Mesih Kimdir? (2)
- Arkeolojik buluntular
Sayısız arkeolojik buluntu vardır. Bunlar bize yalnızca işaretler değil, aynı zamanda Mesih’in ve O’nun öğrencilerinin tarihsel şahsiyetler olduğuna ve İncil’de anlatılan tarihî olayların gerçek olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Ayrıca İncil’de adı geçen şehirlerin ve idarî, toplumsal, ekonomik ve kültürel unsurların, anlatılan dönemde gerçekten var olduğunu da ortaya koymaktadır.
Bu nedenle Arkeoloji, Kutsal Kitap’ı suçlayanların iddialarını birçok kez çürütmüştür. Arkeolojik buluntular, Kutsal Kitap’taki tarihsel anlatıları en ince ayrıntılarına kadar doğrulamakla kalmaz; aynı zamanda Kitab-ı Mukaddes’te adı geçen şahsiyetler hakkında çok daha fazla bilgi ortaya çıkarır. Onların yaşadığı dönemin ve hayat şartlarının tablosunu tamamlamamıza yardımcı olur.
Üstelik hiçbir arkeolojik keşif, Kutsal Kitap’taki herhangi bir anlatıyla çelişmemiştir. Bu nedenle Kutsal Kitap’ı suçlayanların birçoğu artık saldırılarını bırakmıştır. Bazıları ise hayat görüşlerini değiştirmiş ve Kutsal Kitap’ın güvenilirliğini savunan kişiler hâline gelmiştir.
Arkeolojik buluntular gün ışığına çıktıkça, Kitab-ı Mukaddes’teki şahsiyetlerin tarihsel gerçekliğini doğrulayan kanıtlar da çoğalmaktadır. Yerin derinliklerinden çıkarılan ve yüzyıllar boyunca toprağın altında kalmış olan buluntular öylesine hayret vericidir ki, Kutsal Kitap’ın şahsiyetlerini ve anlatılarını gözümüzün önünde yeniden canlandırmakta ve bunların tarihsel gerçekliği konusunda sarsılmaz deliller sunmaktadır.
- Yeni Ahit, en güvenilir kitap
İsa Mesih hakkında en ayrıntılı tanıklıkları bize sunan Yeni Ahit, bilimsel ölçütlere göre bütün dünyadaki en güvenilir kitaptır.
Bunu anlayabilmek için, güvenilirlik bakımından ikinci sırada bulunan kitabın, Homeros’un İlyada’sının, yalnızca 643 kodeksinin günümüze ulaştığını belirtmemiz gerekir. Bu kodekslerin en eskisi MS 1200 yılından sonrasına aittir; yani eserin yazılmasından yaklaşık 1800 yıl sonrasına.
Buna karşılık Yeni Ahit’in tamamını içeren 2.500 kodeks ve Yeni Ahit’ten geniş bölümler içeren 25.000 kodeks günümüze ulaşmıştır. Üstelik bunlar bütün Hristiyan dünyasından gelmektedir!
Fakat en önemli nokta şudur: Bu kodekslerin en eskileri olan Sinaiticus, Vaticanus ve Alexandrinus, yaklaşık MS 250 yılında yazılmıştır. Yani Yeni Ahit yazarlarının eserlerini kaleme almalarından yaklaşık 200 yıl sonrasına aittir.
Bu neyi gösterir?
Bütün dünyanın en güvenilir kitabı Yeni Ahit’tir.
Öyleyse Yeni Ahit, çok daha sonraki bir dönemde yazılmış ve var olmayan bir şahıs hakkında masallar içeren bir kitap değildir. Günümüze ulaşan kodeksler, daha eski nüshaların kopyalarıdır; bunlar Büyük Konstantin henüz ortaya çıkmadan, Hristiyanlık henüz yerleşmeden ve sahte bir dinin oluşturulmasına imkân verebilecek siyasî şartlar henüz meydana gelmeden önce yazılmıştır.
- Yeni Ahit yazarlarının tanıklıkları güvenilir midir?
Hristiyanlığın birçok muhalifi şöyle der: İsa Mesih’in şahsı hakkında Yeni Ahit yazarlarının tanıklıklarını kabul edemeyiz. Çünkü onların hepsinin kendi Öğretmenleri hakkında gerçeğe aykırı, tarihî gerçeklerden uzak ve öznel şeyler yazmış olmaları çok doğaldır.
Buna ne cevap verebiliriz?
Şunu söyleyebiliriz: Havariler birtakım teoriler ve felsefeler vaaz etmiyorlardı; gerçekleşmiş olayları kaydediyorlardı. Eğer bunlar yalan, hayal ürünü veya tarihî gerçeklerden uzak olsaydı, Mesih’in düşmanları tarafından hemen yalanlanabilir ve çürütülebilirdi. Yeni Ahit’in yazarları kutsal metinlerini kaleme alırken bunu çok iyi biliyorlardı. İşte tam da bu nedenle her fırsatta şunu vurguluyorlardı: Size masallar anlatmıyoruz; aksine en büyük gerçeklikten söz ediyoruz. En büyük Şahsı size tanıtıyoruz. Gözlerimizle gördüğümüz O’nu, dokunduğumuz O’nu, ellerimizle ellediğimiz O’nu, birlikte yiyip içtiğimiz, beraber yaşadığımız O’nu size vaaz ediyoruz.
Üstelik kutsal Havariler yalnızca, “İsa hakkında kesin olarak bildiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz ve kulaklarımızla işittiğimiz şeyleri vaaz etmekten kendimizi alamayız” demekle yetinmiyorlardı (Elç. İşl. 4:20). Onlar Mesih’in düşmanları olan Yahudilere hitap ettiklerinde de —ki Yahudilerin yeni inancı ezip yok etmek için her türlü sebepleri ve imkânları vardı; paraları, iktidarları, askerleri, kısacası her şeyleri vardı— onlara şöyle diyorlardı: “Size, sizin de kendi gözlerinizle gördüğünüz ve çok iyi bildiğiniz şeyleri söylüyoruz.” “Siz de bunu çok iyi biliyorsunuz…” (Elç. İşl. 2:22).
Öyleyse, yeni inanca karşı korkunç bir nefret besleyen Yahudiler, havarilerden yalan bir şey duysalardı veya büyük bölümü M.S. 70 yılından, yani Kudüs’ün yıkılmasından önce yazılmış olan Yeni Ahit’i okuyup içinde gerçeğe aykırı şeyler görselerdi, onları mahkemelere sürükler, öldürür, onları herkesin önünde küçük düşürürlerdi. Ve onlara, “Yazdığınız bu masallar da neyin nesi?” derlerdi. Çünkü o zaman İsa Mesih’in gerçekleştirdiği olayların, mucizelerin ve öğretilerinin görgü tanıkları hâlâ hayattaydı!
Devamını okuyoruz…..


