21 Mayıs Usakili Mukaddes Yeni Şehit Pachomios
Mukaddes Yeni Şehit Pachomios, Küçük Rusya’dan (Ukrayna) idi. Müslüman Tatarlar
tarafından esir alındı ve köle yapıldı. Anadolu’da, antik Philadelphia şehri yakınlarında
bulunan Uşak’a getirildi ve burada Müslüman bir tabakçıya satıldı.
Tabakçı, ona mesleğini öğretirken aynı zamanda İslam dinini de telkin etmeye çalıştı ve onu
dininden döndürmek için uğraştı. Pachomios, ustasının sanatını öğrenmeye hevesliydi fakat
İslam’ı kabul etmek gibi bir arzusu yoktu. Mesih’i inkâr etmediği için zaman zaman dövüldü,
aç bırakıldı.
Mesih’in bu sadık askeri, yirmi yedi yıl boyunca köle olarak ustasının tabakhanesinde çalıştı.
Ustası onun işinden öylesine memnun kaldı ki Müslümanlığı kabul etmemiş olmasına
rağmen, kızını onunla evlendirmek ve onu varisi kılmak istedi. Fakat bu evlilik ve miras için
Müslüman olması gerektiğinden, Pachomios bu teklifi reddetti. Pachomios’un bu kararlı
duruşundan etkilenen ustası, onu serbest bıraktı ve dilediği yere gitmekte özgür olduğunu
söyledi.
Pachomios, efendisinin yanından ayrılmadan önce hastalandı. Bazı Müslümanlar, onun
hastayken Hristiyanlık’tan döndüğünü ve İslam’ı kabul ettiğini iddia ettiler. Hastalığı
sebebiyle sünnet edilmedi ancak Müslümanların giydiği yeşil kıyafetler giydirildi. O dönemde
Hristiyanların yeşil giymeleri yasaktı.
Sağlığına kavuşunca Pachomios, İzmir’e gitti ve bir tüccar olarak yaşamını sürdürmeye
başladı. Bir süre sonra, Müslüman kıyafetlerini çıkararak Aynoroz’daki Aziz Pavlus
Manastırı’na gitti. Orada Başkeşiş Yusuf ile tanıştı, iç dünyasını ona açtı ve keşiş olmak
istediğini söyledi. On iki yıl boyunca Yusuf’un yanında kaldı, keşiş hayatı yaşadı ve erdemleri
edindi.
Bir süre sonra, Kavsokalyvia’dan Aziz Akakios’un (12 Nisan) ismini duydu ve oraya giderek
onun öğrencisi oldu. Altı yıl boyunca durmaksızın dua etti ve erdemli bir keşişin örneği hâline
geldi.
Hasta olduğu dönemde Allah’ı istemeden inkâr etmiş olabileceği endişesiyle, Mesih uğruna
şehit olma arzusu kalbinde günden güne büyüdü. Aziz Akakios, onun bu isteğinin kibirden
doğmuş olabileceğini düşünerek, bu kararından vazgeçirmeye çalıştı.
Onu göndermek istemeyen Akakios, bir yıl boyunca çeşitli itaatler ve görevler verdi. Bu süre
boyunca her ikisi de Allah’ın iradesinin kendilerine bildirilmesi için dua ettiler. Aynoroz’daki
en erdemli ruhani babalara da danıştılar; hepsi Pachomios’un manastırdan ayrılarak şehitliği
aramasına izin verilmesi gerektiği kanaatindeydi.
Pachomios, manastır giysilerini çıkarıp sıradan bir Hristiyan gibi giyindi çünkü eylemlerinin
Aynoroz manastırlarına zarar vermesini istemiyordu. Başkeşiş Yusuf ile birlikte Uşak’a,
Mesih’i sözde inkâr ettiği yere döndü. Yusuf bir hana yerleşirken, Pachomios eski efendisinin
evine uğradı, ardından tanınabilmek adına pazarda dolaşmaya başladı.
Kısa süre içinde tutuklandı ve kadının huzuruna çıkarıldı. Suçlaması, İslam’ı kabul ettikten
sonra tekrar Hristiyanlığa dönmekti ki bu ölümle cezalandırılan bir “suç” idi. Onu şikâyet
edenler, üzerindeki Hristiyan giysilerini delil göstererek “İşte giysilerine bakın!” dediler.
Kadı, önceden Hristiyanlık’tan döndüğü için artık Hristiyan kıyafeti giyemeyeceğini söyledi
ve ona ya tekrar Müslüman olmasını ya da ölüm cezasını kabul etmesini teklif etti.
Pachomios, kararlılıkla onların dininden nefret ettiğini, hiçbir zaman Kurtarıcı Mesih’i inkâr
etmeyeceğini ve mümkün olsaydı O’nun uğruna defalarca ölmeye hazır olduğunu beyan etti.
Zindana atıldı; burada yiyecek, uyku ve her türlü teselliden mahrum bırakıldı. Bu süre
boyunca yalnızca Rabbine olan güveniyle güç buldu. Üç gün sonra ölüm cezasına çarptırıldı.
Mukaddes şehit bu kararı sevinçle karşıladı ve kadıya cezayı derhâl uygulamasını söyledi.
Ellerine bağlanarak idam yerine sürüklendi. Yolda bazı Müslümanlar onu lanetledi ve üzerine
tükürdü, bazıları ise geri dönmesi için ikna etmeye çalıştı. Cellat bile, hayatını kurtarması için
İslam’ı kabul etmesini teklif etti. Ama Mesih’in bu yiğit askeri kararlılığını bozmadı ve
cellada hemen görevini yerine getirmesini söyledi. Pachomios, 7 Mayıs 1730’da, İsa Mesih’in
Göğe Yükseliş Bayramı gününde, başı kesilerek şehit edildi ve Mesih’ten çürümeyen bir taç
aldı.
Mübarek naaşı üç gün boyunca açıkta bırakıldı. Sonrasında Ortodoks Hristiyanlara
gömülmesi için izin verildi. Definden sonra, onu öldüren cellat cinler tarafından ele geçirildi,
şehirde bağırarak dolaştı, ağzından köpükler saçtı ve birkaç gün içinde öldü.
Başkeşiş Yusuf, saklandığı handan çıkıp azizin naaşının bulunduğu yere gitti. Ona hâlâ
yaşıyormuş gibi “Sevgili Pachomios, arzuladığın şeyi başardın. Rabbe bizim için, sana
yakaran herkes için aracılık et.” dedi.
Yusuf, bulunduğu yerden nasıl çıkacağını ve yakalanmadan nasıl kurtulacağını düşünerek
kaygılandı. O gece Pachomios ona rüyasında görünüp şöyle dedi: “Korkma, ey ihtiyar, sana
hiçbir kötülük dokunmayacak.” Aziz’in sözlerine güvenen Yusuf, şehirden ayrıldı ve
Aynoroz’a sağ salim döndü.
Uşak’ta yaşayan bir Hristiyan kadın, yıllardır süren şiddetli baş ağrılarından mustaripti. Aziz
Pachomios’a dua etti ve yardımını istedi. Başına onun kanından sürdü ve şifa buldu.
Aynoroz’daki keşişlere mektup yazdı ve onlardan Pachomios’un ikonasını yapmalarını istedi.
Onlar da azizi tanıdıkları için yüzünü hatırlıyorlardı ve ikonasını yapıp gönderdiler. Kadın, bu
ikona ile birlikte azizi her yıl şehadet yıldönümünde büyük bir hürmetle yâd etti.
Daha sonra, onun mübarek emanetleri Patmos Adası’ndaki Aziz Yuhanna Manastırı’na
götürüldü. 26 Ocak 1953’te, Ekümenik Patrik’in izniyle, bu azizin kalıntılarından bir parça
Aynoroz’daki Aziz Pavlus Manastırı’na iade edildi. Zira Pachomios bir zamanlar orada
yaşamıştı.
Mukaddes Yeni Şehit Pachomios’un dualarıyla bizler de Göklerdeki Krallığa lâyık görülelim.
Âmin.
https://www.johnsanidopoulos.com/2011/06/holy-hieromartyr-pachomios-new-1730.html



