29 Mart Mürtet Julian Döneminde Çile Çeken Şehit Peder Aretusa Episkoposu Markos
Şehit peder, mübarek Aretusa Episkoposu Markos, mürtet imparator Julian (361-363) zamanında Mesih İsa’ya olan imanından dolayı çile çekmiştir. Daha önce, İmparator Konstantin’in (anma günü: 21 Mayıs) buyruğuyla, putperestlere ait bir mâbedi yıkmış ve yerine bir Kilise inşa etmişti.
Julian tahta çıktığında, Hristiyanlara zulmetmeye ve putperestliği yeniden canlandırmaya çalıştı. Aretusa’da halkın bir kısmı, Hristiyanlıktan vazgeçerek putperestliğe döndü. Episkopos Markos’a düşman olanlar, ondan intikam almaya karar verdiler. İhtiyar episkopos, zulümden kaçınmak için başta saklandı, fakat putperestlerin onu ararken insanlara işkence ettiklerini öğrenince kendi rızasıyla teslim oldu.
Mübarek ihtiyar, şehirde sürüklenerek dolaştırıldı ve ağır işkencelere maruz bırakıldı. Saçlarını yolup vücudunda kesikler açtılar, onu sokaklarda sürükleyerek bir bataklığa attılar, bağladılar ve bıçaklarla çizdiler.
Putperestler, mübarek episkopostan, yıkılan putperest mâbedini yeniden inşa etmeleri için büyük bir miktar para vermesini talep ettiler, fakat o bunu reddetti. Bunun üzerine, yeni işkenceler icat ettiler: Ayaklarını mengeneye sıkıştırdılar, keten iplerle kulaklarını kestiler. Sonunda, vücudunu bal ve yağ ile sıvayarak, sıcak öğle güneşinde bir sepete koyup bal arılarının, yaban arılarının ve eşek arılarının saldırısına bıraktılar. Aziz Markos, tüm bu acılara aldırış etmiyor gibiydi ve bu durum zalimleri daha da öfkelendirdi.
Putperestler, mübarek mâbedleri için istedikleri fidye miktarını giderek düşürseler de, Episkopos Markos tek bir kuruş dahi vermeyi reddetti. Onun cesaretine ve dayanıklılığına hayran kalan putperestler, sonunda taleplerinden vazgeçerek onu serbest bıraktılar. Üstelik, onun vaazlarını dinledikten sonra birçokları tekrar Mesih’e yöneldi.
Teolog Aziz Grigorios (yâd günü: 25 Ocak), Episkopos Markos’un çektiği çileleri Mürtet Julian’a karşı İlk Nutuk adlı eserinde anlatır. Kirroslu Teodoritus da, onun hakkında Kilise Tarihi adlı eserinin üçüncü kitabının altıncı bölümünde bahsetmektedir.


