Savaşlardan korkmayın,
Allah’ın sevgisini tutun
Bugünün dünyası korkuyor. İnsanlar savaşlardan söz ediyor, halklar endişe içinde yaşıyor ve birçok kalp korkuyla dolu. İnsanlar silahları, çatışmaları ve yıkım söylentilerini görüyor ve soruyor: Yarın ne olacak?
Fakat gerçek soru “Dünya’ya ne olacak?” değildir. Gerçek soru şudur: “Kalbimiz nerede bulunuyor?” Çünkü insan Allah’ı unuttuğunda ruhunu korku doldurur. Fakat insan Allah’a yöneldiğinde, fırtınaların ortasında bile, dünyanın veremeyeceği bir huzur bulur.
Rab İncil’de bize şöyle uyarıda bulunmuştur: “Savaşlar ve savaş söylentileri duyacaksınız; sakın korkmayın” (Matta 24:6). Allah, her şey gerçekleşmeden önce her şeyi bilir. Bu dünyada hiçbir şey O’nun gözünden kaçmaz. Bu yüzden paniklememeli, fakat bütün hayatımızı güvenle O’nun ellerine teslim etmeliyiz.
Mesih’in Kendisi de denenme anında bize yolu göstererek şöyle dedi:“Baba, benim değil, Senin isteğin olsun” (Matta 26:39).
Böylece acının ortasında bile her şeyi Allah’a teslim etti. Kilise tarihi bize gösterir ki Azizler hiçbir zaman savaşlardan ya da zulümlerden korkmadılar; çünkü kalplerinde Allah vardı. Aziz Dimitrios’u hatırlayalım; tehditlere ve ölüme rağmen Mesih’i inkâr etmedi. Aziz Georgios’u ve Aziz Theodoros’u da hatırlayalım; umutları Rab’de olduğu için işkencelere cesaretle katlandılar. Ayrıca Sivas’ın Kırk Şehitlerini de hatırlayalım. Onlar dondurucu soğuğa ve korkunç işkencelere maruz bırakıldılar, fakat imanlarını inkâr etmediler. Güçleri kendilerinden değil, ruhlarında yaşayan Allah’ın varlığından geliyordu. İşte bu yüzden korkmadılar.
Allah, insanın kalbinde yaşadığında korku yok olur. Savaşlar dünyayı sarsabilir, fakat Rab’be ait olan ruhu sarsamaz.
Rab ayrıca şöyle der: “Yarın için kaygılanmayın; çünkü yarın kendi kaygısını taşıyacaktır” (Matta 6:34).
Dünyaya barış gelirse, Rab’be şükürler olsun! Denemeler gelirse, yine Rab’be şükürler olsun!
Çünkü Rab bütün acılarımızı ve bütün mücadelelerimizi bilir. Gözyaşlarımızı ve kaygılarımızı görür. O’nun önünde hiçbir şey gizli değildir. Kutsal Yazı şöyle der: “Rab benim ışığım ve kurtuluşumdur; kimden korkayım?” (Mezmur 27:1).
Bu yüzden korku içinde yaşamak yerine Rab’bi arayalım. O’nu dua içinde, alçakgönüllülükte ve sevgide arayalım. Çünkü hayatımızın gerçek amacı dünyanın kaygıları içinde yaşamak değil, Mesih’i yaşamaktır.
İnsan Mesih’le yaşadığında, fırtınaların ortasında bile huzura sahiptir. Korku, insan dünyaya baktığında gelir. Esenlik ise insan, Rab’be baktığında gelir.
Allah, sıkıntılarımızda sığınağımız, denenmelerimizde dayanağımız ve ruhumuzun sevincidir. O yardımcımızdır, kurtarıcımızdır ve kalbimizde en sevgili olandır.
İnsan, Kutsal Ruh’a sahipse her şeye sahiptir. Ruh, Allah’ı gerçekten sevdiğinde, gerçek esenliği ve gerçek hayatı bulur. O halde her şeyi Rab’bin ellerine bırakalım ve güvenle yürüyelim. Çünkü kalbinde Mesih’i taşıyan kişi asla terk edilmeyecektir.
Her zaman şunu hatırlayalım: İnsanın en büyük güvenliği silahlarda ya da bu dünyanın güçlerinde değil; Rab’bin, ruhun içinde yaşayan diri varlığındadır.
Peder Varnavas Grigoriatis, Kutsal Grigoriou Manastırı / Aynoroz


