/ Azizlerimizin hayat hikayeleri / 23 Mart Edirneli Mübarek Yeni Şehit Luka

23 Mart Edirneli Mübarek Yeni Şehit Luka

 

 

Luka, Trakya’nın Edirne şehrinde dünyaya geldi. Babası Athanasios ve annesi Domnitsa, Mübarek Aziz Nikolaos cemaatine mensuptular. Luka henüz altı yaşındayken babası vefat etti ve annesi büyük bir yoksulluğa düştü. Bunun üzerine, oğlunu Zagor’dan bir tüccara emanet etti. Bu tüccar, Luka’yı hem büyütecek hem de ileride ona iş verecekti. Luka, tüccarla birlikte ticaret için Rusya’ya gitti, ardından tüccarın dükkânı bulunan İstanbul’a yerleşti.

Birkaç yıl sonra, Luka tüccarın evinin önünde bir Müslüman çocukla tartıştı ve onu dövdü. Olayı gören diğer Müslümanlar, Luka’yı cezalandırmak için peşine düştüler. Bunun üzerine Luka, cezadan kurtulmak için, “Beni rahat bırakın, Müslüman olacağım!” diye bağırdı. Bu sözleri duyan Müslümanlar, onu cezalandırmaktan vazgeçtiler.

Bundan sonra Luka, varlıklı bir Müslüman tarafından himaye edildi. Ancak zamanla vicdanında büyük bir azap duymaya başladı. Bunun üzerine eski efendisinden yardım istedi. Efendisi, Rus Elçiliği aracılığıyla Luka’yı kurtarmaya çalıştı. Rus elçisi, yardımcısını Luka’yı evlat edinen ağaya göndererek onu geri istemesi için görevlendirdi. Ancak ağa, Luka’nın kendi isteğiyle İslam’a geçtiğini ve hiçbir zorlama olmadığını söyledi. Luka’yı geri vermesi mümkün değildi.

Ancak ağa, yeni bir sorgu ve Luka’nın kaçırılma ihtimalinden çekindiği için onu zorla sünnet ettirdi. Rus elçisi durumu öğrendiğinde, ancak Luka kaçabilirse ona yardım edebileceğini söyledi. Nihayet bir gün Luka kaçmayı başardı. Eski efendisi ve elçilik görevlileri tarafından karşılandı. Müslüman kıyafetlerinden çıkarılıp Hristiyan kıyafetleri giydirildi ve İzmir’e giden bir gemiye bindirildi. Oradan Santorini Adası’na geçti ve bir süre burada kaldı.

Kısa bir süre sonra hastalandı ve bir ruhani pederin yanına giderek ona tüm hayat hikâyesini anlattı. Peder, ona tehlikeden uzaklaşıp ruhunun selameti için Aynaroz’a gitmesini tavsiye etti.

Luka, önce Büyük Lavra Manastırı’nda bir süre hizmet etti, ardından İviron Manastırı’na gitti. Burada manastır başkanına Ortodoks Kilisesi’ne resmen geri alınmadığını söyledi. Bunun üzerine Aziz Yahya Skiti’ne gönderildi ve orada tekrar Ortodoksluğa kabul edildi. Skit’ten ayrılıp İviron Manastırı’na döndü, orada bir süre kaldıktan sonra Stavronikita Manastırı’na geçerek keşiş oldu.

Ancak Luka huzursuzdu, bu sebeple oradan ayrılarak Zograf Manastırı’na gitti. Fakat burada da uzun süre kalmadı. Aynaroz’dan ayrılıp bir kilisede hizmetkâr olmayı düşündü. Bu amaçla Midilli, Kydonies ve Moskonisia’yı dolaştı, ancak istediği yeri bulamadı. İzmir’e gitti, ancak şehirdeki veba salgını sebebiyle oradan ayrılmak zorunda kaldı ve Aynaroz’a geri döndü. Kutlumusiu Manastırı’nda bir süre kaldı, ardından tekrar Aziz Yahya Skiti’ne ve ilk danıştığı ruhani pederin yanına gitti.

Peder onu bir skite yerleştirmek istese de, Luka hâlâ sakalsız olduğu için kimse onu kabul etmedi. Sonunda Gregori Manastırı’na yerleştirildi. Ancak oradaki keşişler de onu kovdu. Luka büyük bir çıkmaza girdi. Tüm bu sıkıntıların ve başına gelenlerin vücudunda taşıdığı sünnet izinden kaynaklandığını düşündü. Onu silmenin tek yolu ise, İsa Mesih’i inkâr ettiği yerde cesurca imanını ikrar etmek ve bu günahını temizlemekti.

Bunun üzerine Azize Anna Skiti’ndeki Peder Vessarion’un yanına gitti ve ona tüm hikâyesini anlattı. Daha sonra Aynaroz’dan ayrılıp Midilli’ye geçti. O sırada Müslüman bir ailenin Ortodoks olduğu haberi adada büyük bir kargaşaya sebep olmuştu. Yetkililer adanın metropolitini ve ileri gelenlerini tutuklayıp sorguya çekiyordu.

Tam bu sırada Luka, kadının huzuruna çıkıp yüksek sesle, “Bir çocuk olarak aldatılmam adil midir?” diye sordu.

Kadı, “Seni kim aldattı?” diye sordu.

Luka, “Beni kandırdılar ve bana bir nişan verdiler,” dedi.

Kadı, “Hangi nişanı?” diye sorunca Luka kıyafetini açacak gibi oldu. O anda mahkeme salonundakiler ne demek istediğini anladı ve ona durması için bağırdılar.

Luka şöyle devam etti: “On üç yaşında küçük bir çocukken kandırıldım ve ayırt etme yetim olmadan dininize geçtim. Ama büyüdüğümde dininizin sahte olduğunu anladım. Sizin peygamber dediğiniz kişi bir peygamber değil, aldatıcıdır. Hepinizi kandırdı ve siz ona inandınız. Dininizin cehaletten başka bir şey olmadığını öğrendiğim için onu reddediyorum ve hakiki bilgelik olan eski imanımı ikrar ediyorum. Gerçek Allah’a, yargı gününde herkese yaptıklarının karşılığını verecek olan Rabbim İsa Mesih’e inanıyorum ve O’na tapıyorum. Eğer siz de benim gibi inanmazsanız, helak olacaksınız.”

Bunun üzerine kadı, “Sen nerelisin?” diye sordu.

Luka, “Rusum,” diye yanıtladı.

Kadı, “O hâlde neden orada kalmadın?” diye sordu.

Luka, “Kitaplarımız bize, imanı inkâr ettiğimiz yerde ikrar etmemiz gerektiğini söylüyor,” dedi.

Kadı, “Seni buraya kim getirdi?” diye sordu.

Luka, “Bir Rus gemisi,” diye cevap verdi.

“Nerede kalıyorsun?”

“Hiçbir yerde. Hiç durmadan doğrudan buraya geldim.”

Kadı mahkemede bulunanlara dönerek, “Bu delidir. Bakalım kendi ayakkabılarını tanıyor mu?”” dedi.

Luka hemen dönüp ayakkabılarını buldu ve kadıya göstererek, “Ben deli değilim, dediğin gibi. İşte ayakkabılarım. Onları İstanbul’dan aldım,” dedi.

Kadı, “Sana acıyorum, evladım. Beni dinlemezsen, sana öyle işkenceler yapacaklar ki, bazılarını daha önce duymamış bile olabilirsin. Bu yüzden iyi düşün,” dedi.

Luka şu yanıtı verdi: “Bana yapabileceğiniz tüm işkenceleri zaten düşünmüştüm ve buraya o şekilde geldim. Bu nedenle, bana yapmayı planladığınız her ne varsa, gecikmeden hemen yapın. Şunu bilin ki ben temiz, suçsuzum ve imanımı asla inkâr etmeyeceğim. Ben bir Ortodoks Hristiyanım ve bir Ortodoks Hristiyan olarak öleceğim. Ben İsa Mesih’e ibadet ederim ve yalnızca O’nu arzuluyorum. Cehaletle inkâr ettiğim yerde şimdi O’nu gerçek bilgiyle ilan ve ikrar ediyorum.”

Müslümanların her türlü tehdit ve vaatlerine rağmen Luka, İsa Mesih’e olan bağlılığından asla taviz vermedi. Kadı, Luka’nın bağlanmasını emretti. Ancak Luka, “Beni neden bağlıyorsunuz? Kendi isteğimle geldim, siz benden istemeden. Şimdi de kaçacağım diye mi korkuyorsunuz? Gideceğim yere zaten kendi isteğimle gidiyorum,” dedi.

Bunu duyan kadı, Luka’yı bağlatma emrini geri aldı. Luka, mahkemeden çıkarılırken Midilli Metropoliti ile karşılaştı. Metropolit, yanında birkaç peder ve adanın ileri gelenleriyle birlikte, Müslüman bir ailenin gizlice Ortodoksluğa geçmesi nedeniyle sorgulanmak üzere nazır tarafından çağırılmıştı. Luka, Metropolitin önünde başını eğerek takdisini istedi. Bunu gören Müslüman muhafızlar büyük bir öfkeyle ona saldırıp acımasızca dövdüler. Metropolit, Luka için bütün ada kiliselerinde “Allah’ın kulu Luka” için dualar edilmesini emretti.

Luka, nazırın huzuruna çıkarıldı. Nazır, etrafında toplanan Müslümanlarla birlikte ona seslendi: “Daha önce bana gelerek bir fetva istemiştin. Şimdi hakkında duyduklarım ne anlama geliyor? Aklını başına al evladım. Eğer bana kulak verirsen, seni evlâdım yerine koyarım ve ne istersen senin için yaparım.”

Luka, hiç tereddüt etmeden, korkusuzca şu yanıtı verdi: “Bilesin ki bana sayısız işkence yapsanız bile, beni en hoş Rabbim, gerçek Allah olan İsa Mesih’ten ayıramazsınız.”

Bu sırada Luka’nın tekrar kadının huzuruna çıkarılması emri geldi. Saatlerce sorgulanan Luka, çeşitli vaatler, övgüler ve işkence tehditleriyle yıldırılmak istendi. Ancak o, sarsılmadı. Sonunda tekrar zindana atıldı. Burada, kendisine Mukaddes Komüyon getirildi ve yanına bir Ortodoks Hristiyanın gönderilmesini istedi. Sakız Adalı Ortodoks Eustratios, bu görevi seve seve kabul etti ve mahkemeye bir borcunu ödeme bahanesiyle girdi. Ancak, gerçekte Luka’yı görmek için geldiği anlaşılınca derhâl dışarı atıldı.

Pazar sabahı nazır, Luka’ya idam kararının geldiğini bildirdi. Luka, idam yerine götürüldü ve son kez İslam’a geri dönmesi istendi. Luka, “Ben Mesih’e ibadet eder ve O’na inanırım,” diyerek cevap verdi.

Bir Müslüman, “O hâlde bırak, Mesih seni kurtarsın,” dedi.

Luka şu yanıtı verdi: “Ben kurtulmak istemiyorum; O’nun sevgisi için ölmek istiyorum.”

23 Mart 1802, Pazar sabahı saat sekizde asıldı. Bedeni üç gün boyunca darağacında bırakıldı, sonra ağırlıklar bağlanarak denize atıldı. Fakat bedeni su yüzeyine çıktı ve gizlice gömüldü.

Böylece Luka, İsa Mesih’e olan sevgisi uğruna canını feda etti. 19 yaşında, Midilli Adası’nda şehadeti tattı.

Kaynak: https://www.johnsanidopoulos.com/2015/03/holy-new-martyr-luke-of-adrianople-1802.html

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 Mart Edirneli Mübarek Yeni Şehit Luka