/ Manevi yaşam / Seninle yaşamak istiyorum (14. bölüm)

Seninle yaşamak istiyorum (14. bölüm)

  1. BÖLÜM: AZİZLERLE NASIL BİR İLİŞKİ KURABİLİRİM?

Mesih’teki hayat, azizlerin hayatında görünürdür. Çünkü Azizler, Mesih’i tüm kalpleriyle sevdiler. O’nu taklit ettiler. O’nu insanların önünde cesurca ikrar ettiler. Ve kendilerini sayısız tehlikeye sundular.

“Onlar da bizim gibi insandı ve bizden fazlaları yoktu, sadece iyi niyet, sabır, alçakgönüllülük ve Allah’a olan sevgiye sahiplerdi. Sen de bunları edin, o zaman şimdi taş gibi olan canın, senin için gözyaşı kaynağı olacaktır.”

Azizler Kimdir?

Allah’ın Dostları

Azizler, Mesih’in Dostlarıdır. Onlar, Allah’ı çok seven, Allah ile ve Allah için yaşayanlardır. Yeryüzünden yabancılar ve gelip geçiciler olarak geçtiler, düşünceleri her gün semalardaydı. Dünyevi melekler ve semavi insanlar olarak yaşadılar.

Allah’ın Saf Suretleri

İlahi sureti, yani içlerindeki Allah’ın özelliklerini bozulmadan korudukları için, ilahi nurun saf aynaları oldular. Allah’ı ruhlarında kalıcı bir misafir olarak kabul ettiler, Allah’ın canlı tapınakları oldular. Mesih’in hayatını kendi hayatları yaptılar. Böylece Mesih’in hayatı onların hayatından açığa çıktı. Bu yüzden her bir Aziz, hayatıyla bize şunu ilan eder: “Artık ben yaşamıyorum, içimde Mesih yaşıyor.”

Allah’ın Şahitleri

Gerçekte her Aziz, her çağda, her yerde Mesih’in Kendisinin bir tezahürüdür. Sadece tek bir Aziz bile, insanlara Allah’ın sesi olur. Sözü ve hayatıyla Allah’ın varlığını her an teyit eder, O’nun sevgisini ve ışığını açığa çıkarır. “Rab Allah yaşıyor” diye açıkça duyurur ki, tarihin Hâkimi O’dur. Allah’ın Lütfu ile dolup taşan bir Azize yaklaştığınızda, o insanın Allah’ın nurunu yaydığını hissedersiniz ve sözleri ruhunuza huzurlu, doğrudan bir şekilde ulaşır. Eğilimlerinizi değiştirir.

Şampiyonlar

Azizler, günahkâr dünyanın konforunu ve zevklerini reddettiler. Tutkulara hükmettiler ve çevrelerindekilere insanın ne kadar yükseğe çıkabileceğini, erdem, fedakârlık ve sunuşun hangi doruklarına tırmanabileceğini gösterdiler. Onların önünde koca imparatorluklar aşağılandı ve tam donanımlı olanlar güçsüz, dünyanın bilge adamları ise akılsız kaldı. Omuzlarında Mesih’in Haçını taşıdılar ve birçoğu, Mesih’e olan sevgileri uğruna imtihanlara, zorluklara, haksızlıklara, zulümlere, işkencelere ve korkunç ölüme katlandılar.

Tarihin Düzenleyicileri

Bu nedenle Allah, Azizlerini diğer her insandan kıyaslanamayacak kadar daha fazla onurlandırdı, onları tarihin düzenleyicileri; insanlığın elçileri kıldı. Onlar, Mesih’ten sonra, halkların en güçlü savunucuları, insanların en kudretli yardımcılarıdır.

Aziz Hrisostomos şöyle açıklar: “İnsansever Rab, Azizlerini onurlandırmayı ve onların hatırına diğerlerini büyük belalardan kurtarmayı âdet edinmiştir… Sadece bir Azizin erdemi bile birçok insanı tehlikelerden kurtarır.” Kaldı ki, Allah bizzat babamız İbrahim’e, sadece on doğru insan hatırına bile, Sodom ve Gomorra’daki koca bir bölgeyi yok etmeyeceğini temin etmiştir. Ve Aziz Varsanofios, kendi döneminde sadece üç Aziz hatırına Allah’ın dünyayı o zamanlar yok etmediğini söylerdi. Çünkü onlar dünyanın kötülükleri için yas tutuyorlardı ve dualarıyla Allah’ın merhametini çekiyorlardı. “Sadece tek bir insan bile, içindeki kötülüğü yendiğinde, dünyevi kötülüğe karşı o kadar büyük bir yenilgiye neden olur ki… tüm dünyanın gidişatını hayırlı bir şekilde etkiler… Azizler sadece var olmalarıyla bile tüm yeryüzüne Allah’ın bereketini bolca getirirler.” “Azizler uğruna Rab dünyayı korur… Ve dünya, Azizlerin dualarıyla ayakta durur.”

Yanımızdadırlar

Azizler bize yakındır. Onlar karşı konulamaz müttefiklerimizdir, üzüntülerimizde teselli edenlerimiz, hastalıklarımızda hekimlerimiz, hayatın zorluklarında, haksızlıklarında ve sorunlarında koruyucularımız, acılarımızda destekçilerimiz, mücadelemizde güç verenlerimizdir.

Gökte olabilirler, ancak oradan hayatımızı, emeklerimizi, mücadelelerimizi ve kaygılarımızı ilgiyle izlerler. Onlar asla ölmediler. Aramızda yaşıyorlar. Bizi çok seviyorlar. Bize Allah’ın Lütfunu aktarırken onları capcanlı hissederiz.

Bizim İçin Dua Ederler

Kutsal Yazı’da, Azizlerin yeryüzü hayatları boyunca kardeşleri, ulusları, tüm dünya için dua ettiklerini görüyoruz. Ve Rab’bin kardeşi Yakup, “Salih bir insanın duası çok güçlüdür; hemen etki eder” der.

Öyleyse, Azizler yeryüzündeyken kardeşleri için dua ettilerse, şimdi gökte yaşarken bizi nasıl unutabilir, acılarımıza karşı nasıl kayıtsız kalabilirler? Dahası, şimdi gökte yüceltilmiş olduklarından, onların duaları kıyaslanamayacak kadar daha büyük bir güce sahiptir. Bu dualarıyla dünyamıza Allah’ın Lütfunu akıtırlar. Bizi, cinlerin saldırılarından koruyan bir kalkan bulutu gibi çevrelerler. Ve bir şeyi onlardan imanla istediğimizde, bu bizim için faydalı olduğu sürece, Allah’ın onlara verdiği mucizevi güçle bize bahşederler.

Azizlerle İlişkimiz

Değerlerini Takdir Etmeliyiz

Ülkemizin her karış toprağı Aziz ve Şehit kalıntılarıyla doludur! Bu, en büyük milli sermayemizi oluşturan eşsiz bir zenginliği saklar! Ve sahip olduğumuz bu büyük hazineleri takdir etmeliyiz.

Azizlerimizi Onurlandırmalıyız

Tüm Azizler’in İlahisinde, kutsal ilahi yazarı şunu vurgular: “Rabbimin tüm dostlarını överim” ve böylece hepimizin yapması gerekeni gösterir: Allah’ın dostlarını onurlandırmak. Kilisemizin tüm Azizlerini onurlandırmalıyız. Ve özellikle onların anma günlerinde kutlamalarına katılmalıyız.

Onların İkonlarını ve Kutsal Kalıntılarını Onurlandırmalıyız

Kilisemizde, Azizlerin kutsal kalıntılarını ve ikonlarını saygıyla öpmek gelenektir. Çünkü onların kutsal ikonları, erdemlerini ve kutsallıklarını konuşan ve öğreten kitaplardır. İkonlarını öptüğümüzde, tahtayı veya boyayı öpmeyiz, ama resmedilen Azizlerin şahsiyetini onurlandırırız. Ayrıca, Azizlerin kutsal kalıntılarını da onurlandırmalı ve önlerinde eğilmeliyiz. Zira bunlar, kokularıyla veya mür (güzel koku yayan sıvı) akıtmalarıyla, ait oldukları kişilerin kutsallığını ve Allah’ın onları lütuflandırdığı ve hastaların hekimi, her tehlikede yardımcımız yaptığı Lütfu ilan ederler.

Onlara Yalvarmalıyız

Azizleri kendimizden hissederiz, çünkü onlar da bizim gibi yeryüzünde, bizim çağımızda yaşadılar. Ve kişisel zorluklarımızda, ülkemizin daha genel sorunlarında ve tüm dünyanın karmaşasında onlara sığınmalı ve bizi Lütuf’larıyla korumaları için onlara yalvarmalıyız; bize yardım etmeleri ve manevi ve fiziki hastalıklarımızı iyileştirmeleri için.

Onların Hikayelerini Okuyalım

Aynorozlu Aziz Paisios şöyle tavsiyede bulunur: “Eğer yapabiliyorsanız, tüm azizlerle bağlantı kurmak için, anılıyor olan azizin hikayesini okuyun. Günün azizinin hayatını ve genel olarak azizlerin hayat hikayelerini incelemek çok faydalıdır, çünkü canı ısıtır ve azizleri taklit etmeye motive eder. Böylece kişi her türlü sefaleti bir kenara bırakır ve hafiflikle ilerler. Azizlerin hikayeleri, şehitlikte bile zihnen metanete yardımcı olur. Azizlerin varlığı canlıdır! Ve biz onları hâlâ bulamadığımızda, onlar bizi bulur.”

Azizlerin hayat hikayeleri ile kilise her gün bize hayatlarımızın gerçek modellerini sunar. Bize tüm Ortodoks ahlakını anlatısal ve pratik bir şekilde sunar. Ve bize pratikte “Mesih’in manevi mükemmelliğine ulaşana kadar manevi olarak nasıl ilerleyebileceğimizi” öğretir. İşte bu yüzden Aynorozlu Aziz Nikodimos, azizlerin hayat hikayelerini “canlarımızın hastaneleri” olarak adlandırır ve her hristiyan “tutkularının şifasını alır”.

Onları Yollarında Takip Edelim!

Bu nedenle Azizler, hayatlarıyla bizi yürüdükleri yolda onları takip etmeye çağırırlar. Mücadelemizde kardeşlerimizdirler, ilahileşme yolunda birlikte ilerleyebilmemiz için bize el uzatırlar. Bize su kaynaklarını gösterirler ve her birimize seslenirler: “Gelin ve için,” tıpkı Havari Filipos’un, Natanail’e dediği gibi, “gel ve gör.” Bize Kutsal İncil’i gösterirler ve şöyle derler: “Bu kitap uygulanamaz değil. Biz uyguladık. Siz de okuyun.” Yürüdükleri ve şimdi bizim de yürüdüğümüz yolun zorluklarını bize gösterirler. Onların da verdiği ve şimdi bizim de verdiğimiz manevi mücadelenin sırlarını bize açıklarlar. Biz de onların yolundayız, aynı yolda yürüyoruz.

Bu nedenle onları hayat modelleri ve yolun göstergeleri olarak tanıyalım. Hayat mücadelesinde, etrafımızdakilerin, vasatların veya sonuncuların ne yaptıklarına değil, ilklerin, şampiyonların, azizlerin ne yaptıklarına bakalım.

Aynorozlu Aziz Paisios bu konuda şöyle nasihat etmiştir: “Azizleri rol model alırsak, erdem edinme çalışmamızda büyük yardım görürüz. Kendimizi azizlerle karşılaştırarak tutkularımızı görür, kendimizi kontrol eder, alçakgönüllü olur ve onları taklit etmek için namus ve ilahi şevkle çabalarız.’’

Bunun bir örneği olarak, Aziz Efrem’in bize söylediği şu öğüdü dinleyelim: “Gece gündüz gözlerinizi aydınlatan birçok manevi güneşiniz var. Onların ışığında yürüyün ve onların izinden gidin ki, onlarla birlikte ebedi çadırlara girebilesiniz. Onların izinden şevkle koşun ki, bazılarına ulaşabilesiniz. Biliyorum ki, eğer isterseniz, başarabilirsiniz. Yapabilirsiniz! Sadece hızlı koşun.” “Hızlı koşun!”!

Biz De Aziz Olalım

Bugün Mesih bizden aziz olmamızı istiyor. Bize yaptığı büyük çağrıya “evet” dememizi bekliyor. Peki içimizden kim Mesih için her şeyini verecek? Yarının Azizi kim olacak?

Vicdanları uyandıracak, eğilimleri ateşleyecek, Mesih’e olan sevgiyi aşılayacak, hayatıyla kutsallığa teşvik edecek, vatan sevgimizi ısıtacak, bize Allah’ı ​​ve çevremizdekileri güçlü bir şekilde sevmeyi öğretecek bir azize ihtiyacımız var.

Bir Makedonya’yı değiştirecek bir Aziz Dimitrios’a, bir İmparatorluğu değiştirecek bir Aziz Hrisostomos’a, bir Yunanistan’ı değiştirecek bir Aziz Kosmas’a ihtiyacımız var.

Bugün de bir azize ihtiyacımız var ki, ışıldayan gözlerini, parlak yüzünü, sıcak gülümsemesini, Mesih’e olan sevgisini görebilelim; bize kutsal hayatı öğretsin, kalplerimize dokunsun, başkaları için acı çekmeyi, dinden dönme için ağlamayı, kendimiz de Aziz olmayı öğretsin.

Aramızda Mesih’in sesini yüksek sesle duyuracak olan var mı, aramızdan kim aziz olmak istiyor?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seninle yaşamak istiyorum (14. bölüm)