Dünyanın Annesi Panagia
Bugünkü Yüce Allahdoğuran’ın Kutsal Örtüsü (Agia Skepi) bayramı için bu Kutsal İncil
bölümü seçilmiştir.
- MARİA
Beytanya’da Lazarus’un kız kardeşi Marta, Rab’bi evinde kabul eder. Rab bir yere oturduktan
sonra orada bulunan insanlara öğretmeye başlar. Marta’nın kız kardeşi Maria ise Rab’bin
öğretisine öylesine kendini verir ki, kendinden geçmiş bir hâlde O’nun yanına oturur ve
alçakgönüllü bir öğrenci olarak O’nun göksel sözlerini büyük bir dikkatle dinler.
Öylesine kendini kaptırmıştır ki tek bir sözü bile kaçırmak istemez. Maria ruhunda göksel
hazineleri biriktirirken, Marta da sofraya koymak üzere elinden gelen en güzel şeyleri
hazırlamaktadır.
Marta bedenin yiyeceğiyle ilgilenirken, Maria ruhun ölümsüz gıdasından beslenmektedir.
Çünkü eşsiz bir fırsatı değerlendirmiştir. Mesih onun evine gelmiştir. Bir daha böyle bir
fırsata sahip olup olmayacağını bilmiyordu. Bu nedenle kendisini ilahî hakikatlerin
pınarlarından susuzluğunu gidermeye adamıştır.
Maria bu tavrıyla bize de hayattaki şeylere doğru bir öncelik sırası vermeyi öğretmektedir.
Allah’a sunabileceğimiz en büyük şey, O’nu özlemek ve O’nun ilahî sözünü arzulamaktır;
bundan sonra ise sevgi eserlerinde hizmet etmek gelir.
- MARTA
Marta kuşkusuz birçok işle boğuşuyordu. Çünkü Öğretmen’i ağırlamak için türlü türlü
yemekler hazırlamaya çalışıyordu. Yemek yapma ve ev işlerinde elbette becerikli ve titizdi;
ancak bunda biraz aşırılığa kaçıyordu.
Bu nedenle bir süre sonra Rab’bin yanına yaklaştı ve cesurca kendi sitemini dile getirdi:
— Rab, kız kardeşimin sofrayı hazırlamak için beni yalnız bırakmasını umursamıyor
musun? Öyleyse ona söyle de bana yardım etsin.
Bunun üzerine Rab ona şöyle cevap verdi:
— Marta, Marta! Kaygılanıyor, telaşlanıyor ve yoruluyorsun; birçok ve çeşitli yemek
hazırlamak için uğraşıyorsun. Oysa gerekli olan tek bir şey vardır: Benim öğretimi
dinlemek. Maria iyi olanı seçti; onun seçtiği ruhsal gıda kendisinden asla
alınmayacaktır.
Rab böylece Marta’nın istediği gibi Maria’yı azarlamak yerine, bu vesileyle Marta’nın
kendisini uyarır.
Burada biri şöyle sorabilir:
Acaba Rab Marta’nın hizmetini mi kınıyor?
Elbette hayır. Rab başka bir şeyi göstermek istemektedir. Sanki Marta’ya şöyle demektedir:
“Ben sizin evinize birçok ve çeşitli yemeklerin tadını çıkarmak için gelmedim; size büyük ve
göksel hakikatleri sunmak için geldim.”
Dışarıdan görünen güzel bir sunuş ve hizmet elbette iyidir. Ancak bunun daha yüce şeylere,
yani ruhsal gıdaya karşı ilgiyle birlikte olması gerekir.
Rab, Marta’nın hizmetini reddetmemektedir; yalnızca Maria’nın kendisini Rab’be adamasını
daha fazla övmektedir. Marta’nın yaptığı iş son derece faydalıdır; fakat Maria’nın yaptığı iş
daha yücedir.
Bu nedenle Rab Marta’yı, zamanını aşırı hazırlıklarla kaybettiği için uyarır. O anda yapması
gereken daha iyi şey, yemek hazırlamaya daha az zaman ayırmak, Rab’le iletişim kurmak ve
ilahî hakikatlerden derin biçimde yararlanmaktı.
Elbette hepimiz her gün bazı dünyevî işleri yapmak zorundayız; aksi takdirde yaşayamayız.
Bunların hepsini, hatta doğru biçimde, özen ve gayretle yerine getireceğiz; her şeyi Allah’ın
yüceliği için yapacağız.
Fakat bunu aşırılığa vardırmamalı, kalbimizi bu işlere bağlayarak ruhumuzu ihmal
etmemeliyiz.
- MAKBUL OLAN ALLAHDOĞURAN
Rab daha sonra kalabalıklara konuşurken, O’nun öğretisinden derinden etkilenmiş bir kadın
sevinçle ilahî Öğretmen’e seslendi:
— Seni taşıyan rahim ve seni doğurup büyüten anne ne mutlu!
Rab ise ona şöyle cevap verdi:
— Gerçekten de annem ne mutludur! Fakat Allah’ın sözünü işiten ve onu hayatlarında
koruyanlar daha da mutludur.
Rab bu sözleriyle Annesini iki kez kutlu ilan etmektedir. Çünkü o kadının kutlamasını
doğrulayarak, Allahdoğuran’ı yalnızca O’nun annesi olma lütfuna eriştiği için değil, aynı
zamanda herkesten daha fazla Allah’ın sözünü kendi içinde taşıdığı ve hayatında yaşattığı için
de kutlu ilan etmektedir.
Bu nedenle kuşaktan kuşağa Allahdoğuran’ı kutlu ilan ediyoruz. Nitekim bizzat Panagia’mız
da Müjde sırasında şöyle peygamberlik etmiştir:
➢ “İşte bundan böyle bütün kuşaklar beni kutlu sayacak.”
Onu yalnızca Allahdoğuran olmaya ve Rabbimizin Annesi olmaya layık görüldüğü için değil,
aynı zamanda bütün hayatı boyunca Allah’ın sözünü koruyarak eşsiz erdemiyle ışık saçtığı ve
meleklerden daha şerefli ve daha yüce hâle geldiği için de kutlu sayıyoruz.
Öyleyse Yunanistan’ımızın Müdafaa Eden Başkomutanı’na, yani Üpermakhos Stratigos’a
sığınalım.
1940 yılındaki haksız ve eşitsiz savaş sırasında vatanımızı koruyan O’na şimdi de yalvaralım:
Bize ışık versin, Allah’ın sözünü korumamıza yardım etsin ve her birimizi ayrı ayrı, bütün
vatanımızı ise hep birlikte “kendi himayesi altında” korusun.


