana kadar bizim bekleyiş içinde olmamız gerekir. Rab şöyle dedi: “Nuh’un yaşadığı günlerde nasıl olduysa, İnsanoğlunun gelişinde de öyle olacaktır. Tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, düşüncesizce evlenip çocuklarını evlendiriyor, günahlı yaşamları için tövbe etmeyi hiç akıllarına getirmiyorlardı. Nuh’un Gemisi’ne girdiği güne kadar hiçbir şey anlamadılar ve tufan gelip hepsini yok edinceye dek farkına varmadılar. İnsanoğlunun gelişi de işte böyle, günah insanları için ani ve beklenmedik olacaktır.”
Bu nedenle Rab şöyle sonuca bağlar: “Bunun için uyanık olun (daima tetikte ve hazır olun) çünkü Rab’bin hangi saatte geleceğini bilmiyorsunuz” (Matta 24:37–42). “Dikkat edin, kalpleriniz eğlenceler, sarhoşluklar ve dünya kaygılarıyla ağırlaşıp duyarsızlaşmasın ve o gün üzerinize ansızın gelmesin” (Luka 21:34).
Ama Rab bizim yaşadığımız yıllarda henüz gelmese bile, başımıza kesinlikle gelecek başka ani bir olay daha vardır: ölüm. Ölüm bir sondur. O da ruhumuzun bedenden ayrılacağı korkunç ve sarsıcı bir saattir. Bu yüzden tövbe, itiraf (günah çıkarma), düzenli Kutsal Komünyon alma ve dua ile her gün iyi işler yapmaya gayret ederek daima uyanık ve hazır olalım ki Tanrı’nın lütfuyla “Her an uyanık durun, gerçekleşmek üzere olan bütün bu olaylardan kurtulabilmek ve İnsanoğlunun önünde durabilmek için dua edin” (Luka 21:36).
- ÖLÜLERİN DİRİLİŞİ
Mesih’in görkemli görünüşünden sonra gerçekleşecek ilk şey ölülerin dirilişi olacaktır. Âdem’den o ana kadar bütün ölüler diriltilecektir. Peki ölülerin dirilişi dediğimizde tam olarak neyi kastediyoruz? İlahi vahye göre birincisi: Toprağa gömülmüş ve çözülmüş olan bu beden yeniden yaratılacaktır. Yani onu oluşturan maddeler tekrar birleşerek ilk bedeni meydana getirecektir. İkincisi: Ölümle bedenden ayrılan ruh geri gelip onunla yeniden birleşecektir. Üçüncüsü: Beden hayat alacak ve bozulmaz, ölümsüz olarak dirilecektir. O zaman hayatta olacak olanlar da bir değişime uğrayacak, onların bedenleri de dirilmiş ölülerin bedenleri gibi bozulmaz ve ölümsüz olacaktır (1. Korintliler 15:51–52).
Kutsal Yazılardan Tanıklıklar
Ölülerin dirilişiyle ilgili bu büyük gerçek insan icadı değildir. Onu bize Kutsal Yazıların esinlenmiş yazarları aracılığıyla bizzat Tanrı açıklamıştır.
1) Eski Ahit’ten Tanıklıklar
- a) Peygamber Yeşaya şöyle ilan eder: “Ölüler dirilecek ve mezarlarda bulunanlar ayağa kalkacak” (Yeşaya 26:19). Yani ölüler dirilecek ve mezarlarda bulunanlar doğrulacaktır.
- b) 103. Mezmur’da Davut şöyle der: “Ruhunu gönderirsin, yaratılırlar ve yeryüzünün yüzünü yenilersin.” Yani Ruhunu gönderecek ve bütün yeryüzünü yenileyeceksin (Mezmur 103:29-30). Bu sözlerle hem insanların dirilişini hem de tüm maddi yaratılışın yenilenmesini ima eder.
- c) Makabiler kitabında yedi kahraman kardeşten biri, kendisine işkence eden zorbaya şöyle dedi: “Ey dinsiz ve kötü adam, sen bizden bu şimdiki yaşamı alıyorsun fakat dünyanın Kralı, O’nun yasalarına sadık kalarak öldüğümüz için bizi sonsuz yaşama diriltecek” (II. Makabiler 7:9). Sonraki kardeş de cesaretle şöyle dedi: “Bu uzuvları göksel Tanrı’dan aldım. O’nun yasaları uğruna şimdi onları hiçe sayıyor ve feda ediyorum, fakat bir gün onları yine O’ndan almayı umuyorum” (a.g.e., ayet 11).
- d) Ölülerin dirilişinden söz eden Eski Ahit’in en karakteristik metni Hezekiel’in bir peygamberliğidir. Peygamberin gördüğü görkemli bir görümde, kendisini insan kemikleriyle dolu bir ovada bulur. Tanrı’nın buyruğuyla onlara peygamberlik eder ve hemen birleşirler, et ve deriyle kaplanırlar ve sonunda yaşam kazanırlar (Hezekiel 37:1-14).
2) Yeni Ahit’ten Tanıklıklar
- a) İlk ve başlıca tanıklık bizzat Mesih’indir. O bize şöyle güvence verir: “Mezarlarda bulunanların hepsinin Tanrı’nın Oğlu’nun sesini işiteceği saat gelecek. İyilik yapanlar sonsuz yaşamı elde etmek için dirilecekler. Kötülük yapanlar ise yargılanmak üzere dirilecekler” (Yuhanna 5:28-29).
- b) İkinci tanıklık ise Elçi Pavlus’tandır. Şöyle der: “İsa’nın öldüğüne ve dirildiğine inanıyorsak, aynı şekilde Tanrı’nın, İsa’ya iman ederek ölmüş olanları da dirilteceğine ve onları kendisiyle birlikte sonsuz yaşama alacağına inanmalıyız” (1. Selanikliler 4:14).
- c) Aynı elçi, I. Korintliler mektubunun 15. Bölümünde ölülerin dirilişi hakkında geniş şekilde söz eder.
Kutsal Yazılar peygamberliklerle doludur. Bunların çoğu harfi harfine gerçekleşmiştir. Bu da ölülerin dirilişi, İkinci Geliş ve sonsuz yaşamla ilgili peygamberliklerin de gerçekleşeceğini bize garanti eder.
Doğadan tanıklıklar
Ancak Tanrı, ölülerin dirilişiyle ilgili bu büyük gizemi yalnızca Kutsal Yazılar aracılığıyla değil, insan zihnini bu şaşırtıcı olaya alıştırmak için doğadan örneklerle de açıklamayı uygun görmüştür. Yeruşalimli Aziz Kirillos şöyle der: “Bizim için besin olan buğday, çürüdükten sonra yeniden hayat buluyorsa; bütün bitkiler ve tohumlar kendileri için yaratılmış olan bizler, öldüğümüzde dirilmeyecek miyiz?” Ve başka bir örnek: “Şimdi kıştır. Ağaçlar sanki ölü gibidir. İncir ağacının ya da asmanın yaprakları nerededir? Ama sanki mezardan dirilen ölüler gibi ilkbaharda canlanıp yapraklarına yeniden bürünürler. Tanrı senin imansızlığını bildiği için her yıl bu doğal olaylarla dirilişi tasvir eder. Böylece cansız varlıklarda gerçekleşenlerin, canlı ve akıllı yaratıklarda da gerçekleşeceğine inanman için” (Kateşizm 18, 6–7).
Dirilen bedenler nasıl olacaklar
Son olarak dirilmiş bedenlerin nasıl olacağını görelim. Kutsal metinlerden anladığımıza göre eski bedenler gibi olacaklar, fakat farklı özelliklere sahip olacaklardır. Ruhsallaşmış, bozulmaz ve ölümsüz bedenler olacaklardır. Şimdiki doğal ihtiyaçlara sahip olmayacaklardır. Acıkmayacaklar, susamayacaklar, acı çekmeyecekler, hastalanmayacaklar, dinlenmeye ihtiyaç duymayacaklar ve çoğalmayacaklardır (Matta 22:30).
Bütün bedenler dirilecektir. Ancak Aziz Kirillos’un belirttiği gibi hepsi aynı olmayacaktır. Doğrular, meleklerle birlikte olabilmeleri için “göksel” bir beden (1. Korintliler 15:40) alacaklardır. Bu beden görkemli ve parlak olacaktır. Kısaca Mesih’in Diriliş’ten sonraki bedeni gibi olacaktır. Bunu bize Havari Pavlus açıklar: “Bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı olarak Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O, alçak ve fanî bedenimizi değiştirip kendi görkemli bedenine benzer hâle getirecektir” (Filipililer 3:20-21).
Buna karşılık günahkârların bedenleri de dirilecektir çünkü diriliş insan doğasına Tanrı’nın ortak bir armağanıdır. Ancak karanlık ve korkunç olacaklardır. Onlar da bozulmaz ve ölümsüz olacaklar, fakat ebedî mutluluğu tatmak için değil, sonsuz cezalara katlanmak için.
Ölülerin dirilişine iman
Yeruşalimli Aziz Kirillos’un belirttiği gibi, ölülerin dirilişine olan bu iman ve umut “her iyi işin köküdür.” Bedeninin dirileceğine inanan kişi onu temiz ve lekesiz tutmaya özen gösterir. Onu ruhunun bir giysisi gibi görerek, fuhuş ve diğer pisliklerle kirletmez (Kateşizm 18).
Buna karşılık, ölülerin dirilişine ve yaptıklarının karşılığını alacağına inanmayan kişi hiçbir engel olmaksızın günahın çamurunda yuvarlanır. “Ölülerin dirilişi yoksa, akılsız hayvanlardan hiçbir farkımız yoktur,” diye belirtir Şamlı Aziz Yuhanna… Havari Pavlus’un çok yerinde ifadesiyle: “Eğer ölüler dirilmiyorsa, yiyelim içelim çünkü yarın öleceğiz” (1. Korintliler 15:32).
Havari Pavlus, ölülerin dirilişi hakkındaki sözlerini tamamlarken mektubunun okuyucularına ve tüm çağların Hristiyanlarına şu öğütte bulunur: “Bunun için, sevgili kardeşlerim, ölülerin dirilişine olan imanda sarsılmaz ve değişmez olun. Rabbin size verdiği işi her zaman daha büyük bir istekle yapın. Ve bilin ki Rabbin lütfuyla bu emeğiniz boşa gitmez” (1. Korintliler 15:58).
Tüm insanlığın toplanması
Ölülerin dirilişinden sonra bütün insanlar Yargı için toplanacaktır. Borazanlı melekler borazan çalacak ve bu dünyada yaşamış olan tüm insanlığı Hakim’in önünde durup yaptıklarına göre yargılanmaları için bir araya getirecektir (Matta 24:31, Romalılar 14:10).
Bütün insanların o zaman aynı yaşta olacağı, Mesih’in dirildiği sıradaki yaşı olan 33 yaşta olacakları şeklinde bir görüş vardır. Bu görüş, Ete Veda Pazarı ilahilerinden birinde de şu sözlerle ifade edilir: “ve herkes tek bir yaşta olacaktır.”
Ayrıca, İlahi Kurtuluş planının diğer bütün olayların gerçekleştiği yer olan Yeruşalim’de İkinci Geliş’in gerçekleşeceğine dair bir gelenek de vardır.
- EVRENSEL KRİZ
Yargıç ve yargılama ölçütleri
Dünyayı yargılayacak olan Büyük Yargıç, “İnsanoğlu” yani Rabbimiz İsa Mesih olacaktır. Bu yetkiyi Tanrı Baba’dan almıştır (Yuhanna 5:22). O, 33 yıl boyunca bizim yaşamımızı yaşadı. Hayatımızın bütün evrelerini, sorunlarımızı ve acılarımızı tecrübe etti. Bu yüzden zayıflıklarımıza merhamet eder.
Şimdi Yargı’nın hangi ölçütlere göre gerçekleşeceğine bakalım. Havari Pavlus’un da söylediği gibi Yargı, İncil’e göre yapılacaktır: “Tanrı, insanların gizli işlerini benim duyurduğum Müjde’ye göre yargılayacaktır” (Romalılar 2:16).
Vahiy (20:12) ayrıca insanları yargılayacak içeriğe sahip bazı başka “kitaplardan” da söz eder. Bu kitaplar, her birimizin hayatını içerir ve bu hayatın Tanrı’nın Yasası’na uygun olması gerekir. Yeruşalimli Aziz Kirillos şöyle der: “Her duan ve ilahi söyleyişin, her sadakan, her orucun yazılmıştır. Ahlâk sınırları içinde korunmuş her evlilik yazılmıştır. Tanrı uğruna yapılan her türlü ölçülülük yazılmıştır. Ama karşıtları da yazılmıştır: her açgözlülüğün, her zinan, bozduğun her yemin, her küfür, her büyü, her hırsızlık ve her cinayet yazılmıştır” (Yeruşalimli Aziz Kirillos, Kateşizm XV, 23).
O gün bütün yaptıklarımız, en gizli olanlar bile, bütün insanların ve meleklerin gözleri önünde bir film gibi ortaya konacaktır. Ancak onları içten bir tövbeyle itiraf edersek durum farklıdır. O zaman günahlar silinir ve Tanrı artık onları hatırlamaz.
Temel ölçüt eyleme dönüşmüş sevgidir
Belirttiğimiz gibi insanlar Tanrı’nın buyruklarına göre yargılanacaktır. Ancak bütün buyruklar arasında en temel olan Müjde’nin “birinci ve en büyük buyruğu” (Matta 22:38) Mesih’in dünyayı esas olarak yargılayacağı sevgi buyruğudur. Bu, Son Yargı’ya dair İncil bölümünde özellikle vurgulanır (Matta 25:31-46). O zaman Rab doğrulara şöyle diyecektir: “Gelin, Babamın kutsadıkları. Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan Egemenliği miras alın. Çünkü acıktım, bana yemek verdiniz; susadım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni misafir ettiniz; çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, beni ziyaret ettiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.” Bunun tersini de günahkârlara söyleyecektir. Ve her iki gruba da, ihtiyaç sahiplerine yapılan bu basit iyiliklerin aslında doğrudan Mesih’e yapılmış gibi olduğunu vurgular.
Korkunç Yargı Günü’nün hatırlanışı
Bütün bunları işiten kişi bir çeşit korkuya kapılır. Fakat bu korku bizi günahtan alıkoyan bir dizgindir. “Hayatının sonunu hatırla, o zaman asla günah işlemezsin” (Sirak 7:36). Bunu Aziz Vasilios da bir mektubunda vurgular: “O gün ve saati (İkinci Gelişi) bütün dünyanın yaptıklarının hesabını vermek için Yargıç’ın önünde duracağı zamanı gözünün önünde sürekli tutan ve vereceği savunmayı sürekli düşünen kişi ya hiç günah işlemez ya da çok az işler. Çünkü günah, içimizde Tanrı korkusunun bulunmamasından doğar. Fakat yaptıkları için kendisinden hesap isteneceğini canlı biçimde bekleyen ve hatırlayan kimselerde sürekli bulunan bu korku, onların günahlı düşünce ve davranışlara düşmesine izin vermez.”
İkinci Geliş ve Son Yargı’dan sonra gelecek çağın yaşamı, sonsuz Cennet ve Cehennem başlayacaktır. Bunlar, zaten Türkçeye çevrilmiş olan Ortodoks Hristiyan İnancı adlı kitabımın 20. bölümünde ele alınmaktadır.
Ruhban Epifanios Hatziyangu
Mesih’in ikinci gelişi


