/ Azizlerimizin hayat hikayeleri / 16 Nisan Mübarek Şehit Bakireler Selanikli Agapi, İrini ve Hionia

16 Nisan Mübarek Şehit Bakireler Selanikli Agapi, İrini ve Hionia

Mübarek Şehitler Agapi, İrini ve Hionia, İmparator Diocletianus’un (284-305) hükümdarlığı döneminde yaşamış üç kız kardeşti. Selanikliydiler ve küçük yaşta yetim kalmışlardı. Hristiyanlara karşı zulüm başladığında, memleketlerini terk edip İznik civarında bir göl kenarındaki dağa çekildiler. Orada, 22 Aralık’ta anılan Rahip Zoilos adında mübarek bir keşişle birlikte münzevi bir hayat sürmeye başladılar.

Validetullah’ın sadık hizmetkârı ve Aziz Anastasia Farmakolytria’nın (22 Aralık) öğretmeni Mübarek Chrysogonos’un (22 Aralık) şehadeti üzerine Allah, Zoilos’u onun mübarek kemiklerini toplamaya yönlendirdi. Başı kesilmişti; başı da dâhil olmak üzere emanetlerini topladı. Otuz gün sonra Aziz Chrysogonos ona göründü ve birlikte yaşadığı üç kız kardeşin dokuz gün içinde imparator tarafından şehit edileceğini, onları bu sürece hazırlamak üzere Aziz Anastasia’nın geleceğini bildirdi. Aziz Anastasia onlara ruhani öğütler vererek hazırlandığı sırada, mübarek Zoilos huzur içinde Allah’a ruhunu teslim etti.

Aziz Anastasia, kız kardeşleri başka bir yere götürdü ve onları Mesih uğruna her şeye katlanmaları için teşvik etti. Çok geçmeden, görülen bu rüya gerçekleşti. Üç bakire yakalanıp imparator Diocletianus’un huzuruna çıkarıldılar.

İmparator, kız kardeşlerin gençliğini ve güzelliğini görünce, onları Mesih’i inkâr etmeleri için zorladı ve yönetimi altındakilerden soylu damatlar bulmayı vaat etti. Fakat mübarek kız kardeşler, kendilerinin tek Güveylerinin Mesih olduğunu, O’nun uğruna acı çekmeye hazır olduklarını söylediler. İmparator onları inkâra zorladı, ancak ne büyük ne de en küçükleri bunu kabul etti. Putperest tanrılara “insan eliyle yapılmış putlar” dediler ve gerçek Allah’a olan imanlarını açıkça ikrar ettiler.

Makedonya’ya hareket etmeye hazırlanan Diocletianus’un emriyle kız kardeşler de oraya götürüldü. Ve Vali Dulcititus’un huzuruna çıkarıldılar.

Mübarek şehitlerin güzelliğini gören Dulcititus’un kalbine şehvet düştü. Onları muhafaza altına aldı ve arzularını yerine getirirlerse serbest bırakılacaklarını söyledi. Fakat mübarek şehitler, semavi Güveyleri Mesih uğruna ölmeye hazır olduklarını söylediler.

Dulcititus bu isteğine zorla ulaşmaya karar verdi. Kız kardeşler geceleyin Rabbi övmek için kalktıklarında, Dulcititus kapıya geldi ve içeri girmeye çalıştı fakat görünmeyen bir kuvvet onu engelledi. Dolaşıp durdu, yolunu bulamadı, sonunda yüzü gözü is içinde kalarak mutfakta tencereler, tavalar arasında yere yığıldı. Hizmetçiler ve askerler onu ancak zorlukla tanıyabildiler. Aynaya baktığında, mübarek şehitlerin kendisiyle alay ettiğini anladı ve onlardan intikam almaya karar verdi.

Mahkemede, Dulcititus mübarek şehitlerin soyulmasını emretti. Ancak askerler ne kadar deneseler de buna muvaffak olamadılar; elbiseleri, mübarek bakirelerin bedenlerine sanki yapışmıştı. Duruşma sırasında Dulcititus birden uyuyakaldı ve kimse onu uyandıramadı. Eve taşınır taşınmaz uyanıverdi.

Bütün olan biten Diocletianus’a bildirildiğinde, Dulcititus’a öfkelendi ve mübarek bakireleri yargılaması için Sisinius’a teslim etti. O da en küçük kardeş olan İrini’den başladı. Onun kararlılığını görünce zindana attı ve sonra Agapi ile Hionia’yı kandırmaya çalıştı. Fakat onlar da Mesih’i inkâr etmedi ve mübarek Agapi ile Hionia’nın yakılmalarına hükmetti. Hükmü duyunca, mübarek kız kardeşler şehadet taçları için Allah’a şükrettiler. Ateşin içinde, Agapi ve Hionia pak ruhlarını Rabb’e teslim ettiler.

Ateş sönünce, herkes mübarek şehitlerin bedenlerinin ve elbiselerinin ateşten etkilenmediğini gördü; yüzleri sanki uyuyorlarmış gibi güzel ve huzurluydu. Ertesi gün Sisinius, Aziz İrini’nin mahkemeye getirilmesini emretti. Ona, şehit ablalarının başına gelenleri hatırlattı ve Mesih’i inkâr etmesini istedi. Ardından onu bir geneleve teslim etmekle tehdit etti. Fakat mübarek şehit şöyle cevap verdi: “Bedenim zorla kirletilse bile, ruhum asla Mesih’i inkâr ederek kirlenmeyecektir.”

Sisinius’un askerleri Azize İrini’yi geneleve götürmek üzere yola çıktıklarında, iki nur yüzlü asker onları durdurdu ve şöyle dedi: “Efendiniz Sisinius bu bakireyi yüksek bir dağa götürmenizi, orada bırakmanızı ve sonra dönüp emrini yerine getirdiğinizi bildirmenizi emrediyor.” Askerler de aynen böyle yaptı.

Döndüklerinde, Sisinius büyük bir öfkeye kapıldı çünkü böyle bir emir vermemişti. Bu nur yüzlü askerler, mübarek şehide dokunulmasın diye Allah’ın gönderdiği meleklerdi. Sisinius, bir asker birliğiyle birlikte dağa gitti ve zirvede Azize İrini’yi gördü. Uzun süre dağın zirvesine giden yolu aradılar, fakat bulamadılar. Sonunda askerlerden biri Azize İrini’yi bir okla yaraladı. Mübarek şehit yüksek sesle şöyle dedi: “Aciz öfkeni hiçe sayıyor, Rabbim ve Efendim İsa Mesih’e lekesiz ve temiz olarak gidiyorum.” Rabbe şükrettikten sonra yere uzandı ve ruhunu Allah’a teslim etti.

Aziz Büyük Şehit Anastasia, mübarek kız kardeşlerin akıbetini duyunca, onların bedenlerini hürmetle defnetti.

16 Nisan Mübarek Şehit Bakireler Selanikli Agapi, İrini ve Hionia