/ Manevi yaşam / Seninle yaşamak istiyorum (2. bölüm)

Seninle yaşamak istiyorum (2. bölüm)

2.BÖLÜM: MESİH HAYATINA NASIL GİRİLİR?

KİLİSE DENEYİMİNDE, insanların Allah ile yaşamak için izledikleri yolu bize gösteren denenmiş bir yol var mı?

Elbette var! Bu, Kutsal Vaftiz Gizemi aracılığıyla Mesih hayatına girmek için kişinin izlediği yolun tamamıdır. Öyleyse, bu gizemin bize Mesih’teki hayata doğru hangi aşamaları gösterdiğini ve bu deneyimi hayatımızın her anında nasıl yaşayabileceğimizi kendimiz görmeye çalışalım.

Böylelikle bir yolculuğa başlıyoruz; çünkü kutsal Vaftiz bir yolculuktur, karanlıktan bir çıkış ve Allah’ın nuruna bir giriş. Bu yolculuğu, ilk Hristiyanların, çoğu yetişkinin ileri yaşta imanı bildikleri için vaftiz edildiği dönemde izlediği gibi izleyeceğiz. Böylece, deneyimledikleri gizem hakkında bilgi sahibi olan bu insanların kutsal deneyimlerini kaydedebiliriz.

Kefil

Kilise’nin ilk yüzyıllarında, vaftiz olmak istediğinizde belirli adımları izlemeniz gerekiyordu. İlk olarak, biri sizi kiliseye getirir, rahibe takdim eder ve onunla sizin hakkınızda konuşurdu. Bu kişiye kefil denirdi. Kefil, Allah’a olan büyük sevgisinden dolayı bu susuzluğu, bu özlemi size aşılayan ateşli bir Hristiyan’dı ve Kilise’ye girişinizin kefili olurdu. Sizin ve hayatınızın bundan sonraki tüm seyri için manevi sorumluluğu üstlenirdi.

Kateşizm

Bu ilk yaklaşımdan sonra, kateşizm süreci başladı. Birleşmek istediğiniz Allah’ın kim olduğunu bilmek… Bu kateşizm çalışması, din adamları veya din adamı olmayanlar (cemaat) tarafından yürütülürdü. Birçoğu, İskenderiye, Kudüs, İzmir ve Antakya’da bulunan o dönemin Kateşizm Okulları’nda eğitim görmüştü. Vaftiz olmak isteyenler için Vaftiz kateşizmleri ve Vaftizden sonra müminler için başka kateşizm kitapları da vardı. Vaftiz öncesi kateşizm genellikle üç yıl sürer ve üç seviyeden, üç sınıftan oluşurdu: birinci sınıf dinleyiciler, ikinci sınıf katekümenler ve son olarak nurlanmaya hazırlananlar sınıfı. İnancı daha iyi öğrenme amacıyla yapılan kateşizm ise zamanla vaftize müteakiben yapılır ve müminin hayatı boyunca varlığını sürdürürdü.

Peki Vaftiz Öncesi Kateşizm Farklı Seviyelerde Nasıl Uygulanmaktaydı?

  1. a) Dinleyiciler: Dinleyici sınıfı genellikle bir yıl sürerdi. Bir yıl boyunca her hafta kiliseye giderdiniz ve kateşizm dersi veren öğreten size ilk derslerinizi verirdi. Herhangi bir yükümlülüğünüz olmadan sadece inancın temel hakikatlerini duyardınız.
  2. b) Katekümenler: Devam etmek isterseniz, genellikle iki yıl süren ikinci kateşizm sınıfına geçerdiniz. Bu sınıfta, her hafta tekrar kiliseye gitmeniz ve kateşizmin verilmesi gerekiyordu. Ancak artık belirli bir hayat yolunuz da vardı. Rahip, sizi inancın temel hakikatlerine daha derinlemesine yönlendirdikten sonra, her hafta bazı temel emirleri yerine getirmenizi isteyen manevi bir program hazırlardı. Ve düzenli aralıklarla size sorardı: Söylediklerimizi öğrendiniz mi? Öğrendiğiniz emirleri tuttunuz mu? Eskisi gibi yaşamayı bıraktınız mı? Hristiyan hayatına istikrarlı adımlarla girmeniz için size bu güzergahı belirlerdi. Ve eğer uygunsanız, sizi İlahi Litürjinin, Kutsal İncil’e kadarki olan bölümüne dek kabul ederdi. Ancak vaftiz edilmediğiniz için sonuna kadar kalma hakkınız yoktu.
  3. c) Nurlanmaya hazırlananlar: Dolayısıyla, yaklaşık iki yıl boyunca vaftiz olma arzunuzda kararlıysanız, ikinci yılın sonuna doğru, kefil kişi sizinle gelir ve rahibe, öğrendiğiniz emirlere göre gerçekten yaşadığınızı tanıklık ederdi. Ve Kilise sizi nurlanmaya hazıranlananlar saflarına yerleştirirdi. Sizi “hayat kitabına”, yani Kutsal Vaftiz gizemine dahil olacak adayların listesine yazardı. Bu yazma genellikle Büyük Oruç’tan önceki Pazar günü olan Peynire Veda Pazarında veya Noel orucunun başında yapılırdı. Böylece 40 veya 50 günlük bir oruç tutma, manevi hazırlık için ibadethaneye günlük katılım, arınma ve kateşizm yolculuğu başlardı. Rahip ise hayatınızın gidişatını izlerdi. Böylece bu oruç günlerinden sonra, Büyük Cumartesi günü, Noel veya Teofani bayramları arifelerinde kutsal Vaftiz’e geçilirdi.

Koruyucu Melek

Vaftiz günü, vaftiz edilecek olanlar kilisenin dışında çıplak ayakla, beyaz bir tunik giyerek dururlardı. Rahip, diğer duaların yanı sıra her birine şu duayı okur: Rabbim ve Allah’ım, senin çocuğun olmak isteyen bu adama lütfet. “Hayatına parlak bir Melek kat”, ona ayrılmaz bir dost, parlak bir koruyucu Melek ver; hayatı boyunca onu koruyacak ve böylece onu iblisin her türlü hilesinden kurtaracak. Ve o andan itibaren hepimiz Allah’tan hayatlarımızın eşsiz ve şahsi koruyucu meleğini resmen alırız.

Reddiyeler

Ardından, vaftiz edilecek olanlar yüzlerini Batı’ya döndürürlerdi. Çünkü Batı, iblisin hüküm sürdüğü karanlığı simgeler. Adaylar, iblise olan nefretlerini göstermek için ellerini yukarıya doğru ve açık tutar, rahiplerin sorularına cevap verirlerdi.

Kilise, yani Allah, onlara sorardı: “İblisi reddediyor musun?” İblisi inkâr ediyor, onun ordusundan ayrılıyor musun? Ve her aday cevap veriyordu: “Reddediyorum.” Onu inkâr ediyorum. Karanlığı, iblisi, günahı, karanlık hayatımı inkâr ediyorum. Hepsinden vazgeçiyorum. Ve bu üç kez yapılırdı. O anda, Kilise’nin bazı Azizleri çığlıklar duyuyor ve manevî gözleriyle iblislerin paniklemiş ve dehşete düşmüş bir şekilde uzaklaştığını görüyorlardı. Ve Kilise sorularına devam ediyordu: “Reddin bitti mi?” Ayrıldın mı? Emin misin? Ayrıldım! “Bitti!” Üç kez. Ve bu yeterli miydi? Hayır!

Rahip devam ediyordu: İblise karşı üç kez, ta ciğerinden (derininden) üfle. Ona ne kadar nefret ettiğini göster. Sanki ona, seni hayatımda istemiyorum, seninle hiçbir ilişkim olmasını istemiyorum, der gibi.

Adaylar, karanlığa karşı olan nefretlerini derinliklerinden üç kez çıkardıktan sonra, Kilise onları iblise karşı olan küçümsemelerini göstermeye ve onu yüzüne karşı üç kez tükürmeye çağırıyordu. “Ona tükür.” Ona tükür! İblise tükür. Yani ona de ki: Seni bir daha karşımda görmek istemiyorum!

Ardından Kilise sana derdi: Şimdi yüzünü Doğu’ya çevir; Mesih’e, ışığa, yeni hayata, Cennete, Allah’ın Krallığına.Ve ellerin açık bir şekilde. Neden?

Çünkü eski zamanlarda, köle tüccarları esirleri köle olarak pazarlarda sattıklarında, onları soyar ve alıcıların vücutlarında herhangi bir kusur olup olmadığını görmeleri için elleri açık durmalarını sağlarlardı. Satın almaya değer olup olmadıklarını anlarlardı.

İblisin esaretinden ayrıldığına göre, Mesih seni satın alıyor, altın sikkelerle değil, dünyadaki en değerli şeyle, Kutsal Kanı ile. Ve o anda Allah, senin O’nun çocuğu olmaya layık olup olmadığını görüyor ve seni esaretten satın alıyor; seni tekrar köle yapmak için değil, özgür kılmak için.

Şimdi Kilise sana soruyor: İblis’ten ayrıldığına göre, Mesih’e gelmek istiyor musun? Mesih’in askeri olmak istiyor musun? O’nun ordusuna girmek istiyor musun? “Mesih’e katılıyor musun?” “Katılıyorum!” İstiyorum. Mesih’in ordusuna giriyorum. İsa Mesih’in askeri oluyorum! Ve bu üç kez yapılırdı. Ve sonra üç kez daha sorulurdu: Mesih’in ordusuna girdin mi? “Mesih’e katıldın mı?” “Katıldım!” Girdim. Bağlandım!

Sonuç olarak, biz de vaftiz olduğumuzda, hepimiz Mesih’e ait olmak istediğimizi, O’nu sevdiğimizi ilan ederek toplam 18 “reddiye ve onay” verdik: 12 söz (reddiye ve onay), 3 üfleme ve 3 tükürme. Ancak Kilise bizden bir de imza istedi. İmzalıyor musun? diye sordu. İmzalarım! İmzan nedir? İmanını açıkça ikrar etmek, tüm canınla İman İkrarını söylemek: “İman ederim bir Allah’a, Her Şeye Gücü Yeten Peder’de…”

Peki Tüm Bu Vaatlerin Bugünkü Hayatımızla Ne İlgisi Var?

O zamanlar verdiğimiz tüm bu vaatleri Allah her an doğrulamamızı ister. Evde, yolda, işte, bilgisayarın başında; ayartma anında… Mesih sana her an şöyle diyor: Çocuğum, hatırla, 19 kutsal “söz” verdin. Kiminlesin? Benimle misin? Elbette? Hayatının lideri olarak kimi atadığını hatırlıyor musun? Verdiğin vaatleri hayatınla her an doğrulamalısın. Gözlerin doğru görsün, kulakların doğru duysun. Ellerin iyilik yapsın. Ayakların Allah’ın yollarında yürüsün. Kendine ait değilsin. Mesih seni kanıyla satın aldı. Günah işlemeye hakkın yok. Bunu sen söyledin, söz verdin.

Mesih’teki Hayat yolculuğumuza devam edelim:

Soyunma

Kilise, adayları Vaftiz aracılığıyla ölümsüzlük cübbesini giymek için “yozlaşma cübbesini” çıkarmaya çağırır. Günah paçavralarını atmaları için. Eski benliklerini ve onları geçmişe bağlayan her şeyi tamamen sildiklerini göstermeleri için.

Suyun Kutsanması

Rahip daha sonra Vaftiz suyunu kutsayarak içine üç kez üfler. Tıpkı Allah’ın insanı yarattığında ona yaşam nefesini aşıladığı gibi, şimdi de rahip vaftiz havuzunun suyuna Allah’ın Lütfunu aşılamaktadır. İnsanın bir çeşmenin suyunda değil, Kutsal Cuma günü Çarmıhta Mesih’in lekesiz yanından akan kutsal suda vaftiz edildiğini göstermek için. Bu, hepimizin vaftiz edildiği sudur. Bu su bizi temizledi, yeniden canlandırdı ve bizi Mesih’teki hayatla tanıştırdı.

Yağla Meshetme

Sonra rahip, vaftiz edilecek kişiyi meshedeceği yağı kutsar. Yağ ile kişinin göğsüne dokunarak, “can ve bedenin iyileşmesi için” der. Yani, canınızın ve bedeninizin iyileşmesi için. Kulaklara: “imanın duyulması için”, böylece imanın hakikatlerini duymayı öğrenersiniz. Buruna: “manevi kokunun kokusu için”, böylece ilahi lütfun kokusunu hissedebilesiniz. Ağıza: “ağzından hikmet dökülsün”, böylece bilgece konuşmayı öğrenesiniz. Ellere sürer ki, iyilik yapabilesiniz. Dizlere sürer ki, böylece duada diz çökebilesiniz. Ayaklara sürer ki, böylece Mesih’in yolunu izleyip iblisi çiğneyebilesiniz.

Bu yağla meshetme, vaftiz edilen kişiye yalnızca Allah’ın kutsamasını vermek için değil; onu yalnızca zihnen ve fiziken yaralardan iyileştirmek için yapılmaz. Daha çok, ona çok büyük bir gerçeği öğretmek için yapılır: Bir savaş alanına, çetin bir mücadeleye girilir. Güreş müsabakalarında, güreşçiler arenaya girmeden önce, birinin diğerini geçebilmesi için yağla meshedilirdi. Manevi savaşlarda ise Kilise size şöyle der: Sizi yalnızca manevi ve fiziki yaralarınızdan iyileştirmek için değil, aynı zamanda iblisle savaşırken kullanmanız üzere de yağla meshediyorum.

Çok çetin bir alana giriyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz? İblisi alenen inkâr ettiniz, ona tükürdünüz ve o bunu sizin yanınıza mı bırakacak? Ona nefretinizi gösterdiniz ve o sizden intikam almayacak mı? Savaşa hazır olun. Bu yüzden savaşmayı öğrenmelisiniz. Çünkü “kendi düşmanlarınıza karşı değil, iblisin ordularına, karanlık dünya hükümdarlarına karşı savaşmalısınız.” Öyleyse savaşmayı öğrenin.

Üçlü Daldırma

Ardından suya daldırma gelir. Bu daldırma, Kutsal Üçlü’nün adına atıfta bulunduğu için üç kez yapılırdı; aynı zamanda Rab’bin mezarda ölü kaldığı üç günü de anmak için.

  1. a) Ölüm: Bu suya daldırma işleminin tam olması gerekiyordu: vaftiz edilen kişi tamamen suya daldırılmalıydı; başkalarının yaptığı gibi üzerine yalnızca serpmeyle olmamalıydı. “Vaftiz”, batırmak yani tamamen suya girmek anlamına gelir. Neden? Çünkü kutsal Vaftizde bir ölüm ve bir diriliş gerçekleşir. Bu yüzden vaftiz edilen kişi tamamen suya daldırılmalıdır, çünkü bu daldırma ölümü simgeler. Vaftiz suyunda günahkâr kişi ölür ve gömülür.
  2. b) Asli günahın yok edilmesi: Aynı zamanda asli günah da yok edilir, kişinin vaftizinden önce işlediği diğer tüm günahlar da yok edilir. Bu günahlar sadece bağışlanmakla kalmaz, yok edilir; sanki hiç işlenmemiş gibi. Kişi lekesiz, günahsız olarak çıkar. Elbette, Vaftizden sonra kötülüğe karşı belirli bir eğilim kalır, böylece Hristiyan mücadele edebilir, savaşabilir ve fethedebilir.
  3. c) Yeni bir hayata diriliş: Vaftiz edilen kişi yalnızca günaha ölü olarak değil, aynı zamanda yeni bir hayata yeniden doğarak, Mesih’in hayatına dirilmiş, Allah’ın bir çocuğu, bir Hristiyan; Allah’ın hükümranlığının bir vatandaşı, yani Kilise’nin bir üyesi olarak çıkar. Bu nedenle Vaftiz aynı zamanda “nurlanma” olarak da adlandırılır, çünkü insan günahın karanlığından nurlanır ve Mesih’in nurunda yaşar, Mesih’in nurunu yayar. İlahiyatçı Aziz Grigorios şöyle der: “Vaftiz, günahın yok oluşu, nura dahil oluş, karanlığın ise ortadan yok oluşudur; Mesih ile bir yolculuktur’’
  4. d) Mesih’i Giymek: Ancak insanın Kutsal Vaftizde deneyimlediği ve tecrübe ettiği en büyük mucize, yalnızca Kilise’nin hayatına girmesi değil, çok daha fazlası, Allah’ın kendisinin, vaftiz edilenin hayatına girmesidir. Yani insan o anda Mesih’i giyer. Mesih onun içine girer.

Bunu açıklayalım:

Adem ve Havva cennetteyken, diğerleriyle kıyaslanamayacak kadar üstün, doğaüstü bir giysi giymişlerdi. Bu giysiye “Allah tarafından dokunmuş giysi” deniyordu. Yani Allah’ın “dokuduğu” bir giysi. Bu giysi neydi? Allah’ın nuru, İlahi Lütuf’tu. İlk yaratılanlar, güneşin ışığından kıyaslanamayacak kadar parlak bir ışık olarak İlahi Lütuf’u yayıyorlardı. Çünkü onlar Allah’ın saf aynalarıydı. Ancak Adem ve Havva Allah’ı ​​inkâr ettiklerinde, ilahi Lütuf’u kendilerinden attılar ve çıplak kaldılar. Bu yüzden utanmaya başladılar ve çıplaklıklarını gizlemek için incir yaprakları diktiler. Allah da onlara ölü hayvanların derilerini verir ki, daha iyi giyinebilsinler. Sanki onlara şöyle diyordu: “Bundan böyle giysileriniz bile çürümenin, ölümün tutsakları olduğunuzu gösterecek.” Böylece hepimiz, o andan itibaren, vaftiz edilene kadar “deri giysiler” taşırız, yani bedenimizin içinde çürümenin ve ölümün izlerini taşırız.

Beyaz Kaftan

Kilise, daha önce de belirttiğimiz gibi, vaftiz edilmeden hemen önce size şöyle der: Bu giyisileri çıkarın. Çürümenin izlerini çıkarın. Allah size, Adem ve Havva’nın giydiği ilahi olarak dokunmuş kaftandan daha üstün, beyaz bir kaftan verecek. Vaftizden sonra, yalnızca Allah’ın Lütfu ile değil, Mesih’in kendisini giyineceksiniz. Bu nedenle, vaftiz havuzundan çıkar çıkmaz Kilise size şöyle diyecek: “Mesih adına vaftiz edilen sizler, Mesih’in Kendisini giydiniz”. Bu nedenle o zaman sizden renkli giysiler giymemenizi, beyaz giysiler giymenizi isteyecek. Neden beyaz? Çünkü Mesih değişip yüzü güneş gibi parladığında, giysileri nur gibi bembeyaz oldu. Bu nedenle beyaz giysiler, içinizde Mesih’in kendisini giyindiğinizi gösterir. Mesih artık içinizdedir. Ağzınızdan Mesih konuşur, gözlerinizden Mesih görür, kulaklarınızdan Mesih duyar, elleriniz Mesih’indir, günah işlemeye hakkınız yoktur. Ayaklarınız, tüm bedeniniz Mesih’indir.

Hristiyanlığın ilk yıllarında, rahip size giymeniz için beyaz kaftanı vermeden önce şöyle derdi: Çocuğum, bu kaftanı size Allah verdi. Bu beyaz kaftanı çocuğum, temiz tutun, günahlarla, düşüncelerle, arzularla, bakışlarla, işitmelerle kirletmeyin. Dikkat edin. Neden? Çünkü Mesih İkinci Gelişinde tekrar geldiğinde, size şöyle diyecektir: Çocuğum, kaftanınızı bana şimdi verin ki görebileyim.

Ancak hepimiz zayıf insanlar olduğumuz ve bu kutsal Vaftiz kaftanını her gün kirlettiğimiz için, Rab bize arınma gücünü, ikinci Vaftizin Gizemi’ni, yani Kutsal İtiraf’ı verdi ki, Mesih gelip kirli kaftanımızı değerli Kanıyla temizlesin.

 

Haç ve Mum

Kilise daha sonra size şöyle der: Bir haç ve bir mum bulundurun. Haçı boynunuza asın ve mumu elinizde tutun. Neden? Çünkü parlamak istiyorsanız, her an ve her saat haçınızı taşımalısınız. İman yolu kan, ter ve gözyaşı gerektirir. Aksi takdirde kaybolursunuz. Yani ne sadece bir mum ne de sadece bir haç. Mum istiyorsanız, önce haçı yüklenin. Önce Kutsal Cuma’nın Haçı’nı, sonra da Dirilişin Nurunu.

Kutsal Yağ

Bu noktada Kutsal Yağ’ın Gizemi devreye girer. Rahip, Kutsal Ruh’un armağanlarını üzerinize döker ve bedeninizi kutsal Mür ile mesheder. Bu Mür, Kutsal Ruh’un armağanlarını simgeleyen birçok hoş kokulu yağdan oluşur. Rahip daha sonra bedeninizin tüm uzuvlarını mesheder: başınızı, yanlarınızı, ellerinizi, kulaklarınızı, ayaklarınızı, ağzınızı ve size şöyle der:

“Kutsal Ruh armağanının mührü. Amin.” Yani, bu kutsallaştırılmış Mür, Kutsal Ruh’un armağanlarının üzerinize dökülmesini mühürler.

Peki Kutsal Ruh’un armağanlarının dökülüşü neden gerçekleşir?

Çünkü Hristiyan şimdi yeni bir hayata, Mesih’teki hayata giriyor. Ancak, mümin asli günahtan arınmış olsa da, kötülüğe karşı belirli eğilimini korur. Aynı zamanda iblisin kendisiyle ve tüm günahlarla mücadele etmek ve çetin bir mücadele vermek zorundadır. Ancak, tek başına, ilahi Lütuf olmadan, mücadele edebilmesi imkansızdır. Bu nedenle, Meshedilme Gizemi ile Kutsal Ruh’un armağanlarıyla güçlenir. Bunlarla güçlü, kudretli olur, Kutsal Ruh’un zırhıyla donanır ve böylece düşmanın gücü karşısında korkusuzca durabilir, savaşabilir ve fethedebilir, Mesih’teki yaşamda dik kalabilir.

Dans

Şimdi Kilise bayram eder. Vaftiz edilmiş kişiyi vaftiz havuzunun etrafında götürür ve hep birlikte dönerler. Azizler ve melekler bizimle dans eder… Bütün Kilise, bir insanın Mesih hayatına girişini kutlar. Peki ne söyleriz? “Mesih’e vaftiz edilenlerin hepsi, Mesih’i giyindiler.”

Adanma

Adanma töreni devam eder. Rahip, vaftiz edilen kişinin saçından küçük bir tutam keser ki Allah’a sunabilsin. Allah’ın bizim bir şeyimize ihtiyacı olduğu için değil. Bu, Allah’a şunu söylemek için sembolik bir harekettir: “Mesih’im, kendime ait değilim. Sahip olduğum her şey senin. Kendime ait hiçbir şeyim yok. Günahkâr hiçbir şeye hakkım yok. Benden ne istersen yapacağım.”

Kutsal Komünyon

Kutsal Vaftiz’in gizemi, Kutsal Komünyon Gizemi ile tamamlanır. Kutsal Vaftiz ile inanan günah lekesinden arınır, Kutsal Yağ ile Allah’ın mührünü üzerine alır. Ve Kutsal Komünyon ile Mesih’le tamamen birleşir. Mümin, hayatında ilk kez Allah ile birleşir ve Allah ile bütünleşir. “Tıpkı bir bebek doğar doğmaz, doğanın sütünü fiziksel olarak yaşaması için hazırlaması gibi, insan da kutsal Vaftiz aracılığıyla manevi olarak doğar doğmaz, ilahi Lütuf onun için Kutsal Komünyon hazırlar, böylece manevi olarak yaşayabilir.” Ve “artık tüm yaşamı Mesih’i sürekli olarak kabul etmekle geçmelidir.”

Mesih’te Hayatın Adımları

Sonuç olarak, Mesih’te yaşamak için vaftizimde izlediğim adımları izlemeliyim.

Şimdi bu adımlara tek tek bakalım:

  1. Kateşizm

Allah ile birleşmek için önce O’nu tanımalıyım. Hayatım boyunca kateşizm eğitimi almam gerekir. Düzenli olarak manevi konuşmalara, vaazlara ve manevi sohbetlere katılmalıyım. Kutsal Kitabı ve diğer manevi kitapları her gün okumalıyım. Bana Allah hakkında konuşacak kutsal kişiler aramalıyım. Kulaklarımı iyice açmak ve imanın hakikatlerini dinlemeliyim. Her gün daha fazlasını öğrenmek için özlem duymalıyım. Allah’ı ​​daha fazla tanımalıyım.

  1. İnkar

Vaftiz edilmeden kısa bir süre önce iblise karşı gösterdiğim bu nefreti her an ve her saat ifade etmeliyim. Ona şunu söylemeliyim: Seni istemiyorum. Seninle hiçbir ilgim olmasını istemiyorum. Neden beni rahatsız ediyorsun? Seni evime, kalbime mi davet ettim? Neden benimle savaşıyorsun? Hadi kalk, benden uzak dur. Kötülük umurumda değil. Dünyaya ölüyüm… Günah umurumda değil.

  1. Vaat

Mesih’e duyduğum sevgimin güvencesini hatırlamak ve her an ifade etmeliyim. Her gün Allah’a şunu söylemeliyim: Mesih’im, seninim. Seninle yaşamak istiyorum. Ve tam da bu yüzden her an senin için ölüyorum. Senin yolun bana pahalıya mal oldu. Ama ben seninim! Ve senin adına konuşuyorum, seni ikrar ediyorum. Hem sözlerimle hem de davranışlarımla.

  1. Ölüm ve Diriliş

Kutsal Vaftiz suyunda deneyimlediğim ölüm ve dirilişi, Mesih’teki yeni hayatı her an ve her saat deneyimlemeliyim.

Ama bu nasıl olabilir?

Mesih’teki hayat bana kutsal Vaftiz aracılığıyla “güçle”, bir olasılık olarak verildi, böylece benim için bir “faaliyet”, yani günlük mücadelemde bir eylem ve deneyim haline gelebilir. Allah ile yaşamak, sürekli olarak karanlıktan vazgeçip ışığa doğru yürümek demektir. İblis ve günahla mücadele etmek ve savaşmak demektir. Ve bu mücadelede bazen düşeceğim için, ikinci Vaftizin Gizemi’ne, Kutsal İtiraf Gizemi’ne tövbeyle her geldiğimde ölümden hayata yolculuğu yeniden yaşayabilirim. Orada Mesih’ten beni günahın esaretinden tekrar kurtarmasını isterim, iblisten tekrar vazgeçmeye, içimdeki her günahı öldürmeye karar veririm; ve Mesih’e olan sevgimi, yalnızca O’nun için yaşama kararımı yeniden teyit ederim. Böylece her tövbe edişimde ölür ve yaşarım, dirilişimi deneyimlerim.

  1. Sistematik Mücadele

Ve iblisle her gün mücadele ederim. Ondan ve her türlü ayartmadan sıyrılmak için Allah’ın yağıyla tamamen meshedildim. Evde, yolda, okulda, işte, her yerde. Hem uykuda hem uyanıkken, hem gündüz hem gece mücadele ediyorum, yaralanıyorum, düşüyorum ve kalkıyorum, savaşıyorum…

  1. Birlik

Ve her gün mücadele ederken, kendi irademi ortadan kaldırıyor ve Mesih’in iradesine itaat ediyorum; yalnızca Mesih’in istediğini yapıyorum. Böylece sadece Mesih’le yaşamıyorum, Mesih’in kendisi içimde yaşıyor. İçimde O’nun sureti şekilleniyor. Ve Kutsal Komünyon aracılığıyla Mesih’e olabildiğince sık paydaş olmaya özlem duyuyorum. Ve O’nunla mükemmel bir ilişki içinde yaşıyorum.

Bu yüzden, hayatımın bir parçasını oluşturan Vaftiz Gizemi’ni hayatımın her anında deneyimlemem gerekiyor. Onu yaşamak için. Verdiğim sözleri, yaptığım eylemleri, yaşadığım mucizeleri hatırlamak için… Ve tüm bunlar hayatımı değiştirecek, beni şaşırtacak. Ve Allah ile yaşamama, Allah ile iletişim kurmama, Mesih’in içimden parlamasına izin vermeme yardımcı olacak. Ve nerede olursam olayım, diyeceğim ki: Mesih, ellerimi tut, onlar senin. Gözlerimi tut, onlar senin. Düşüncemi al. Bana “kendi düşünceni” ver. Kalbimi al. O da senin. Benim kendime ait hiçbir şeyim yok.

İşte tam da bu yüzden Mesih’teki yeni hayat saklı ve gizemli bir hayattır. Çünkü Mesih’in varlığının mucizesini kalbimde saklar.

Tüm bu adımları sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak göreceğiz. Daha ayrıntılı olarak şunları göreceğiz:

Manevi hayatı nasıl yaşarız?

Manevi olana hayatımızda neden ihtiyaç duyarız? Hakiki tövbeye nasıl ulaşırız?

Manevi mücadele nedir?

Manevi egzersizlere neden ihtiyaç duyulur?

Günlük manevi programa neden ihtiyaç duyulur?

Kutsal Kitabı neden okumalıyız?

Nasıl dua etmeliyiz?

Nasıl kilise hayatı yaşarız?

Mesih’in hayatını nasıl taklit edebiliriz?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Seninle yaşamak istiyorum (2. bölüm)