İsa ve Yeni Antlaşma
İsa, bizzat Yeni Ahidin geçerliliğini onaylamış ve tasdik etmiştir. İsa dünyada iken Yeni Antlaşmanın bir tek kitabı bile kaleme alınmış olmadığı için, « bu nasıl olur! » diye bir soru sorulabilir.
Biz bu suale şöyle cevap vereceğiz: İsa, bu işi peşinen yapmıştır. Hakikaten de Yuhanna İncili’nin 14. bölümünün 26. âyetinde yazılı olduğu şekilde, İsa şöyle söylemiştir: “Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.’’
Bu suretle İsa, Havarilerin sadece öğretilerini değil, aynı zamanda onların kendi şahsi öğretilerinden hatırladıklarının doğruluğunu da tasdik etmiş oluyor. Çünkü her ikisinde de Kutsal Ruhun etkisi vardır.
Bu nokta gözönünde bulundurulursa, İncil’lerdeki yazıların İsa’nın öğretilerine noktası noktasına uymadıklarını bize karşı kim iddia edebilir!
Diğer taraftan Havariler, İsa’nın öğretilerinden sadece hafızalarında tutabildiklerini değil, — İnsan olmaları sebebiyle onların bir kısmını unutmaları mümkündü. — Hiçbir şeyi unutmayan Kutsal Ruh’un yardımı ile, İsa’dan dinlediklerini aynen yazmışlardır. Bunu bize bizzat İsa temin etmektedir. Böyle bir tanıklığın getirdiği manevi kıymetin son derece yüksek olacağı ise aşikârdır.
Gene Yuhanna 16. bölümünün 12-13. ayetlerinde şöyle denilmektedir: “Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.’’ Burada da İsa, Kutsal Ruh’un eseri olduklarından dolayı, Havariler tarafından yayınlanan öğretilerin doğruluğunu, bu öğretinin tam anlamıyla hakikatı yansıttığını onayladığı gibi, bahsedileceği daha pek çok şeyler bulunduğunu da bildirmekte, ancak bunları kavrayabilecek mertebeye henüz gelmemiş bulunduklarını da ilâve etmektedir. Bundan ötürü İsa, ileride gelecek olan Paraklitos’un yani Kutsal Ruh’un, Havarileri daha mükemmel ve daha geniş hakikatlara ulaştıracağını, Havarilerine müjdelemektedir.
Şu halde, eğer İsa’nın tanıklığını değerli görüyorsak, bu takdirde Havarilerin öğretilerinde, Yeni Antlaşma Kitaplarının içinde saf ve temiz hakikatın, İsa’nın yeryüzündeki öğretilerinden fazla hakikat nuru huzmelerinin bulunduğunu da ifade etmemiz gerekir. Ve eğer İsa’nın öğretilerinin doğru olduğunu biliyorsak, Eski ve Yeni Antlaşmayı da oldukları gibi kabul etmemiz gerekir. Mesele çok basittir. Ya İsa’yı Mukaddes Kitapların tamamı ile birlikte kabul veya her ikisini birden inkâr etmeliyiz. İkisinin ortası bir hal çaresi yoktur ve olamaz. Bu iddialarımıza karşı fikirler sunmaya kalkışacakların gözlerinin önüne bütün hakikatları sermekten asla çekinmiyeceğiz.
(Derkon Metropoliti Yakovos’un “Nurlu Ufuklara Doğru” kitabından alıntıdır.)


