Seninle yaşamak istiyorum (7. bölüm)
7.BÖLÜM: MANEVİ PRATİKLER NEDEN GEREKLİDİR?
FİZİKİ VE MANEVİ Egzersiz Olmadan MANEVİ MÜCADELE Var Olamaz. Peki Neden?
Önceki bölümde de belirttiğimiz gibi, Adem’in düşüşünden sonra oluşan insan doğamız kötülüğe, günaha eğilimlidir. İnsan artık istediğini değil, nefret ettiğini yapar. Maddeye ve bedenselliğe daha kolay, Allah’a ve cennet hayatına ise daha zor yönelir. Kötülüğe çok kolay kapılır ve iyiliğe ulaşmakta zorluk çeker. Örneğin, daha kolay öfkelenir ve uysal kalmakta daha fazla zorlanır. Eleştirmek daha kolaydır, başkalarını anlayışla görmek ise daha zordur. Kötü bir şey düşünmek daha kolaydır, kutsal bir şey düşünmek daha zordur. Ne yapacağımıza karar vermek için içimizde bir iç savaş yaşanır. Kalbimiz tutkular tarafından parçalanır ve hastalanır. Canımızı iyileştirmek ve sürekli Allah’a yönelmesini sağlamak için temel bir ilaç ise manevi ve fiziki egzersizlerdir.
Peki Egzersiz Nedir?
Egzersiz, canımızın ve bedenimizin egzersizidir; böylece bizi günaha sürükleyen bu eğilimden kurtulur ve özgürce cennete ve Allah’a yönelebiliriz. Egzersizle biz insanlar, yavaş yavaş dünyevi şeylerden kurtulmak ve semavi şeyleri sevmek için kendimizi bazı dünyevi zevklerden gönüllü olarak mahrum bırakırız. Aksi takdirde, hayatımız egzersizi reddettiğinde, tamamen biyolojik bir olgu haline gelir ve hayvanların seviyesine düşmeye eğilim gösterir.
Fiziki Egzersiz
Hristiyan yaşamında fiziki egzersiz, perhiz, oruç, uyanıklık, kendi maddi zevklerden mahrum bırakma vb. şeyleri içerir. Bu egzersiz, bedeni hor görmekle veya işkence etmekle ilgili değildir; insan doğasının onu tutkulara kaptıran her şeyden kurtuluşudur.
Manevi egzersiz
Ancak egzersiz sadece fiziki değil, aynı zamanda manevidir: insanın Allah’ın emirlerini yerine getirme mücadelesi, yani iyiyi kötülüğe, saflığı bedenselliğe, cenneti yeryüzüne, ışığı karanlığa, yaşamı ölüme, Allah’ı iblise tercih etmesidir. Ancak insanın manevi olarak egzersiz yapabilmesi, zoru kolaya tercih edebilmesi için fiziki egzersize de ihtiyacı vardır. Çünkü fiziki egzersiz, manevi egzersizde ona kesin olarak yardımcı olur.
Fiziki Egzersiz Neden Manevi Egzersize Yardımcı Olur?
Fiziksel Egzersiz Canı Güçlendirir
Çünkü bedeni ne kadar dizginlersek, canı da o kadar dizginleyebiliriz. Fiziki egzersiz, insanın maddeye hükmetmeyi, kötülüğü yenmeyi öğrenmesinin bir yoludur. Tersine, can güçlendiğinde bedeni evcilleştirir ve iyiliğe yönlendirir.
Ortodoks egzersiz, bedenin canın egzersizine katılımını amaçlar, böylece “bedenin toprağı” arınır. Örneğin, oruç tuttuğumuzda, yiyeceklerin içinde kötü bir şey olduğuna inandığımız için oruç tutmayız. Ancak oruç tutarak gerçekten sevdiğimiz bir şeyi -pizza, dondurma, çikolata- yememeyi öğrenerek irademiz çalıştırılır, böylece sadece önündeki elle tutulur yiyecekleri değil, zihnin elle tutulamayan alanını da kontrol edebilir. Bizi çok cezbeden bir şeyi yememeyi öğrenerek, ağzımızı sadece yiyeceklerden değil, aynı zamanda sözlerimizden de kontrol etmeyi öğreniriz. Zihnimizi kötü düşüncelerden ve gözlerimizi de fiziki ayartmalardan kontrol etmeyi öğreniriz.
Bedenimizi çalıştırarak canımızı da çalıştırırız. Çünkü özünde, hem fiziki hem de manevi mücadelelerde ortak olan irademizi çalıştırırız. Ve içimizde bir erdemi geliştirmek için ne kadar çok egzersiz yaparsak, o erdem içimizde o kadar güçlenir ve onu o kadar kolay kullanırız. Aksine, her yavaş, rahat ve tembel kaldığımızda, bir tutkuya çok daha kolay teslim oluruz ve bu tutku sürekli olarak güçlenir. Egzersizle birlikte tutku yavaş yavaş zayıflar ve sonunda ölür.
Egzersiz Canımızı Allah’ı Kabul Etmeye Hazırlar
Ama egzersiz yalnızca canı, fiziki zihne hâkim kılma girişimi midir? Tutkularımızı iyileştirmek için egzersiz yalnızca eğitim ve mücadele midir? Kesinlikle hayır.
Çünkü egzersiz yalnızca kötülüğe karşı olumsuz bir tutum veya erdemleri geliştirmek için olumlu bir çaba değildir. Aynı zamanda egzersiz, canımızın tüm güçlerini Allah’a kanalize etmek için dinamik bir çabadır. Canımızı Allah’ın Lütfuna açık hale getirmeye hazırlayalım. Allah ile birleşmek için egzersizler yaparız, böylece Mesih içimizde yaşayabilir.
Dolayısıyla, çilecilik yalnızca Mesih’in erdemlerini taklit etme mücadelemiz değil, aynı zamanda Mesih’in hayatına girişimizdir. Çünkü çilecilik aracılığıyla biz insanlar, özünde, ilk insanın Cennet’te yaşadığı ve ona Allah’ı görme, Allah ile birlik olma olanağı veren duruma geri döneriz.
Allah ve İnsan Arasındaki İş Birliği
Ancak, Allah ile birlik durumuna ulaşabilmemiz için tek başına çabamız yeterli değildir. Allah’ın Lütfu gereklidir. Biz çileciliğimizi sunarız ve Allah da lütfunu sunar. Mücadelemizi, orucumuzu, perhizimizi, uyanıklığımızı, her türlü manevi ve fiziki egzersizi sunarız ve Allah ruhumuza, kalbimizin sunağına iner ve canımızı tapınağı yapar.
Ve elbette Ortodoks çileciliği, kutsal bir hayat olmadan düşünülemez. Ancak bu konu hakkında ayrı bir bölümde konuşacağız.
Çilecilik Zor Mudur Yoksa Kolay Mıdır?
Egzersiz, zorbalık, boğma, zorlama değil, canımız Mesih’e özgürce teslim etmektir. İlk başta zor görünse de, yolculuğumuzda kolay ve keyifli hale gelir, çünkü “Yüküm hafiftir…” diyen Mesih’imiz bunu böyle yapar. Canımız artık uçar. “Kışın zorluğundan sonra, bahar mevsimi yapraklarla, çiçeklerle ve meyvelerle doludur.”
Egzersiz Tarzları
Fiziki ve manevi egzersizler ne aynıdır ne de tüm müminler için uygundur. Bir keşiş kendince egzersizleri yapar, bir başkası diğerlerini yapar; yaşlı ve hasta biri kendilerince başka egzersizler yapar, küçük bir çocuk da kendince olanları yapar. Bu nedenle kilisede her inananın yapacağı egzersizler manevi pederi tarafından belirlenir. Tıpkı bir doktorun hastaları muayene ederken her birine, özel özelliklerine göre farklı tedaviler ve ilaçlar vermesi gibi, manevi hayatta da her müminin manevi hekimi olan manevi pederi, her müminin durumuna ve dayanıklılığına göre uygun talimatları verecektir.
Elbette, Kilisemizin emrettiği oruçlar gibi, herkes için ortak egzersizler de vardır. Ancak bu oruçlar bile, her bir inananın yaşına, sağlığına ve dayanıklılığına göre farklı şekillerde tutulur. Kilise hayatı içinde de, müminlerin günlük manevi uyanıklık içinde olabilmeleri için herkesin ortak olarak yaptığı başka küçük çileci egzersizler vardır. Ancak bunlar da manevi pederin talimatlarına göre farklı bir şekilde tutulur.
Bu Küçük Egzersizler Şunlardır:
- Günlük uyku, çalışma ve dua programının uygulanması.
- Duada ayakta durma, diz çökme ve secde etme.
- Yiyeceklerimizde, kıyafetlerimizde, mobilyalarımızda ve eşyalarımızda tutumluluk.
- Modern teknolojinin akıllıca kullanımı.
- Evdeki çeşitli görevlerdeki hizmetimiz.
- Hasta ve muhtaçlara bakımımız.
- Kilise’nin kutsal işlerindeki hizmetimiz: İbadethanenin temizliğinde, hayır işlerinde, pastoral çalışmalarında, hatta çeşitli teknik işlerde vb.
Ruhbanların ve Ruhban Olmayanların Çileciliği
Elbette, birçok Hristiyan, çilecilerin manevi başarılarını okurken bir coşkuyla, bazen ayrım gözetmeksizin onları taklit etmeye çalışır. Ancak bu doğru değildir. Azizlerin yaşamlarından çıkarabileceğimiz sonuçları, Manevi pederimiz bize anlatacaktır. Aziz Ioannis Klimakos bu konuda şöyle der: “Azizlerin emeklerine hayranlık duymak iyidir. Onları taklit etmeye özenmek kurtuluş getirir Ama onları taklit etmeyi istemek saçma ve imkânsızdır.” Dünya’da yaşayan biri, münzevilerle aynı şeyi yapamaz. Ancak onun da bir miktar egzersize ihtiyacı vardır, elbette her zaman manevi pederinin talimatlarına göre.


