/ Kutsalların Kutsalı / Dünyanın Annesi Panagia

Dünyanın Annesi Panagia

Bugünkü Yüce Allahdoğuran’ın Kutsal Örtüsü (Agia Skepi) bayramı için bu Kutsal İncil

bölümü seçilmiştir.

  1. MARİA

Beytanya’da Lazarus’un kız kardeşi Marta, Rab’bi evinde kabul eder. Rab bir yere oturduktan

sonra orada bulunan insanlara öğretmeye başlar. Marta’nın kız kardeşi Maria ise Rab’bin

öğretisine öylesine kendini verir ki, kendinden geçmiş bir hâlde O’nun yanına oturur ve

alçakgönüllü bir öğrenci olarak O’nun göksel sözlerini büyük bir dikkatle dinler.

Öylesine kendini kaptırmıştır ki tek bir sözü bile kaçırmak istemez. Maria ruhunda göksel

hazineleri biriktirirken, Marta da sofraya koymak üzere elinden gelen en güzel şeyleri

hazırlamaktadır.

Marta bedenin yiyeceğiyle ilgilenirken, Maria ruhun ölümsüz gıdasından beslenmektedir.

Çünkü eşsiz bir fırsatı değerlendirmiştir. Mesih onun evine gelmiştir. Bir daha böyle bir

fırsata sahip olup olmayacağını bilmiyordu. Bu nedenle kendisini ilahî hakikatlerin

pınarlarından susuzluğunu gidermeye adamıştır.

Maria bu tavrıyla bize de hayattaki şeylere doğru bir öncelik sırası vermeyi öğretmektedir.

Allah’a sunabileceğimiz en büyük şey, O’nu özlemek ve O’nun ilahî sözünü arzulamaktır;

bundan sonra ise sevgi eserlerinde hizmet etmek gelir.

  1. MARTA

Marta kuşkusuz birçok işle boğuşuyordu. Çünkü Öğretmen’i ağırlamak için türlü türlü

yemekler hazırlamaya çalışıyordu. Yemek yapma ve ev işlerinde elbette becerikli ve titizdi;

ancak bunda biraz aşırılığa kaçıyordu.

Bu nedenle bir süre sonra Rab’bin yanına yaklaştı ve cesurca kendi sitemini dile getirdi:

— Rab, kız kardeşimin sofrayı hazırlamak için beni yalnız bırakmasını umursamıyor

musun? Öyleyse ona söyle de bana yardım etsin.

Bunun üzerine Rab ona şöyle cevap verdi:

— Marta, Marta! Kaygılanıyor, telaşlanıyor ve yoruluyorsun; birçok ve çeşitli yemek

hazırlamak için uğraşıyorsun. Oysa gerekli olan tek bir şey vardır: Benim öğretimi

dinlemek. Maria iyi olanı seçti; onun seçtiği ruhsal gıda kendisinden asla

alınmayacaktır.

Rab böylece Marta’nın istediği gibi Maria’yı azarlamak yerine, bu vesileyle Marta’nın

kendisini uyarır.

Burada biri şöyle sorabilir:

Acaba Rab Marta’nın hizmetini mi kınıyor?

Elbette hayır. Rab başka bir şeyi göstermek istemektedir. Sanki Marta’ya şöyle demektedir:

“Ben sizin evinize birçok ve çeşitli yemeklerin tadını çıkarmak için gelmedim; size büyük ve

göksel hakikatleri sunmak için geldim.”

Dışarıdan görünen güzel bir sunuş ve hizmet elbette iyidir. Ancak bunun daha yüce şeylere,

yani ruhsal gıdaya karşı ilgiyle birlikte olması gerekir.

Rab, Marta’nın hizmetini reddetmemektedir; yalnızca Maria’nın kendisini Rab’be adamasını

daha fazla övmektedir. Marta’nın yaptığı iş son derece faydalıdır; fakat Maria’nın yaptığı iş

daha yücedir.

Bu nedenle Rab Marta’yı, zamanını aşırı hazırlıklarla kaybettiği için uyarır. O anda yapması

gereken daha iyi şey, yemek hazırlamaya daha az zaman ayırmak, Rab’le iletişim kurmak ve

ilahî hakikatlerden derin biçimde yararlanmaktı.

Elbette hepimiz her gün bazı dünyevî işleri yapmak zorundayız; aksi takdirde yaşayamayız.

Bunların hepsini, hatta doğru biçimde, özen ve gayretle yerine getireceğiz; her şeyi Allah’ın

yüceliği için yapacağız.

Fakat bunu aşırılığa vardırmamalı, kalbimizi bu işlere bağlayarak ruhumuzu ihmal

etmemeliyiz.

  1. MAKBUL OLAN ALLAHDOĞURAN

Rab daha sonra kalabalıklara konuşurken, O’nun öğretisinden derinden etkilenmiş bir kadın

sevinçle ilahî Öğretmen’e seslendi:

— Seni taşıyan rahim ve seni doğurup büyüten anne ne mutlu!

Rab ise ona şöyle cevap verdi:

— Gerçekten de annem ne mutludur! Fakat Allah’ın sözünü işiten ve onu hayatlarında

koruyanlar daha da mutludur.

Rab bu sözleriyle Annesini iki kez kutlu ilan etmektedir. Çünkü o kadının kutlamasını

doğrulayarak, Allahdoğuran’ı yalnızca O’nun annesi olma lütfuna eriştiği için değil, aynı

zamanda herkesten daha fazla Allah’ın sözünü kendi içinde taşıdığı ve hayatında yaşattığı için

de kutlu ilan etmektedir.

Bu nedenle kuşaktan kuşağa Allahdoğuran’ı kutlu ilan ediyoruz. Nitekim bizzat Panagia’mız

da Müjde sırasında şöyle peygamberlik etmiştir:

➢ “İşte bundan böyle bütün kuşaklar beni kutlu sayacak.”

Onu yalnızca Allahdoğuran olmaya ve Rabbimizin Annesi olmaya layık görüldüğü için değil,

aynı zamanda bütün hayatı boyunca Allah’ın sözünü koruyarak eşsiz erdemiyle ışık saçtığı ve

meleklerden daha şerefli ve daha yüce hâle geldiği için de kutlu sayıyoruz.

Öyleyse Yunanistan’ımızın Müdafaa Eden Başkomutanı’na, yani Üpermakhos Stratigos’a

sığınalım.

1940 yılındaki haksız ve eşitsiz savaş sırasında vatanımızı koruyan O’na şimdi de yalvaralım:

Bize ışık versin, Allah’ın sözünü korumamıza yardım etsin ve her birimizi ayrı ayrı, bütün

vatanımızı ise hep birlikte “kendi himayesi altında” korusun.

 

 

 

Dünyanın Annesi Panagia